“İnsanlık İçin Yapay Zekâ” dünü, bugünü, yarını…

Funda Çapar
Lisans eğitimini İnönü Üniversitesi Kimya Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Üniversite yıllarında kitap, tiyatro, satranç ve çevre kulüplerindeydi. 1999-2006 yılları arasında İstanbul’da öğretmen olarak görev yaptı. Ardından on yıl özel bir şirkette proje yönetiminde çalıştı. Bu esnada Beykent Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim dalında Yüksek Lisans eğitimini tamamladı, ayrıca ICF onaylı ACTP belgeleri aldı. 2016 yılında profesyonel çalışma hayatını bırakarak edebi anlamda yazın ve okuma çalışmalarına dahil olmaya başladı. Roman, öykü ve tiyatro metinleri üzerine çalışmaktadır.

“Yapay zeka bizden daha becerikli olabilir ama yine de mükemmel biçimde mantıklı olmaktan uzak olacaktır.”

Human Compatible: Artificial Intelligence and the Problem of Control (İnsanlık İçin Yapay Zekâ ve Kontrol Problemi) 2019 yılında Stuart Russell tarafından yazılan kurgu dışı bir kitap. 2021’de Türkçe olarak da yayımlanan güncel bir eser. Yazarı yapay zekâya katkılarıyla tanınan bir bilgisayar bilimcisi ve San Fransisco’da Nörolojik Cerrahi Yardımcı profesörüdür. Russell, 2014 yılında aralarında Stephan Hawking’in de bulunduğu üç fizikçi ile beraber yazdıkları filmin bir gazetede yayımlanan eleştirisine taşınan konuşması üzerine kendi uzmanlık alanının insanlık için taşıdığı potansiyel risklerden bahsetmeyi sürdürür.

Yapay zekâ (YZ) konusunu merak eden, bu konuda ortalama bir bilgi seviyesine gelmek isteyen ayrıca YZ tartışmalarına duyarlı olanların ilgiyle okuyabilecekleri bir kitap.

Russell’ın bu kitabı yazma nedeni önsözdeki şu cümlelerden okunur: Büyük bir zekâya erişim kazanmak insanlık tarihinin en büyük olayı olacaktır. Bu kitabın amacı bunun neden insanlık tarihinin son olayı olabileceğini ve bunun olmamasını nasıl sağlayacağımızı açıklamaktır…

Başarılı Olursak: YZ’nin köklerinin antik çağlara dayandığını, resmi başlangıcın ise 1956 olduğunu belirten yazar bu bölümde: YZ konusunda Ne kadar zekiyse o kadar iyi yaklaşımının hata olduğuna dikkat çeker ve yüzleşilmesi gereken gerçeklerden ayrıca umutlarından bahseder..

İnsanlarda ve Makinelerde Zekâ: Zekânın evrimsel kökenlerini açıklayarak konuya giren Russell, “YZ alanında hiç kimse makineleri bilinçli yapmak üzerine çalışmıyor” ifadesini kullanır ve bilinç alanında hiçbir şey bilmediğimize dikkat çeker. Hollywood senaryolarında gizemli bir biçimde bilinçli hale getirilen makinelerin insanlardan nefret ettiği senaryolarını ise bilinç değil, kabiliyet önemlidir diyerek eleştirir.

Karar verme probleminin karmaşası da bu bölümün konularındandır. Nash dengesi, Tucker’in mahkum ikilemi, Hardin’in ortak varlıkların trajedisi kavramları konuyla ilişkilendirilerek gözden geçirilir. Evrensel Turing makinesi, matematiğin tarihi ve günümüz bilgisayarlarının yaptığı algoritmalar ve bambaşka bir hikâye olan kuantum hesaplama kavramlarına değinir yazar. “Makina bizden daha becerikli olabilir ama yine de mükemmel biçimde mantıklı olmaktan uzak olacaktır.” tespitinde bulunur.

Modern YZ’nin ana kavramı zeki ajandır, yani algılayan ve harekete geçen bir şey, zaman içinde oluşan bir süreç olarak tanımlanır bu kavram. Otonom bir arabayı zeki ajana örnek olarak vererek ondan kendisini havaalanına götürmesini istediğimizde olanları ve olabilecekleri açıklar Russell. YZ’lerin becerileri üzerine çeşitli problem türlerine -go ya da satranç şampiyonluğuna yer verir fakat genel amaçlı YZ’lerin her türden probleme uygulanabilir ve çok az varsayım yapabilir olmaları sebebiyle, bir ülkeyi yönetmek veya moleküler biyoloji öğretmek gibi çok zorlu problemlerde başarısız olduklarını belirtir… Bu bölümdeki en çarpıcı cümlelerden biri: “Bugün hiçbir otonom araç insanların öldürülmekten hoşlanmadığını bilmiyor.”

YZ Gelecekte Nasıl İlerleyebilir? 97’de Kasparov ile IBM’in Deep Blue bilgisayarı arasında geçen müsabaka ile başlayan bölümde otonom araçlar, akıllı kişisel asistanlar, akılı evler ve ev içi robotların zaman içinde geldiği durum ve hâlâ önemli eksiklerin varlığına değinen Russell katıldığı toplantılarda süper zeki YZ’lerin ne zaman geleceğine dair doğrudan bir tarih vermekten geri durduğunu ifade etmiş olsa da bu kitapta, nükleer fizikteki ilerlemelerle beraber hızlanan süreçle birlikte yaklaşık bir tarih verir.

Süper zeki YZ’ların yapabildikleri ve yapamadıklarına değinir. Bunlardan biri, YZ’nın küresel ısınmayı önlemek için politik öneriler üretmekte zorlanabileceğidir. Yazarın gerçekçi ve mizahi bir dille ifade ettiği bu fikrine katılmamak imkânsızdır.

Russell süper zekânın son sınırlarından biri olarak insan olmamaları bu nedenle de prensipte yapabilecekleri şeyleri insanı insan seviyesinde veya süper insan seviyesinde anlamanın diğer tüm becerilerden daha uzun süreceğini varsayar.

Yazar, kendisinden önce Nick Bostrom’un Süper Zekâ kitabında  yazdığı gibi, YZ’da başarı: “İnsanlığın kozmik yeteneğinin merhametli ve sevinçli bir biçimde kullanıldığı bir medeniyet yörüngesine neden olacaktır” düşüncesindedir.

YZ’nın Kötü Kullanımları: Kötü niyetli insanların YZ’yı kötü amaçlarına alet etmek için son derece hızlı yöntemler geliştirdiğine dikkat çeker bu bölüm. Gözetleme, ikna ve kontrol ile yumuşak bir şekilde girilen konuda ölümcül otonom silahların varlığından bahsedilir. Teknolojik işsizlik kavramına değinen yazarın konuyla ilgili şu satırları dikkate değer: “…Yaradılışından beri ilk kez insanlık gerçek, kalıcı sorunuyla yani ekonomik dertlerden kurtulunca ortaya çıkan özgürlüğü nasıl kullanacağı, bilim ve bileşik faizin onun için kazanacağı boş zamanları nasıl değerlendireceğini ve hem bilgece hem uyumla ve iyi yaşayacağı sorunuyla yüzleşti… Böyle bir geleceğin ekonomik sistemdeki radikal değişimine, birçok ülkede çalışamayan insanların yoksulluk ve mahrumiyetle karşı karşıya kaldığına değinilir. Evrensel temel gelir veya UBI’in risklerinden de bahsedilir. Keynes’in çabalamak konusundaki düşünceleri ve gelecek nesilleri bekleyenler üzerine  bir beyin fırtınasına davet eder okuru…

Fazla Zeki YZ:

Bir zekâ patlaması gerçekleşse ve süper insan zekâsını biraz aşmış makineleri kontrol sorununu zaten çözmemişsek oyun biter, diyen Russell YZ araştırmalarında geri çekilmenin olmasının olasılıksızlığına dikkat çeker.

