CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve eski milletvekili Muharrem İnce ilk kez doğrudan konuştu. “Parti kuracağımı söylemedim” diyen İnce, “Yola çıkıyorum” diye ekledi.

İnce Habertürk’ten Fatih Altaylı’ya konuştu.

Fatih Altaylı’nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

Kendisine seçim gecesini hatırlatıyorum. “O gece ortadan kaybolmanız, İsmail Küçükkaya’ya mesaj atmanız ve ‘Adam kazandı’ demeniz çok tepki topladı. Milyonları hayal kırıklığına uğrattınız.”

“Doğru. Haklısınız. Uğrattım. Ben seçim kampanyasını çok iyi götürdüm ama yenilgiyi kötü yönettim. Çok kötü yönettim.”

Muharrem İnce, CHP’de kendisine yönelik tavrın Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından başladığına inanıyor.

SARHOŞTU LAFINI TUNCAY ÖZKAN ÇIKARTTI

“Tuncay Özkan seçim gecesi ile ilgili olarak Levent Gültekin’e ‘Muharrem İnce o gece sarhoştu’ diyor. O da bunu yayıyor. Yahu o gece yanımda birçok partili var. Genel Başkan Yardımcısı Engin Altay var. Bekledim ki, biri de çıksın ‘Değildi. Beraberdik’ desin. Hiçbiri çıkmadı.” Belli ki, kırgınlık seçim gecesi başlamış.

Ve giderek büyümüş.

“Bana destek olan kim varsa partiden ya atıldı ya pasifize edildi ya küstürüldü. Sanki vebalı hale getirildim” diyor İnce ve devam ediyor:

“Ardından bu Saray’a gitme meselesini birileri kurguladı. Ben de bu iftiraya dava açtım. Genel Başkanımıza da dedim ki, ‘Parti de dava açsın’ ama açmadılar. Niye açmadılar sormak lazım. Ben Beştepe’ye Saray’a gitsem gizli gitmem. Açık açık giderim. Twitter’dan duyurur giderim. Çünkü bugünkü sisteme göre ben ana muhalefetim. Tayyip Erdoğan’ın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu değildi, bendim. Bu yüzden isteseydim açık açık gider görüşürdüm. Gitmedim. O da yetmedi şimdi bir de bölücülük meselesi çıktı.”

BU SİSTEMDE BÖLÜCÜLÜK MÜMKÜN DEĞİL

  • “Bölmüyor musunuz?” diye sordum hemen.

“Yahu bugünkü sistemde bölmek mümkün değil ki! Ben bir parti kurup gidip bunu Cumhur İttifakı’na mı eklemleyeceğim. Mümkün mü?”

  • “Muharrem Bey, CHP’de size yapılan haksızlıkların herkes farkında. Cumhurbaşkanı olmaya layık görülen bir partilinin parti yönetiminde yer almaya layık görülmemesi kimsenin dikkatinden kaçmıyor, son Kurultay’da en arkalara oturtulmanız da kabul edilir bir şey değil ama yine de bunlara kızıp parti kurmaya kalkışmanız pek makul bulunmuyor CHP tabanında” diyorum.

“Fatih Bey, elbette kırgınım. Genel Başkan’ın maaşlı danışmanı Kurultay’da Genel Başkan’ın yanında oturtulurken benim gibi Cumhurbaşkanı adayı olmuş bir CHP’linin, 14 yaşından beri bu partiye her kademede hizmet etmiş birinin milletvekili olduğu kent Y harfinde diye en arkaya oturtulması tabii kırdı beni. Ama arkaya oturtulmaya kızıp parti kuracak kadar çocukça bir iş yapacak adam da değilim.”

CHP’DE ATATÜRK DÜŞMANLARI VAR

  • “Neye kırıldınız peki?”

“Birçok şey sayarım kırıldığım ama asıl mesele şu. CHP’de Atatürk düşmanları yer bulabiliyorsa ben asıl buna kızarım. AK Parti’de Atatürk düşmanlarına alışkınız ama CHP’de de oldu mu bak işte onu kabul etmem mümkün değil.”

  • “CHP’de Atatürk düşmanları mı var diyorsunuz?”

“Evet var. Açıkça söylüyorum. Beni asıl öfkelendiren bu zaten.”

  • “Bu nedenle mi yeni bir parti kuruyorsunuz?”

“Fatih Bey, bakın az önce lafım yarım kaldı. Bu sistemde bir bölen olmak mümkün değil. Yüzde 51 lazım. Ben gidip AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na katılmayacağıma göre demek ki bir şeyi bölmüyorum. Zaten akıl var, izan var. De ki ben gittim Cumhur İttifakı’na. Yahu 1 tek taraftarımı, bir tek kişiyi oraya götürebilir miyim? Ben AK Parti karşıtı olarak bir anlam ifade ediyorum. AK Parti’ye bir kişi bile götüremem ki.”

ERDOĞAN BENDEN RAHATSIZ OLMALI

“Ama AK Parti’ye yakın medya ve kalemler çok destekliyor sizi.”
“Vallahi o onların hatası. Bence tedirgin olmaları lazım. Çünkü ben Tayyip Erdoğan’ın oyundan da alacağım belki de. Belki onların da umudu olacağım. Asıl onlar tedirgin olmalı.”

  • “Yani bir parti kuruyorsunuz!”

“Bakın ben parti kuruyorum falan demedim hiç. Anket şirketlerinin patronları arıyor. Yüzde 9 şimdiden var diyorlar. Dün arayan biri yüzde 12 olduğumu söylüyor. Bakın bunların hiçbir önemi yok. Ya yüzde 50 artı 1 olacaksın ya da olmayacaksın. Artık bu iş futbol maçı değil, basketbol maçı. Beraberlik yok. Bir taraftan biri kazanacak. Bu sistemde bölücülük mümkün değil.”

“Yani parti kurmuyor musunuz, kuruyor musunuz?” diye ısrar ediyorum.

“YÜZDE 51 İÇİN YOLA ÇIKIYORUM”

“Ben bir parti kurmuyorum. Ben yola çıkıyorum. Yüzde 31’le bıraktım. Şimdi onu yüzde 51’e çıkarmak için yola çıkıyorum.”

  • “Nereye, yeni bir partiye doğru mu bu yol?”

“Bu yol Diyarbakır’da karpuz tarlasına gidiyor. Diyarbakır’da kardeşlerimle karpuz toplayacağım, Sümbül Deresi’nde işçilerle olacağım, Rize’de çay toplayacağım. Yollara çıkıyorum, halka emanet edeceğim kendimi. Parti kurmuyorum. Halkla beraber yola çıkıyorum. Harekete geçiyorum. Bir hareket başlatıyorum. Halkla beraber. ”

  • “Anladığım kadarı ile Fransa’da Macron örneği gibi. Partisiz bir liderlik…”

“Evet. Niye olmasın. Macron gibi de diyebiliriz. Bu hareket yarın bir partiye dönüşür mü, yoksa partiler o hareketin arkasına mı takılır bilmem. Ben yola çıkıyorum. Ben yüzde 9, yüzde 10, yüzde 12 ya da yüzde 49 için çıkmıyorum yola. Yüzde 51 için çıkıyorum.”