CHP'nin İstanbul Planlama Ajansı’nda düzenlediği ve üç gün sürecek 'Yurt Dışı Birlikleri İkinci Yüzyıl Vizyon Çalıştayı' başladı.

Çalıştayın ilk günkü programına CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları İlhan Uzgel ve Ensar Aytekin, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, milletvekilleri ve belediye başkanları katıldı.

İmamoğlu, yaptığı konuşmada parti içine dikkat çeken mesajlar verdi: 

  • Partimizin hem ülkemiz için hatta evrensel değerler üzerinden hem de dünya için ne anlam ifade ettiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. CHP’nin bu ülkeyi kuran azmin ve iradenin partisi olduğunun hepimiz farkındayız. Elbette ki demokrasinin en önemli savunucusuyuz. Yenileşmenin, çağdaşlaşmanın en önemli temsilcisiyiz. Zira CHP’nin aynı zamanda bu ülkenin kurucusunun kurmuş olduğu bir parti olması, Cumhuriyetimizin kurucusu bir parti olması, hepimiz için büyük bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu ülkenin bağımsızlığına, ulusallığına nasıl güçlü bir şekilde sahip çıkan bir parti olmuşsak, aynı zamanda modern ve evrensel değerlere de çok güçlü bir biçimde sahip çıkan bir partiyiz. Özgün ve gerçekten çok özel bir siyasi iradeye sahip partimizin bütün dünyaya ilham veren, yol gösteren bir pozisyonda olmasının da şart olduğunu bilmeliyiz.

Bahçeli 'kara kaplı dosya'yı çıkarıp 154 kişiye gözdağı verdi Bahçeli 'kara kaplı dosya'yı çıkarıp 154 kişiye gözdağı verdi
  • Bugün bizler, partimizin işte bütün bu özelliklerinden güç alarak, ülkemizin çok güçlü bir demokrasiye, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını gerçekten dünya ekseninde hak ettiği yere taşıma yine evrenselliğin, modernliğin rotasına oturması noktasında büyük emeği ortaya koymakla sorumlu olan insanlarız. Bu mücadele, inşallah vermiş olduğumuz mücadelenin sonucunda elde edeceğimiz başarıların, sadece ülkemiz için olmadığını, sınırlarını aştığını, belki de özellikle 31 Mart seçimlerinden hemen sonra en derin şekilde yaşayan ve hisseden insanlar sizlersiniz. Her birimiz tam da işte bu hedefe odaklanmak ve birlikte çalışmak zorundayız. Bundan da kuşkum yok. Tabii ki stratejik görevleriniz var. CHP’nin her örgüt üyesi ya da parti için mücadele eden insanın bulunduğu pozisyonu gereği, yaşadığı alan gereği elbette gözetmesi gereken ve mutlak dikkatini vermesi gereken hususlar var.

'Maharetlerimizi ortaya koymalıyız' 

  • Ben, yurt dışı örgütlenmesi içerisinde bulunan siz kıymetli dostlarımızı, yurt dışından gelen oylar çerçevesinde elbette değerlendirmiyorum. Yurt dışı örgütlerimizin böyle değerlendirilmesi, güç ve potansiyellerine haksızlık etmiş olmak olur. O bakımdan yurt dışından gelen oylar elbette önemlidir, ama sizler gibi değerli insan kaynaklarından gelecek fikirler, bakış açıları, partimizin geleceği için daha önemlidir. Sizlerin farklı toplumsal ve kültürel çevrelerde edindiğiniz bilgi, deneyimler, ülkemize yansıtılma biçimi daha önemlidir. Tam da işte her alanda yerelle evrenselin sentezine ulaşmaya çalışan bizler, böylesi güçlü bir karma yapının, mutlak faydasına erişmeyi bilmeliyiz ve başarmalıyız. Siyasal bakımdan baktığınızda hem bireysel hem toplumsal hem ulusal pratiklerimiz, bu yönüyle değerlidir ve bunu dayanışma içerisinde, örgütlü bir modelle, iyi bir organizasyon bütünlüğü içerisinde nasıl sonuca evrileceği konusunda maharetlerimizi ortaya koymalıyız.

'Parti içi rekabet kardeşçe olmalı' 

  • Tabii bunları yapabilmek için, mutlaka CHP’nin özellikle Türkiye'nin dönüşüm yolculuğunda verdiğimiz mücadeledeki ilk görev, değişime önce kendimizden başlamak zorunda olduğumuzu hatırlamamız, eksiklerimizle, hatalarımızla yüzleşmek ve kendimize bu anlamda, tabiri caizse, çeki düzen vermek zorundayız. Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi, bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içerisindeyiz sevgili yol arkadaşlarım. Rekabet, daha iyiye ulaşmanın yoludur. Parti içindeki rekabet, birbiri ile yan yana koşarken birbirini ayağına çelme takmak değil, daha hızlı koşma mücadelesidir; ayrışmanın değil, bütünleşmenin aracıdır.

  • Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde, dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Evet ülkemizde de bunu yaşıyoruz, yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz. Ayrıştırıcı bir dilin hakim olabildiğini de görüyoruz. Bunları görerek, bunlara tedbir alarak yol yürümenin şart olduğunu da biliyoruz. Tabii son derece sınırlı sayıda örnekler olsa da çok hassas ve çok tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkına vararak -her zaman her yerde söylüyorum- bazı bildiğimiz, gördüğümüz, dönem dönem yüksek seviyede kınadığımız bütün tavır ve davranışlardan uzak, bir arada konuşabilmeyi, müzakere edebilmeyi, doğru yolu bulabilmeyi, ortak aklın masamızdaki kesin pusula olmasını sağlayabilmeyi başarmak zorundayız. Partimize yakışmayan tek bir uygulamaya, tek bir söze, hatta partimize yakışmayan tek bir bakışa bile geçit vermemeliyiz. Bizler, insanlara ve birbirimize, aynen Atatürk'ün vatandaşa, o Tokat'ta çekilen fotoğraftaki baktığı gibi bakabilmeyi, aynı hassasiyeti de birbirimize bakarken gösterebilmeyi başarmak zorundayız.

  • “Herkese ve birbirimize karşı iletişim ve müzakere kapılarının sonuna kadar açık olması gerektiğini unutmamalıyız. Bunu yapamayanların, örgütlenme içerisinde bu görevlere talip olma şansı yoktur. Sabır ve aynı zamanda son derece anlayış gerektiren ve bu anlayış doğrultusunda insanları ikna edebileceğini bilen insanların yapması gereken bir görev hassasiyeti içerir. Dolayısıyla, inşallah bu buluşma ve bu çalıştayın, İstanbul Planlama Ajansı'nın kurulduğu bu kampüsün, bu nezaketli ortamın, bu doğanın en güzel parçası haline gelmiş bu asil görünüşün… Ki bunda da Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası var. Buradaki ormanlaşmanın, ağaçlandırmanın mimarı da burayı çok seven, burada denize giren, Florya'da aşağıda deniz kıyısında köşkü olan, arka tarafta da böylesi büyük bir alanı ağaçlandırarak, elbette müstakil, birkaç kişiye hizmet etmesinin değil de toplumcu bir yapıya dönüşmesini arzu ettiğine inandığımız Ata'mızın bu emanetini halka açarak, bir planlama ajansı ve İstanbul'umuzun geleceğini tartıştığımız bir kuluçka merkezine, bir bilgi havuzuna dönüştürdüğümüz bu alanda, umut ediyorum sizlerin bu ortak paydalarının odaklanıldığı ve sonucunun da çok güçlü bir biçimde rapora dönüştüğü buluşmaya döner.

  • Unutmayalım ki, kendi içimizde kurduğumuz iletişimin niteliği ve kalitesi, en çok nerede işe yarıyor biliyor musunuz? Bize oy vermeyen vatandaşlarımızın ikna olmasında işe yarıyor. Kendi aramızda kurduğumuz nitelikli ilişki, diyalog, saygı ve sevgi çerçevesini gördüğü takdirde, o insanların bize oy vermeye ikna olduklarını unutmayınız lütfen. Tabii bazen sürekli bize oy veren vatandaşlarımızın reflekslerinin, bizdeki tavır veya koşullar ne olursa olsun, bize geldiğini görüyoruz. Ama onun bize yetmediğini de biliyoruz. İşte bugün gururla 1977’den beri ilk kez partimizin birinci olduğu meselesini söylüyoruz ama bir yanıyla da çok derin düşünmemiz gereken bir sonuçtur bu, 1977 ve 2024 arasındaki uzun mesafe. Bu bakımdan, yurt dışı örgütlerimizin çok etkili model oluşturacak, öncü uygulamalar geliştirmesini diliyorum. Hatta bu gelişmelerin, burada çıkan belli sonuçların, o evrensel değerleri içeren kapasitelerinin yurt dışı örgütlenmede de işimize yarayacağına inanıyorum.”

'CHP anlayışını çok önemsiyorum'

  • Teknolojik imkanların dünyayı küçülttüğü ama yanlış siyasi anlayışlar yüzünden insanların arasındaki mesafelerin büyüdüğü bir dönemi yaşadığımız bu ortamda, ben, doğru siyasetin her şeyden önce duygusal mesafeleri azaltan, insanlar arasındaki gönül köprülerini en güçlü şekilde kuran siyaset olduğuna inanıyorum ve bu pozitif anlayışın, bu hümanist bakışın toplumlara verdiği fayda kadar, dünyaya verdiği faydayı önemsiyorum. Savaşları azaltan, barışı büyüten ve insanları birbiriyle kucaklaştıran bir süreç. Ben, bu yönüyle CHP anlayışını çok önemsiyorum. CHP’li olmanın bendeki en önemli kavramı, her şeyden önce iyi insan olma kavramıdır. İyi insan olduktan sonra her şeyi başarabiliriz. İnsanı sevmek, insana özen göstermek, doğayı sevmekle eşdeğerdir; hayatı, yaşamı, her şeyi sevmekle eş değerdir. Bu bizim bütün duygularımızla, bütün geleneklerimizle, bütün bakış açımızla aslında çok örtüşen bir bakış açısıdır. Bunu lafta değil, uygulamalarımızda, başta birbirimize göstererek, sonra da o sevgi halkasını, çemberini görev yaptığımız alanlara yayarak büyütmeliyiz.

  • Adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi, cumhuriyet, laiklik gibi savunduğumuz tüm değerlerin özünde, aslında herkesi kendimiz gibi görmenin yattığını unutmamalıyız. Empati duygusu ve karşındaki insanın yerine kendini koyma, onu hissetme, ona göre davranabilme duygusu. Bu duygunun, bu anlayışın Anadolu'nun her köşesine, dünyanın dört bir yanına yayıldığında, işte o zaman her şeyin çok güzel olacağına yürekten inanıyorum. Bu işin başka bir yolu yok. Bu güzel kampüs, başka bir boyutuyla sizi burada misafir etmenin gururunu yaşıyor. Bu güzel kampüste, aynı zamanda sizler gibi buradan yurt dışına göç eden iki bilim insanının da ismini taşıyor. Uğur Şahin'in ve Özlem Türeci’nin ismini taşıyor. Bu bakış açısıyla aslında ne kadar büyük başarılara imza atabildiğinizi görüyorum. O bakımdan ülkemizle bağınızın kopmamasını, bu şekilde örgütlü bir yapıyla Türkiye'mizi ikinci yüzyılına da en güçlü hatlarıyla talip olan partimizin iktidarına yol yürürken, sizlerin katkılarını önemsiyor, bu duygu ve düşüncelerle emeği geçen bütün dostlarımıza teşekkür ediyorum. Genel Başkanımızın önderliğinde en güçlü raporun buradan çıkmasını ve yurt dışında da bizi sevindiren sonuçları önümüzdeki genel seçimde hep birlikte alabilmeyi diliyorum.
Editör: Haber Merkezi