İSİG Meclisi’nin açıkladığı 2019 iş cinayetleri raporuna göre bu yılda en az 1736 işçi, yaşanan iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Ölen işçilerin yüzde 99’u ise sendikasız.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 2019’un iş cinayeti raporunu açıkladı. Rapora göre 2019’da en az 1736 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Buna göre Ocak’ta 159 işçi, Şubat’ta 127 işçi, Mart’ta 114 işçi, Nisan’da 153 işçi, Mayıs’ta 164 işçi, Haziran’da 131 işçi, Temmuz’da 178 işçi, Ağustos’ta 149 işçi, Eylül’de 147 işçi, Ekim’de 158 işçi, Kasım’da 129 işçi, Aralık’ta ise 127 işçi meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

İş cinayetlerinde ölen işçilerin 1713’ü (yüzde 98,68) sendikasız bir şekilde çalışıyorken, sendikalı işçilerin sayısı sadece 23’tü (yüzde 1,32).

2019’da yaşamını yitirenlerin 1433 ücretli (işçi ve memur) çalışan olurken, 303 kişi kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) kişilerdi. Bir başka değişle ölenlerin yüzde 83’ünü ücretliler, yüzde 17’sini ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor. Ölenlerin 1621’i (yüzde 93) erkekken 115’i (yüzde 7) kadın.

En çok ölüm tarım ve orman iş kolunda

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı ise şu şekilde:

Tarım-orman işkolunda 442 işçi (245 çiftçi ve 197 işçi), inşaat-yol işkolunda 336 işçi, taşımacılık işkolunda 234 işçi, belediye – genel işler işkolunda 105 işçi, ticaret – büro –eğitim -sinema işkolunda 104 işçi, metal işkolunda 70 işçi, madencilik işkolunda 63 işçi, enerji işkolunda 50 işçi, konaklama – eğlence işkolunda 47 işçi, gemi – tersane – deniz – liman işkolunda 44 işçi, tekstil – deri işkolunda 36 işçi, savunma – güvenlik işkolunda 32 işçi, gıda – şeker işkolunda 31 işçi, petrokimya – lastik işkolunda 29 işçi, sağlık – sosyal hizmetler işkolunda 27 işçi; ağaç -kâğıt işkolunda 19 işçi, çimento – toprak – cam işkolunda 7 işçi, basın – gazetecilik işkolunda 6 işçi, iletişim işkolunda 3 işçi, banka – finans – sigorta işkolunda 3 işçi ve çalıştığı işkolu belirlenemeyen 48 işçi.

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

Trafik – servis kazası nedeniyle 392 işçi, ezilme – göçük nedeniyle 285 işçi, yüksekten düşme nedeniyle 259 işçi, kalp krizi – beyin kanaması nedeniyle 202 işçi, zehirlenme – boğulma nedeniyle 108 işçi, elektrik çarpması nedeniyle 100 işçi, şiddet nedeniyle 88 işçi, patlama – yanma nedeniyle 83 işçi, intihar nedeniyle 82 işçi, nesne çarpması – düşmesi nedeniyle 30 işçi, kesilme, kopma nedeniyle 19 işçi ve diğer nedenlerden dolayı 88 işçi

67 çocuk işçi hayatını kaybetti

2019’da ölen 1736 işçinin 67’si çocuk işçi oldu. 14 yaş ve altında 29 çocuk işçi hayatını kaybederken, 15-17 yaş arasında 38 çocuk işçi hayatını kaybetti. 18-27 yaş arası 246 işçi, 28-50 yaş arası 833 işçi, 51-64 yaş arası 366 işçi, 65 yaş ve üstü 115 işçi hayatını kaybetti. 109 işçinin ise yaşı tespit edilemedi.

Bu dönemde 110 mülteci/göçmen işçi yaşamını yitirdi. Mülteci/ göçmen işçilerin 41’i Suriyeli; 35’i Afganistanlı işçiydi. Ayrıca 6’şar işçi İranlı, Özbekistanlı ve Ukraynalı; 4’er işçi Rusyalı ve Türkmenistanlı; 3 işçi Azerbaycanlı, 2 işçi Gürcistanlı, 1’er işçi ise Bulgaristanlı, Çekyalı, İtalyalı, Kolombiyalı ve Polonyalı.

“Önlemek adına hiçbir adım atılmıyor”

İSİG Meclisi’nin hazırladığı raporun değerlendirme kısmında ise şu ifadeler yer aldı:

“İşe giderken yollarda geçen saatler, işyerinde güvencesiz çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri, iki kişinin yapacağı işi tek başına yapma, kötü yemekler, alınmayan iş güvenliği önlemleri, patrondan hakaret… Yaşamak için değil adeta çalışmak için yaşıyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi bir bütün. Ancak en acıtan çıplak yüzü ise iş cinayetleri.

“6331 Sayılı İSG Yasası yürürlüğe girdiğinden beri aylık ve yıllık iş cinayetleri raporlarını çıkarıyoruz. Gördüğümüz şu: İşçi ölümlerini, yaralanmalarını ve meslek hastalıklarını önlemek için devlet ve sermaye hiçbir adım atmıyor. Aksine işçilerin çalışma koşulları daha da kötüleşiyor ve paraya önlenebilecek ölümlere davetiye çıkarılıyor. Birinci dertleri tabi ki daha fazla para kazanmak için İSİG önlemlerini almamak. Ancak bir de ‘beka’ sorunları var. O da işçilerin işyerlerinde hiç ses çıkaramaması, örgütlenememesi, söz ve karar haklarının olmaması, boyun eğmeleri ve tabi ki kapitalist sistemi sorgulayamamaları.

“Bu süreçte Soma, Torunlar, Ermenek, 3.Havalimanı gibi onlarca katliam yaşandı. Ancak Soma örneğinde görüldüğü gibi patronlar serbest işçi ailelerini savunan avukatlar tutuklu. Ya da 3.Havalimanı’ndaki gibi iş cinayetlerini protesto eden işçiler dayak yiyor, tutuklanıyor ve hala davaları devam ediyor.

“Yüzde 15’lik artış var”

“Gerçekleşen iş cinayetleri sayısına baktığımızda ise yıllık ortalama 1700 civarında olan işçi ölümleri sayısı OHAL ilanı sonrası yüzde 15 artarak 2000’lere ulaşmıştı. Nedeni ise çok açıktı: Grevler yasaklandı, sendikal eylemler suç sayıldı, örgütlü işçiler dahi ‘ben bu makinede çalışmayacağım (bilmediğim işi yapmayacağım)’ diyemeyecek hale getirildi. Siyasal/ekonomik krizi aşmak için işçiler daha çok öl(dürül)dü.

“Ülkemizde büyük işçi katliamları her an yaşanabilir. Zonguldak ve Şırnak’taki ‘kaçak’ maden ocakları alarm veriyor. İstanbul, Kocaeli ve Ankara’daki fabrika yangınları yaşanabileceklerin habercisi. Artan çocuk, göçmen, kadın ve yaşlı ölümleri güvencesizliğin derinleştiğinin göstergesi. Diğer yandan devlet ve sermaye hiçbir önlem almayıp keyfi rejimlerini sürdürse de; işyerlerinde ve ülkemizde gelişen hak mücadelesi ve ekonomik kriz (inşaatlar ve sanayi sektörü büyük bir durgunluğa girdi) nedenleriyle 2018 yılı Eylül ayından itibaren iş cinayetlerinde azalma eğiliminin başladığını/sürdüğünü söylememiz gerekiyor.