HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir hakkında, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 2012 yılında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bedelsiz olarak tahsis edilen ve Cemevi olarak kullanılan bina nedeniyle fezleke hazırlandı.

Buna neden olarak yapılan protokolde ‘Taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıkların çözümünden Alevilik inancı gereği önce Cem’e gidilecektir’ maddesi gösterilerek, bunun  laik devlet anlayışı ile bağdaşmadığı kaydedildi. Fezlekede, Baydemir’in  ‘görevi kötüye kullandığı’ iddiasıyla dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir hakkında, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında ‘Görevi kötüye kullanma’ suçu işlediği iddiasıyla geçen 23 Ocak 2017 tarihinde fezleke hazırlanıp, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezlekede, 17 Şubat 2012 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile Kayapınar Mahallesi’nde bulunan Kültür Evi’nin 10 yıllığına bedelsiz olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne tahsis edildiği ifade edildi. Tahsis işlemi nedeniyle Büyükşehir Belediyesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği arasında yapılan protokolün 8’inci maddesinin, Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırı olması nedeniyle inceleme başlatıldığını belirten savcı, konuyu araştırmak üzere Mülkiye müfettişi görevlendirildiğini kaydetti.

UYUŞMAZLIKLARIN CEM’E GÖTÜRÜLMESİ, LAİKLİK İLKESİNE AYKIRI

Mülkiye Müfettişi Abdullah Aksoy’un gerekli evrakları topladıktan sonra tahsis işlemi ile ilgili ön inceleme raporu hazırladığını ve sorumlular hakkında işlem yapıldığını belirten savcı, tahsis işlemi sırasında Büyükşehir Belediyesi adına dönemin Belediye Başkanı Osman Baydemir ile Pir Sultan Abdul Kültür Derneği arasında 17 Nisan 2012 tarihinde 9 maddelik bir protokol imzalandığını kaydetti.

Protokolün 8’inci maddesinde ‘Bu protokolün uygulanması sırasında ortaya çıkacak uyuşmazlıklar öncelikle Alevi inancının gereği olarak Cem’e gidilerek diyalogla çözülecektir. Diyalogla bir sonuca varılamaması halinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nce verilen karar geçerli olacaktır’ ifadelerinin bulunduğunu belirten savcı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde cumhuriyetin en temel niteliklerinin laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunun açık bir şekilde ifade edildiğini kaydetti. Protokolde yer alan uyuşmazlıkların Cem’e götürülmesi hükmünün, ‘laik devlet anlayışı ve Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan devletin nitelikleri ilkeleri ile bağdaşmadığını’ vurgulayan savcı, laik bir devlette din kurumlarının devlet fonksiyonlarını göremeyeceği gibi, devlet kurumlarının da din fonksiyonlarını ifa edemeyeceğini ifade etti.

Fezlekede yer alan müfettiş raporunda laik devletin ‘dine bağlı devlet’ ve ‘devlete bağlı din’ sistemlerini reddeden, din ve devlet işlerini alan olarak birbirinden tamamen ayıran bir yönetim sistemi olduğuna dikkat çekilerek, şöyle denildi:

“Laik bir devlette hukuk kurallarının kaynağı beşeri iradedir. Laik bir sistemde, hukuk kurallarını koyan beşeri iradenin din kurallarına uymak zorunda olmaması gerekir. Eğer bir devlette hukuk kurallarının din kurallarına uyma zorunluluğu varsa, o devlet laik bir devlet değildir. Devlet hukuka aykırı bir biçimde dinsel temellere dayanan bir düzene dönüştürülmesine yönelik eylemleri engellemek zorundadır. Din özgürlüğü ile kişiye icra edilebilir hakların sağlanması, bunların o hakkın anayasal çerçeve içinde ve hukuka uygun kullanılmasını icra edilmesini gerektirir. Şahıslar arasında doğabilecek uyuşmazlıklarda bile devletin resmi organları tarafından karar verilmesi gerekirken, bir kamu kurumu olan belediye ile bir tüzel kişilik arasında doğabilecek uyuşmazlığın çözümü için devlet sisteminde olmayan bir kurumun hakemliğine başvurulacağı yönünde bağlanan bu hükmün hukuk devleti ve ilkeleri ile bağdaşmadığı oldukça aşikardır.”

Mülkiye Müfettişi tarafından hazırlanan raporun soruşturma yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiğini belirten savcı, Osman Baydemir’in eyleminin ‘görevi kötüye kullanma’ suç tipine uygun düştüğünü kaydetti. Anayasa’nın 83’üncü maddesi gereği Baydemir’in dokunulmazlığının kaldırılması talebinde bulunulan fezleke, TBMM Başkanlığı’na sunulmak üzere Adalet Bakanlığına gönderildi. Baydemir’in yasama dokunulmazlığına sahip olduğu belirtilen fezlekede, hakkında soruşturma yürütülebilmesi için dokunulmazlığının kaldırılması talep edildi.

Dokunulmazlığının kaldırılması halinde Baydemir hakkında soruşturma yapılabilecek ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilecek.