İlahiyatçı Ali Rıza Demircan: “Tarikatların yüzde 80’i İslam’a zarar veriyor, çoğu cahildir, MİT’in denetimindedir. Diyanet neden tarikatları da inceleyip yanlışlarını anlatmıyor?”

İlahiyatçı Ali Rıza Demircan, çocuk gelinlerden Diyanet’in açıklamalarına, tarikatlardan imam hatiplere din konusunda tartışma yaratan başlıklarda Gazete Habertürk’ten Kübra Par’a konuştu.

Habertürk’te yayımlanan söyleşinin ilgili bölümleri şöyle:

İstanbul Müftüsü bu hafta, “Tarikatları denetleyecek bir yapının kurulması lazım” dedi. Tarikatları denetleyecek bir yapı kurulmalı mı sizce?

İstanbul Müftüsü çok değerli bir kardeşimizdir ama olaylar göründüğü gibi değildir. Benim kanaatime göre, Türkiye’deki bütün tarikatlar MİT’in denetimindedir. MİT’in onay vermediği bir yapılanma olmaz.

Bunu bir bilgi olarak mı yoksa tahmin olarak mı söylüyorsunuz?

Hem bilgi hem tahmin. Ortada bir tarikat var, bu tarikatın binlerce müridi var, bir taraftan hol­dingleşiyorlar ve MİT’in bundan haberi yok. Böyle şey olur mu? Tarikatların yüzde 80’i İslam’a zarar veriyor. Devlete zarar verip vermediğini söyle­yemem ama İslam’a zarar veriyor. Çünkü İslam dışı bir yapıları var. Bizim tarikatlarımızda Kuran yoktur. Tarikatlarımızda aziz Peygamber’imizin sözleri, davranışları ve işleri ölçü değildir; tarikat­larımızda şeyh önemlidir. Tarikatlara bağlı olan çok değerli insanlar da var ama büyük bölümü cahildir. Ne Kuran bilir ne aziz Peygamber’imizin sünnetini bilir ne de fıkıh bilir. Onlar için din, şeyh efendinin söylediğidir. Bu, Mevlevilik’te de böyledir. Şu an Türkiye’de yaşayan tari­katların hepsi şahıs merkezlidir. Onlara itiraz ettiğiniz zaman, “Sen Kuran’ın zahirine hapsol­muşsun, Kuran’ın özüne inmek lazım” derler.

ŞİRKTİR, PUTPERESTLİĞE ADIMDIR!’

Aziz Peygamber’imiz ilk Müslümanları öylesine yetiştirdi ki Peygamber’imiz bir emir verdiği zaman, eğer sahabelerden bir kısmı bu emri içine sindiremezse, “Bize olan bu emriniz Yaradan’ın emri midir, yoksa sizin kişisel değerlendirmeniz midir?” diye sorardı. Eğer Peygamberimiz “Kişisel değerlendirmem” derse, sahabe, “Ya Resulullah, bu görüş doğru değil” derdi. Yani ortada hakem Kuran’dı. Eğer siz bu tarikatlarınızı Kuran’ın, Peygamber’imizin hakemliğinden çıkarırsanız, bunlar şahısların egemenliğine giriyor. Tarikat şeyhine kutub veya gavs diyorsunuz. Doğu’daki tarikatlardan birinin yayınladığı takvimde, “Gavs-ı sani şöyle dedi” diyor. Gavs, “çağırdığınız zaman, dünyanın neresinde olursa olsun gelen adam” demektir. Bu, Allah’a özgü bir vasıftır. Bu şirktir, putperestliğe adımdır! Kutub da yalan, bunların anladığı mana da evliyalık da yalan. Bunların bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenmesi gerekir. Hepten yasaklayamazsınız, demokrasiye ters olur. Devlet, herhangi bir sivil örgütü nasıl denetlemek zorundaysa bunları da denetlemeli…

DİYANET NEDEN FETÖ’YÜ İNCELEDİĞİ GİBİ YAŞAYAN TARİKATLARI DA İNCELEYİP ESERLERİNDEKİ YANLIŞLARI ANLATMIYOR?’

Son dönemde “FETÖ’den boşalan yerlere belli başlı tarikatlar yerleşmeye çalışıyor” iddiası gündeme geliyor. Siz buna dair bir şey gözlemliyor musunuz?

Tarikatların yüzde 80’i İslam’a zararlıdır. “İslam’a zarar veren devlete de zarar verir mi?” tartışması benim alanımın dışında. Diyanet İşleri Başkanlığı, Fethullah Gülen’in konuşmalarını dinlemiş, kitaplarını, makalelerini incelemiş ve “İslam Dışı Görüşleri” diye bir kitap yayınladı. Edindiğim bir habere göre, 6 dilde FETÖ tanıtılacakmış. Buradan açık çağrı yapıyorum: Diyanet neden yaşayan tarikatları inceleyip onların eserlerindeki yanlışları anlatmıyor?

Toplumu da cahilleştiriyorlar mı?

Tabii ki cahilleştiriyorlar. Sorgulayacak güç yok. Tarih boyunca güçlü hocalardan, İslam âlimlerinden mürit olmamış.

Tarikatların yüzde 80’i zarar verir” dediniz. Şimdi hepsi kendini yüzde 20’nin içinde görecek.

Ben devleti de Diyanet’i de samimi bulmuyorum. Özel sektöre ait büyük kanalların dışında, en az 500 tane de mahalli kanal var. Bu kanalların bir tanesinde sağlam bir din anlatılmıyor. Peki, bu millete dinini kim öğretecek? “Konuşayım, para istemem” diyorum.

Neden sizi konuşturmuyorlar?

Beni radikal buluyorlar. Türk toplumunun ya da devletin istediği sınırlar içinde bu dini anlatmıyo­rum. Sırası gelir, Türkiye’de ekonomik sömürüyü de gündeme taşırım. Bu da işlerine gelmiyor.