HDP Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri, bugün Genel Kurul’da görüşülmeye başlanacak olan İnfaz Yasası teklifine ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

Parti Grubu adına açıklamayı yapan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, şunları söyledi:

Değinmek istediğimiz bir tek konu var. Bugün itibariyle Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek olan İnfaz Yasası’ndaki değişikliklerle ilgili açıklama yapacağız. İnfaz Yasası’yla ilgili birçok defa basın açıklamaları ve toplantıları, komisyonda tartışmalar yaptık. Diğer partilerle, AKP, CHP, İYİ Parti ile görüşmeler yaptık, önerilerimizi ilettik. Değişiklikler hangi maddelerde yapılabilir, hangi adımlar atılabilir buna dair detaylı önerilerimizi ilettik, dosyalar sunduk, bir tartışma yürüttük.

İKTİDAR MUHALEFETİN ÖNERİLERİNİ CİDDİYE ALMADI

Ancak ne yazık ki, tartışmalar sonucunda, İnfaz Yasası’nda iktidarın ilk getirdiği halinden sonra herhangi bir değişiklik ortaya çıkmadı. İktidar sadece bizim değil, komisyon aşamasında gördük, diğer muhalefet partilerinin de önerilerini hiçbir şekilde ciddiye almadı, kendi getirdiği yasa teklifine bağlı kaldı, bir tek virgül bile oynatmadı.

Bugün Genel Kurul’da iktidarın yasa teklifi tartışılmaya başlanacak. Zihniyetleri aynı; muhalefetin hiçbir önerisini ve sözünü ciddiye almayan, muhalefetin önerilerini kapsamayı hiçbir şekilde düşünmeyen, ‘biz yaptık oldu’ anlayışıyla hareket eden bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Diğer kanun tekliflerinde de bu tutumla karşı karşıya kaldık. İnfaz Yasası’nda da aynı tutumla karşı karşıyayız.

Günü kurtarma adımları atıyor iktidar. Çok açık bir şekilde şunu net olarak söylememiz gerekiyor. Bu yasa teklifi bu haliyle çıkması durumunda iktidarın af yasasıdır. İktidarın yandaşlarına, söz verdiklerine af hediyesidir. İktidar yandaşlarını affetmektedir, muhaliflerine ise ölüm vadetmektedir. İktidarın kendi yandaşlarına çıkardığı bir aftır bu, çok net olarak. Bu iktidarın anlayışı budur.

“HUKUKSUZ”

Biz neden İnfaz Yasası’nı tartışıyoruz, önce buna değinmemiz lazım. İnfaz Yasası ile ilgili bizim geçmişten bu yana çok fazla eleştirimiz var. Çünkü var olan İnfaz Yasası, içinde çok büyük adaletsizlik ve eşitsizlikleri barındıran bir yasadır. Normalde İnfaz Yasası bu tür eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri barındırmaması gereken bir yasadır. TCK ve TMK’ye göre ceza almış olanların bir de İnfaz Yasası yüzünden eşitsizliğe maruz kalmaları hukukta, evrensel demokratik hukuk ilkelerinde kabul edilebilecek bir anlayış değildir. Dolayısıyla İnfaz Yasası’ndaki eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin ortadan kaldırılması, geçmişten beri zaten sürdürdüğümüz bir tartışmadır. Bu konudaki fikirlerimiz nettir.

Ama şimdi, bugün İnfaz Yasası’yla ilgili yapılan tartışmanın bununla alakası olmamalıdır. Şimdi bunu tartışıyoruz, çünkü koronavirüs salgını var. Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin çok ciddi tehdit altında olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Bu nedenle tartışıyoruz.

Olması gereken, mücbir nedenlerle şu anda cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin İnfaz Yasası’ndaki değişiklikle salıverilmesini sağlamaktır. Bunun için çeşitli yollar bulunabilir. Ama önemli olan, mücbir sebep olan koronavirüs salgınıdır.

İktidar ne yaptı etti, koronavirüs salgınını geri plana itti. Fırsat bu fırsat, İnfaz Yasası’nda öyle bir değişiklik yapayım ki, sanki koronavirüs salgınıyla ilgili bir değişiklik yapıyormuş havası yaratayım, ama aslında İnfaz Yasası’nı var olandan daha beter bir hale getireyim dedi. Çünkü bu iktidar fırsatçıdır.

“YANDAŞLAR İÇİN”

Koronavirüs salgını karşısında uçak biletlerinin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 1’e indiren, tatil yerlerindeki konaklama vergisini erteleyen de bu iktidardır, çünkü fırsatçıdır. Attığı adımlar toplum sağlığı ve halk sağlığı ve toplumun çoğunluğunun yararı yönünde değildir. Nasıl olur da, iktidar olarak kendi yandaşlarıma yeni bir avantaj sağlarım? Nasıl olur da iktidar olarak kendi durumumu biraz daha sürdürebilirim, iktidarın bekasını sağlayabilirim? Anlayışları budur. İşte bu tartışma da bunu ortaya koymuştur.