O Kadar Da Harika Olmayan YZ Tartışması:

Bu tartışmalarda savunmaların: İnkâr, imkânsız, endişelenmek için çok erken, biz uzmanız, sessizlik ve daha pek çok yaklaşımla ötelendiğini belirtir Russell. Bu tartışmaların biri:

Sav: Türümüzün sonunun gelmesiyle ilgili Dünya yörüngesine yakın bir yerde kara deliklerin oluşması gibi son derece olasılık dışı şeyler için endişelenmiyoruz, peki neden süper zeki YZ için endişelenelim?

Karşı sav: Dünya üzerinde birçok fizikçi bu tür kara delikleri yapmak için çalışsaydı onlara bunun güvenli olup olmadığını sormaz mıydık?

Zuckerberg ve Etzioni’nin risklerden bahsedenlerin YZ’nın potansiyel faydalarını göz ardı etmek hatta çürütmek niyetinde olduğunu belirttiklerini dile getiren Russell bunu reddeder ve riskler başarılı bir şekilde savuşturulmaz ise faydanın olmayacağını savunur.

YZ: Farklı Bir Yaklaşım

Şüphecilerin görüşlerini boşa düşüren tüm o yaklaşımların ardından Russell: Tamam, bir sorun olduğunu kabul ediyorum ama bir çözüm yok, öyle değil mi? şeklinde yönelttiği sorusuna “Evet, bir çözüm var,” diyerek faydalı makineler için üç ayrı prensipten bahseder, iyimserlik ve ihtiyat için nedenleri dile getirir ve insanlar için mümkün olduğunca güvenli ve faydalı olduğu kanıtlanmış YZ sistemleri tasarlanmalıdır, der.

Sorunlardan biri de biz insan ırkıdır yazara göre, her birimizde olan kötü özelliklere dikkat çeker ve YZ’ya psikolojiden, ekonomiden, politik teoriden ve ahlâk felsefesinden fikirler eklenmesi gerektiği böylece daha akıllı bir YZ sistemi üretmeye yönelik çalışmalarında başladığına dikkat çeker. Robbie (ev robotu) ve Harriet (ev sahibi) arasında geçen eğlenceli diyaloglarda sadık bir YZ’nın sadakatinin ne tür bir karışıklığa ya da bir YZ’nın içinde bulunduğu sadakat karmaşasına, başka bir diyalogda ise Robbie’nin faydacı bir YZ olarak Somali’de onca aç insan varken Harriet’e yemek hazırlamayı reddetmesine tanık oluruz.

Kitabın kalbi diyebileceğimiz kısım ise: Zayıflama ve İnsan Otonomluğu alt başlığında okunacaktır. Şu satırlar oldukça düşündürücü: Burada ölen şeyin biz olduğunu… ve aşağıda yaşayan tek şeyin Makine olduğunu göremiyor musunuz?.. Biz artık onun damarlarında dolaşan kan zerrecikleri olarak var oluyoruz ve biz olmadan çalışabilseydi ölmemize izin verirdi…

Funda Çapar
Lisans eğitimini İnönü Üniversitesi Kimya Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Üniversite yıllarında kitap, tiyatro, satranç ve çevre kulüplerindeydi. 1999-2006 yılları arasında İstanbul’da öğretmen olarak görev yaptı. Ardından on yıl özel bir şirkette proje yönetiminde çalıştı. Bu esnada Beykent Üniversitesi İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim dalında Yüksek Lisans eğitimini tamamladı, ayrıca ICF onaylı ACTP belgeleri aldı. 2016 yılında profesyonel çalışma hayatını bırakarak edebi anlamda yazın ve okuma çalışmalarına dahil olmaya başladı. Roman, öykü ve tiyatro metinleri üzerine çalışmaktadır.
- Reklam -
spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
37,297TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

PolitiYol Telegram'da