İran’ın yarım kalan Schadenfreude* hissi ve Afganistan

Cemalettin Taşken

1980’li yıllardan beri çatışmanın hep var olduğu Afganistan’da, farklı ideolojik grupların mücadelesi nedeniyle bugüne dek tam anlamıyla kontrolü sağlamayı başarabilen merkezi bir hükumet kurulamadı. 2000’li yıllara kadar farklı ülkelerin rekabet ettiği siyasi bir istikrarsızlık alanı olarak görülen Afganistan’da, 2001 sonrası ise merkezi hükumet, ABD ve Batı ittifakı tarafından tesis edilmek istendi.

Bu girişimiyle ABD, bir taraftan uluslararası sistemin Taliban gibi radikal örgütleri kabul etmeyeceği realitesine dayanarak dünya kamuoyunda haklı bir yere gelecekti. Ayrıca Afgan halkının gözünde onlara demokrasiyi ve özgürlükleri getiren kahraman ülke konumuna sokulacaktı. Ancak ABD’nin ve Batı’nın Afganistan’da yaptıkları hatalar, onların halkın gözünde işgalci gözükmesine ve “Haçlı” olarak anılmalarına sebep oldu.

Afgan halkının ülkedeki ABD varlığını meşru görmemesinin başka önemli sebepleri de var. Afgan örf ve adetlerinin gözetilmemesi, halka tamamen Batı değerlerinin aktarılmak istenmesi, halkın küçük görülmesi ve halkın kutsal olarak kabul ettiği değerlerin çiğnemesi halkın tepkisini arttıran nedenler. Tüm bu yaklaşımlar, aynı zamanda ülkedeki radikal örgütlerin önünü açtı. ABD’nin bölgeden çekilme kararıyla dünya gündemine bir kez daha gelen Taliban gerçeği, sınır komşusu İran için de son derece mühim bir hal aldı.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, İran tarafından başarısızlık ve Batı’nın aşağılanması olarak yorumlanıyor. Ancak bu durum ideolojik ve mezhepsel açıdan birbirleriyle zıt olan Taliban’ın öne çıkması demek. Taliban rejiminden gelen varoluşsal tehdit, Tahran için ABD’nin bölgedeki askeri varlığı kadar ciddi değil elbette fakat İran’ı tedirgin eden kısım, rejimin “planlanandan önce” etkili olması.

İRAN-TALİBAN İLİŞKİLERİ

İkili münasebetlerin dönem dönem inişli çıkışlı bir grafiği olsa da İran, Taliban’la diplomatik ilişkilerini hiç koparmadı. Hatta diplomatik temaslar son iki yılda dikkat çeken bir ivme kazandı. Taliban’ın en aktif ofislerinden birinin Tahran’da olduğu da herkesçe malum. Ekonomiyi düze çıkarmanın yanı sıra artan hoşnutsuzlukları gidermekle işe başlamayı planladığı bir anda Taliban’ın yükselmesi, cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ilk zor sınavı olacak. Taliban’ın İran’daki yönetim şeklini değiştirmek gibi ütopik bir amacı yok elbette ancak Afganistan’daki kontrolü ele alması, iki ülke arasındaki 900 kilometrelik sınırı aşan yeni mülteci dalgaları demek. Elbette bunu uyuşturucu ve insan kaçakçılığının yanı sıra artan terör faaliyetleri izleyecek.

Öte yandan, Taliban’ın etkin varlığı yaptırımlarla boğuşan İran’ın bölgedeki ticaret alanını tehdit ediyor. Bu durum, Afganistan mallarını İran limanlarından dünyaya taşıyacak iddialı bir demiryolu projesini de tehlikeye atmış vaziyette.

İdeolojik ilişkilerde de dalgalı bir hava hâkim. Bugüne dek İran için Afganistan, çevresinde nüfuz ağının en zayıf halkasını temsil etmekteydi. Afganistan’da Lübnan, Yemen ve Irak’tan farklı olarak İran’ın vekâlet savaşçısı olan herhangi güçlü bir grup bulunmuyor. Tahran’daki siyasi akıl, Afgan Şiilerden müteşekkil milisleri Suriye’de savaşmak üzere toplamış olsa da varlıklarıyla hiçbir zaman tatmin olmadı. Hatta Tahran, Şii Afgan grupların, Kabil’deki merkezi hükümetle birlikte Taliban’a karşı savaşma isteklerine engel oldu. Zira merkezi yönetimin sağlıklı ve güçlü olduğu ülkelerde Tahran’ın Şii ihracı ve Fars milliyetçiliği politikasının işlemediği biliniyor.

Şimdilerde tüm ılımlı havaya rağmen Taliban’ın ajandasında -İran’ın hainliği olarak gördükleri- iki önemli not var. Birincisi, 1990’ların sonlarında Taliban karşıtı ve ülke içindeki çeşitli etnik ve mezhepsel grupların bir araya geldiği Kuzey İttifakı’nın ortaya çıkmasında İran’ın etkin rolü. İkincisi ise Tahran’ın, 2001’de ABD öncülüğündeki Afganistan işgaline verdiği coşkulu destek.  İranlı yetkililer, Taliban yetkilileri ile poz verirken yeniden canlanan eski bir düşmanla karşı karşıya olduklarının farkındalar.

