Pazar, Nisan 14, 2024

İnsanız insan

Spartaküs’ün köleliğe karşı çıkıp ekmek ve onur mücadelesi verdiği tarihten bu yana insanlığın tüm birikimine sahip çıkmak insan olmanın gereğidir. Biz KHK’liler sadece ekmek değil öncelikle onur mücadelesi veriyoruz.

Elinize toplu iğne batar bir damla kan akar ya o kadar insanız. Sizin gibi ağlar sizin gibi güleriz. Sevda aşk dediğinde karnında bir sıcaklık oluşur ya aynısını yaşarız. Doğarken ağlar ya çocuk biz de sizin gibi ağlamışız. Bu yazıyı siz okuduğunuzdan çok önce yazıyorum siz bayram yaparken “bayram benim neyime” diyen birinin yazısı. KHK konusunda çok yazılıp çizildi, biz de kendimizce hak hukuk adalet, yasa anayasa çok dedik ancak geçelim bunları var olan düzende anlamsız kelimeler. Yasaları değiştirecek yok edecek ve yeniden kuracak ve inşa edecek olandan yürekten, vicdandan insandan konuşalım. İnsanı insan yapan yürekten, vicdandan konuşalım.

Buraya birebir uğradığımız hukuksuzlukları yazsam, siz muhatap olmadığınız için belki o hukuki metinler çok dikkatinizi çekmeyebilir. Biz neyi nasıl yaşayıp ne hissettik ona dair içerden insana dair yazmak istedim. O, devletin bizim adımıza seçtiği, seçtiği üzerinden işimizden attığı bir “örgüt” üyesi ya da irtibatlı veya iltisaklı bir birey olarak ve sadece birinin siyasi geleceği üzerinden karartılan yaşamları konuşalım. Yirmi birinci yüz yılda tüm dünyanın gözleri önünde, gaz odalarında değil, yavaş yavaş nasıl soykırıma uğratıldığını konuşalım.

Sendikacılık yapmış bir kamu emekçisi olarak yıllarca toplantılarda anlattığınız, mücadelesini vermeye çalıştığınız ve bu ülkede milyonlarca insanın birebir yaşadığı, güvencesizliği hiç kavrayamadığınızı görüyorsunuz. Çok büyük bir boşluk hissi. Kendinizi tanımladığınız ya da toplumun size biçtiği tüm rollerin yok olduğu çok büyük bir boşluk hissi.

Bu boşluk hissini size her seferinde tekrar tekrar ve yıllarca devam ederek yaşatan eş, dost, arkadaş ve akrabalar. Bu büyük boşlukta aklınıza ilk eşiniz evladınız gelir, onların geleceği için, istersen boşanabiliriz, diyebilmek KHK’li olmak. Eşinizin, evlatlarınız ve sizin gözlerinizin önünden maskeli adamlar tarafından kaçırılması ya da gözaltına alınması, aylarca haber alamamak KHK’li olmak. Kendi arkadaşlarınızca sorgulanıp, sorgu sonrası iki bağırsak ameliyatı geçirmek KHK’li olmak. Eşiniz tutuklanmış, kucağınızda yeni doğmuş bebeğinizle terminallerde kalıp, ata evinize gittiğinizde evden atılıp, o eve çilingirle yeniden girmek KHK’li olmak.

Savcıyken zeytin satıp, öğretmenken inşaatta, doçentken iş makinası altında ezilerek ölmek KHK’li olmak. Ya da beş lira yardım yaptığınız için örgüt üyeliğinden tutuklanıp, cezaevinde hastalanıp, ıssızlığın ortasında bir gece yarısı, hücrede bir başına ölmek KHK’li olmak. Emeğinizin, alın terinizle var ettiklerinizin yağmalanıp talan edilmesi. Depremde depremzede olup yurtta kalmasına, insani yardımların alınmasına müsaade edilmeyendir KHK’li olmak. Paşaların otoparklarda gizlenip terfi ettirildiği yerde, erin, öğrenci ve kursiyerin müebbet aldığı bir saçmalığın adıdır KHK OHAL düzeni.

Rejimin kendi varlık nedeni olarak ürettiği ideolojik dil ve pratikle rejime karşı mücadele edemezsiniz; rejimi yeniden üreterek kendinizi de yok eden rejimin kullanışlı aparatı olursunuz.

Yeni doğum yapmış kadınların hastanende kelepçelendiği, yetmiş yaşın üzerinde insanların, kanser hastası tutsakların, taş duvar demir parmaklık dışında bir şey bilmeyen çocukların olduğu düzenin adıdır KHK OHAL düzeni. Bizler işimiz için farklı mücadele yöntemlerini hayata geçirmeye çalışırken, baba senin işini değil seni istiyorum, diyen evlatlarımızla birlikte elimizin altından birer birer kaçıp yiten canlarımızı biliyoruz. Cezaevine görüşe giderken tüm bir ailenin yok oluşunu, Meriç’ten geçerken anneleriyle birlikte sonsuzluğa giden çocukları bildiğimiz gibi. Tek tek yazamayacağımız kadar çok ancak yarattığı etki açısından görünmez bir soykırımı yedi yıldır iliklerimize hücrelerimize kadar yaşıyoruz. Bayram, bayramlar hep çocuklarındır, yine yeni bir bayrama girerken yine biz yine çocuklarımızın yüzlerini güldüremeyeceğiz.

Bu coğrafyanın iktidarları yarattıkları düşmanlarla kendilerini ve iktidarlarını var ederek yeniden ürettiler. Bu son olsun. Rejimin kendi varlık nedeni olarak ürettiği ideolojik dil ve pratikle rejime karşı mücadele edemezsiniz; rejimi yeniden üreterek kendinizi de yok eden rejimin kullanışlı aparatı olursunuz. Önce rejimin ideolojik hegemonyasından kurtulup kendi dil ve pratiğinizi yarattığınızda var olup alternatif olursunuz. Baharlara açılan kapının anahtarı da burada.

Spartaküs’ün köleliğe karşı çıkıp ekmek ve onur mücadelesi verdiği tarihten bu yana insanlığın tüm birikimine sahip çıkmak insan olmanın gereğidir. Biz KHK’liler sadece ekmek değil öncelikle onur mücadelesi veriyoruz. Çünkü son yedi yılda yaşadıklarımız ekmekten öte insan kalma mücadelesi, onur mücadelesi. Nasuh MİTAP’ın mahkeme solonlarında söylediği son sözler gibi “Devrimcilik insanın insanlığa sahip çıkmasıdır”.

Biz KHK’liler sizlerle aynı sitede, sokakta caddede, bir telefon uzağınızda yedi yıldır tüm yukarıda anlattıklarımdan daha fazlasını yaşayarak ayaktayız ve bu rejime karşı yaşama tutunarak direniyoruz. Yeni bir ülkeyi kurma iradesi sandıkta verdiğiniz, vereceğiniz oyla değil, önce ve sadece kendinizde yapacağınız devrimle gerçekleşecek. Bu bayram, bayram benim neyime diyen tüm ötekilere, sizden olmayanlara bir selam verip ellerini tuttuğunuzda bayram olacak, mevsim değişip Akdeniz olacak. Sadece ötekileri için değil kendi çocuklarınızın geleceği için. Mutlu bayramlar.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

spot_img
PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
60,616TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI