Gezi protestoları sırasında yaralananlara sağlık hizmeti veren hekimleri hedef alan Sağlık Bakanlığı’nın, dönemin İstanbul Tabip Odası yöneticilerinin görevden alınması talebiyle açtığı dava reddedildi.

İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bugün görülen davanın 6. celsesine, davacı Sağlık Bakanlığı avukatı Cemal Akın ile davalı 2013 yılı İstanbul Tabip Odası kurul üyeleri adına avukatları hazır bulundu.

Sağlık Bakanlığı avukatı, önceki taleplerini yinelediklerini belirterek davanın kabulünü talep etti. İstanbul Tabip Odası’nın avukatları ise “Dosya kapsamında sunduğumuz delillerle hekimlerin yaralılara sağlık hizmeti sunması zorunludur. Bu nedenle açılan dava mesnetsizdir. Yerinde değildir. Davanın reddine karar verilsin” dediler.
Mahkeme, davanın reddine karar verdi.

Duruşma sonunda İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez, Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel’in bulunduğu bir grup “Gezi hekimliği yargılanamaz” şeklinde pankart açarak adliye önünde basın açıklaması yaptı.

‘Burada hekimlik kazandı’

Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Sağlık Bakanlığı’nın İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’nun Gezi sürecinde görev yapan üyelerinin görevden alınması için açtığı dava, biraz önce mahkemece reddedildi. Daha önce Ankara ve Hatay Tabip Odaları için de aynı şekilde ret kararı verilmişti. Şunu söyleyebiliriz; burada hekimlik kazandı. Fakat, bir de kaybeden var. O da Sağlık Bakanlığı. Hangi koşulda olursa olsun hekimler, bireylere, topluma ve onların sağlık hakkına saygı duymanın gereği, onları yerine getirmenin gereği, her koşulda tıbbi yardım vermeye hazır olacaktır. Bunların yargılanması demek doğrudan aslında hekimlik değerlerinin yargılanması demektir. Burada asıl yargılanması gereken Gezi olaylarında görevi olduğu halde yerine getirmeyen Sağlık Bakanlığı’dır” dedi.

‘Yargılamanın konusu sadece ve sadece hekimlik yapmak’

DHA’nın haberine göre, İstanbul Tabip Odası Başkan Selçuk Erez, “Bize göre bu dava açılmamalıydı. Uygar bir ülkede, hekimlere, sokakta, cephede nerde olursa olsun her yerde, sağlık hizmeti isteyen bir vatandaşa müdahalede bulundu diye dava açılmaz. Sevinelim mi sevinmeyelim mi bilemiyoruz” diye konuştu.

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Samet Mengüç, “Yargılamanın konusu sadece ve sadece hekimlik yapmak. Pankarta da yazdığımız gibi, ‘hekimlik yargılanamaz’ nihayetinde bugün onu da gördük. Bu ne kadar keyfi davranıldığının göstergesi. Bu hukukun ne kadar kötü kullanıldığının göstergesi. Biz yaptığımız hekimliği her koşulda her zaman yapmaya devam edeceğiz” ifadesinde bulundu.

Avukat Oya Eyüpoğlu ise, “Bu davada hekimlik yargılanıyordu, doğru. Ama bu davada aynı zamanda Gezi eylemleri döneminde Sağlık Bakanlığı’nın yapmadıkları da yargılanıyordu. Bu nedenle davanın hangi gerekçeyle sona erdiği de önemli olacaktır. Beklentimiz mahkemenin gerekçeli kararını oluştururken usuli nedenlerle bir ret kararı vermemiş olması ve bundan sonraki davalara örnek olacak şekilde oluşturmasıdır” şeklinde konuştu.

‘İnsan kayırma olmaz’

Gezi olayları döneminde İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’nda görev yapan Ali Çerkezoğlu da, “İstanbul Tabip Odası demokratik bir kitle örgütü olarak diğer kardeş örgütlerle birlikte sadece yaralıları tedavi etmekte değil, evrensel tüm değerlerde tutarlığın simgesidir. Hipokrattan bu yana nerede, sağlık ihtiyacı duyan insan varsa onun yardımına koşmak nasıl bizim evrensel görevimizse, bu ülkede de her an her yerde görevini almıştır. Burada tereddüt, burada ikircilik, burada taraf tutma, burada insan kayırma olmaz. Her zaman görevini layıkıyla yerine getirmiştir. Bundan sonra da getirecektir” ifadesini kullandı.