İkili arasında sağlanan temaslar sonucunda İran ve Taliban arasında şimdilik geçici bir anlaşma havası hâkim. Ancak dikkat çekmek gerekir ki birbirine rakip mezhepsel görüşler, ilerleyen süreçte yerini gerilime bırakacak potansiyele sahip. Zira Taliban’ın benimsediği radikal Sünni inanç anlayışı, İran Şiiliğini bir sapkınlık olarak görüyor. Taliban’ın, Kabil’i kontrol ettiğinde ülkedeki Şii nüfusa çok sert müdahale ettiği gerçek. İran’la temas halinde oldukları bir dönemde Afganistan Şiilerine ılımlı yaklaştıklarını iddia ediyorlar. Ancak pratikte böyle değil. Taliban içinde yer alan radikal grupların, daha şimdiden Şiileri hedef aldığı biliniyor. Öte yandan Tahran’ın, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle yaşadığı sevinç, iki ülke arasındaki kilit bir sınır karakolu olan İslam Kala’nın Taliban’ın kontrolüne geçmesiyle yarım kalmışa benziyor. Zira bölgeden gelen haberler, Taliban güçleri karakolu ele geçirdiğinde Afgan güvenlik güçleri ve gümrük yetkililerinin İran’a kaçtığı yönünde.

İslam Kala, sadece ikili ticaret için önemli bir geçiş noktası değil. Bölge İran’ın büyük bir konsolosluğunun da bulunduğu Herat şehrine açılan kapısı mahiyetinde. Ayrıca 1998’de Taliban, dokuzu diplomat olmak üzere 11 İranlıyı İslam Kala’da öldürüp iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti.

UYUŞTURUCU GÜZERGÂHI

Daha pragmatik olan bazı Taliban liderleri, örgütün ana gelir kaynağı Afgan afyonunun Batı pazarlarına ulaşması adına en faydalı yolun İran olduğu konusunda hem fikirler. Afganistan’dan yola çıkan uyuşturucunun önemli bir kısmının İran’da tüketilmesi de, Taliban için ekstra bir güç/gelir demek. İran’ın dünyanın en yüksek uyuşturucu bağımlılığı oranına sahip ülkelerden birisi olması Afganistan afyonunun bir sonucu. Örgütün mücadele kapasitesini arttırdığı bu süreçte çok daha fazla silaha ve savaşçıya ihtiyacı var. Bunun için de afyon ihracatını artıracak. Etki payı, başta İran olmak üzere uyuşturucu güzergâhında bulunan ülkelerde de hissedilecek.

İran ayrıca 2 milyonu kayıtsız olmak üzere yaklaşık üç milyon Afgan mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu sayı gün geçtikçe artıyor. Taliban ve Afgan hükümet güçleri arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde İslam Kala’da olduğu gibi birçok Afgan yetkili İran’a kaçmak zorunda kalabilir.

Taliban gerçeğinin yanı sıra bölgede baş gösterecek olan bir başka tehlike daha mevcut. İran, şimdiye dek üst düzey El Kaide liderleri için güvenli bir sığınak ve başka ülkelere geçiş güzergâhı oldu. Ancak hâlâ Taliban’la müttefik olan birçok radikal grup tarafından düşman olarak görülüyor. ABD bölgeden çekilince, Taliban ve El Kaide bağlantılı radikal gruplar için Tahran, yakınlık ve düşmanlık açısından saldırılması gereken en zayıf hedef. Bu süreçle birlikte El Kaide’nin de adını yeniden duyurması ve eylem potansiyelini bu bölgeye kaydırması muhtemel.

Nihayetinde Tahran, Taliban’ın etki gücünü arttırdığı dönemde “maksimum kâr minimum zarar” anlayışı üzerine kurguladığı bir stratejiye sahip. Taliban nedeniyle Afganistan’dan kaçan her Afganlıyı ülkeye girişte kayıt altına alan İran’ın, mültecilerin başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelere geçişlerini engelleme konusundaki umursamaz tutumu dikkat çekiyor. Türkiye’ye geçen mülteciler arasına karışan İranlı muhalifleri takip etme konusunda hassas olan Tahran, Afgan mültecilerle ilgili gereken ciddiyeti göstermemekle eleştiriliyor. İran, bu tutumuyla kritik bir eşikte olduğu Batı ile ilişkilerine yeni bir müzakere zemini oluşturmak istiyor. Dolayısıyla Afganistan’dan İran’a buradan da Türkiye’ye yönelen mülteci akını, Batı ile nükleer müzakere halinde olduğu bir dönemde Tahran’ın elini güçlendiren bir husus olarak öne çıkıyor. Çıkmaya da devam edecek.

* Başkasının zarar görmesine sevinme


Cemalettin Taşken Fars dili ve edebiyatı bölümünden mezun. Kırıkkale ve Ankara üniversitelerinin ortak doktora programında araştırmalarına devam ediyor. Ayrıca University of Chicago’da lisansüstü çalışmalarını sürdürüyor. Çeşitli yayın organları için İran iç ve dış politikası ve İran kültürü üzerine akademik araştırmalar kaleme alıyor.

- Reklam -

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,450TakipçilerTakip Et
33,727TakipçilerTakip Et
9,284AbonelerAbone

KÖŞE YAZARLARI

EDİTÖR ÖNERİSİ

HAFTANIN ÇEVİRİSİ

SON HABERLER

PolitiYol Telegram'da