Cumartesi, Haziran 25, 2022

İngiltere Parlamento Üyesi Jeremy Corbyn: “İklim Krizi Sınıfsal Bir Sorundur”

Jeremy Corbyn, ekonomilerimizi dönüştürmek ve insanlığı iklim kıyametinden kurtarmak için sınıf politikalarına ihtiyacımız olduğunu yazıyor. Corbyn’e göre bunun başka bir yolu yok.

BM genel sekreterinin, iklim bilimcilerinin raporunu “insanlık açısından kırmızı kod” ilan etmesi çok önemli bir uyarıdır.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) bu haftaki raporunda yer alan veriler durumu açık şekilde ortaya koyuyor: yakın tarihin en sıcak beş yılını yaşayacağız, deniz seviyelerinde üç kat artış olacak ve buzullar küresel ölçekte geri çekilecek.

Ne var ki raporda ortaya konan bu veriler yeni değil. Bilim insanları on yıllardır aynı uyarıları yapıyor ve durumun aciliyetini belirtiyorlar fakat bu konuda ciddi bir eylem henüz gerçekleştirilmedi.

Gerçekten de petrol devi Exxon, 1970’lerde, varlığını alenen inkâr etmeye onlarca yıl harcamadan önce iklim değişikliğini öngörmüştü.

İçinde yaşadığımız siyasi ve ekonomik sistem iklim değişikliğini istemeyerek değil, büyük kirleticileri süper kârlarla ödüllendirme yoluyla, tasarlayarak üretiyor.

Bu bizim tarihsel mirasımızdır. İngiltere’de imparatorluk dönemi servetleri, ülkenin Anglo-Iranian Oil Company’nin (AIOC) kârlarını korumak için 1950’lerde yapılan antidemokratik darbeye sponsor olduğu Basra Körfezi gibi yerlerden gelen petrolden elde edildi. AIOC daha sonra, Meksika Körfezi’nden Hazar Denizi’ne kadar olan yerlerde atmosfere yüz milyonlarca ton karbon pompalamaya devam eden BP oldu. Ve dünyadaki fosil paranın çoğu, petrol kârlarını yönetme konusunda uzmanlaşmış City of London finans kurumları tarafından yönetiliyor.

Daha Büyük Felaketler Kapıda

Dünyanın her yerinden hükümetler iklim konusunda harekete geçtiklerini iddia etseler de bu fosil network’leri adına faaliyette bulunmaya devam ediyorlar. Boris Johnson, İşçi Partisi bünyesinde tasarladığımız Yeşil Sanayi Devrimi’nin ifadelerini bile taklit etti: ama elbette ki eylemleri değil, yalnızca sözcükleri… İngiltere İklim Değişikliği Komitesi Haziran ayında hükümetin kendi son derece yetersiz hedeflerine bile ulaşamayacağını gösterdi.

Mayıs 2019’da muhalefet lideri olarak İngiltere’nin iklim acil durumu ilan etmesini talep eden bir parlamento bildirisini gündemleştirdim. Bu, parlamentomuzu dünyada bunu yapan ilk parlamento haline getirdi. İşçi Partisi ve hareketimizin iklim ve çevre krizini çok ciddiye alması gerektiğine inanıyordum ve hâlâ da inanıyorum.

Bu sisteme karşı çıkılmazsa geçen yıl Avustralya, Sibirya, Britanya Kolumbiyası, Doğu Afrika, Kaliforniya ve Avrupa’nın büyük bir kısmını kasıp kavuran sel, kuraklık ve orman yangınlarında hızlı bir artış bekleyebiliriz. Yoğun yağmur fırtınaları bu yüzyılda beşte iki oranında arttı. En ağırları 1950’lerde gerçekleşenlerden dörtte üç daha güçlü ve nadir görülen kasırgalar artık olağan hale geldi.

Ama endişelenmemiz gereken bu olayların sadece fiziksel değil, aynı zamanda politik sonuçları. Yunanistan’da kemer sıkma, kuralsızlaştırma ve dolayısıyla ihmal edilen itfaiye hizmetleri Eğriboz Adasındaki korkunç yangınların etkisini artırdı. Bu yılın başlarında Teksas’ta devlet, enerji firmalarının fahiş fiyat uygulamasına izin vererek insanları ödenemez borçlarla baş başa bıraktı.

Amerika Birleşik Devletleri’nden Avrupa Birliği ülkelerine kadar hükümetler, çevresel krizlerin yarattığı mültecilere saldırmak için gözetim teknolojisine ve askeri teçhizata yatırım yapıyor. Akdeniz’de yeni sınır karakollarına ve insansız hava araçlarına harcanan milyarlar, yeşil bir geçiş için değil, fosil ekonomisine derinden bağlı bir sınırın, gözetimin ve askeri endüstrinin kârları için harcanan paradır. İngiliz Parlamentosu şu anda denizde mültecilerin hayatlarını kurtarmayı yasa dışı kılmayı amaçlayan acımasız bir Uyruk ve Sınırlar Yasasını tartışıyor ve bu da evrensel deniz hukukuyla çelişiyor.

Askeri bütçeler dünya çapında şişerken güçlü ülkeler iklim acil durumuyla başa çıkmak için işbirliğine değil çatışmaya hazırlanıyor. Bu tür yanlış çözümler tüm acılarımızı şiddetlendirecek; ama her zaman olduğu gibi, ister İngiltere’deki evleri sular altında kalan insanlar olsun, ister Kuzey Afrika’da kuraklıktan kaçan insanlar olsun, birçoğunu cezalandırırken zengin bir azınlığın lehine olacak.

Bunu Durdurabiliriz

Ama durum böyle olmak zorunda değil ve tepkimiz korkudan ziyade umut olmalı. İklim bilimcileri, 1,5, 3 veya 5 derecelik bir sıcaklık artışının deniz seviyelerine, su kıtlığına veya biyolojik çeşitliliğe nasıl etkide bulunacağını söyleyebilirler ve söylemektedirler. Ancak bu yükselişin ne kadar olacağını tahmin edememelerinin nedeni, bundan sonra yapacağımız seçimleri tahmin etmenin imkânsız olmasıdır. IPCC raporunun bize hatırlattığı gibi bunlar hâlâ bize bağlı.

Ve gezegeni hızlı bir yok oluşa iten sistemik teşvikleri ortadan kaldırırsak işler farklı şekilde yürüyebilir. Bu, tüm dünyadan işçilerin bu yıl COP26’da gündeme gelen, karbonu atmosferden temizlerken ve paraları işçilerin ceplerine geri koyarken Küresel Güney’deki adaletsizlik ve eşitsizlikle mücadele eden küresel bir Yeşil Yeni Anlaşma için seferber olması anlamına geliyor. Yeşil toplu taşımadan, yeni ormanlardan, yerel yenilenebilir enerjiden ya da gelecekte yeşil endüstrilerde var olacak işlerden yararlanamayacak hiçbir kent yoktur.

İklim değişikliğinden yoksulluk ve eşitsizliğe, daha yoksul ülkeleri COVID-19’a karşı aşılatmak konusundaki toplu başarısızlığımıza kadar, milyarderleri ilk sıraya ve geri kalanımızı son sıraya yerleştiren bir sistemin doğurduğu sonuçları yaşıyoruz. İklim ve çevre krizi sınıfsal bir sorundur. Bu krizden ilk ve en kötü biçimde etkilenenler, işçi sınıfı içindeki, kirli şehirlerdeki ve alçak ada topluluklarındaki en yoksul insanlardır.

Ama yine de bunu değiştirme gücümüz var. 2019’da iklim konusunda harekete geçilmesi talebiyle grev yapan okul çağındaki çocuklar bir gecede dünyanın dört bir yanındaki insanların dikkatini çekti ve hayal gücünü tetikledi. Onlar yapabiliyorsa biz de yapabiliriz. “Kırmızı kod” iklimine yanıtımız, insan yaşamını ve refahını ilk sıraya koyan bir sistem ve yaşanabilir bir gezegen talep etmek ve kazanmak için topluluklarımızda, okullarda, üniversitelerde, işyerlerimizde ve sendikalarımızda birlikte çalışmak olmalıdır.

 

(Bu yazı https://jacobinmag.com/2021/08/jeremy-corbyn-climate-crisis-global-warming-ipcc-un-report-column adresinden Pelin Tuştaş tarafından çevirilmiştir.)

PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,450TakipçilerTakip Et
47,836TakipçilerTakip Et
9,284AbonelerAbone

EDİTÖR ÖNERİSİ

HAFTANIN ÇEVİRİSİ

SON HABERLER