Şimdi mücbir sebeple İnfaz Yasası’nda değişiklik yapılmıyor; iktidar cezaevlerindeki yandaşlarına verdiği sözleri yerine getirmek için şimdiyi fırsat bilmiştir. Ağırlaştırılan maddeler de vardır.

CEZAEVİNDE SOSYAL MESAFE KORUNAMAZ

Bugün 2020 verilerine göre, 355 cezaevinde yaklaşık 294 bin mahpus vardır. Türkiye tarihinde bu kadar yüksek bir sayıya ilk defa bu iktidar döneminde ulaşılmıştır. Koşullar da son derece ağırdır. Kimi koğuşlarda 40-50 kişi kalmaktadır. Bazı koğuşlarda 100 kişi kalmaktadır. Yetersiz beslenme, ısıtılmayan ve havalandırılmayan koğuşlar, gün ışığından faydalanamama, yeterli hekim ve sağlık personelinin bulunmaması, muayene ve sevk sürelerindeki uzunluk, hijyen ürünlerinin parayla satılması, temiz ve sıcak suya erişememe, düzenli ve etkin bir sağlık hizmetinden faydalanamama, kötü muamele, işkence. Cezaevlerindeki durum budur.

Şimdi koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kalındığı zaman, onlarca kişinin bir arada kaldığı koğuşlar için büyük bir tehdit söz konusudur. Siz bir taraftan diyeceksiniz ki, evde kalın sosyal mesafe uygulayın; öte taraftan cezaevlerinde koğuşlarda 30-40 kişi kalsın. Bu gayrı ciddi bir durumdur.

Biz İnfaz Yasası’nı ve mücbir sebebi tartışırken dedik ki, esas itibariyle tutuklu ve hükümlülerin sağlık ve yaşam hakkı devletin ve iktidarın güvencesi altındadır. Devlet her tutuklu ve hükümlünün sağlık ve yaşam hakkından sorumludur, korumak zorundadır. Cezaevlerinde herhangi bir sorun yaşanırsa,  bunun tek sorumlusu devlet ve iktidardır. Bu çok açık evrensel bir kuraldır.

Cezaevlerinde bulunan mahpuslar bu iktidarın kölesi değildir. Cezaevlerinde bulunan mahpuslar, eğer hüküm giydilerse, cezalarını çekmekte olan ama her türlü insan hakkına sahip olan kişilerdir. Tutuklular için de aynı şey geçerlidir. Ama bu iktidar bunların hiçbirini ciddiye almamaktadır.

Getirilmiş olan İnfaz Yasası’yla şu çok açık ortaya çıkmıştır. Bu getirilen İnfaz Yasası, Türkiye’de var olan Anayasa’ya, ki bizim eleştirdiğimiz, despotik bulduğumuz, demokratik olmadığını söylediğimiz Anayasa’nın en az 4 maddesine aykırıdır.

Getirdikleri bu İnfaz Yasası’ndaki değişiklik teklifi Anayasa’ya aykırıdır. Sadece Anayasa’ya değil, evrensel hukuk normlarına aykırıdır, insan hakları ve demokratik kriterlere aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına aykırıdır. AİHM’in kararlarına ve içtihatlarına aykırıdır. Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır. Ama bu iktidarın hukuk diye, anayasa ve yasalar diye, uluslararası sözleşmeler diye bir derdi kalmamıştır. Bu iktidar tamamen kendi bekasını, varlığını sürdürebilmek için her türlü hukuksuz, adaletsiz, eşitsiz adımları atmakta mahir bir iktidar haline gelmiştir. Bu iktidarın tek özelliği budur artık.

MUHALİFSENİZ CEZA DEVAM EDİYOR

Şimdi bakın, bu İnfaz Yasası ile ne yapıyor bu iktidar. Şunu yapıyor; eğer siz düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanarak iktidara muhalif iseniz, sosyal medya paylaşımı yaptıysanız, öğrenciyseniz, akademisyenseniz,  yazarsanız, gazeteciyseniz, siyasi iseniz, yani HDP seçilmişi iseniz, HDP’nin vekili iseniz, HDP’nin belediye başkanı iseniz, HDP’nin yöneticisi iseniz, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanan Kürt yurttaşlar iseniz, size ceza devam ediyor, hem de ağırlaştırılarak devam ediyor.

İnfaz Yasası’nda bu iktidara muhalif olan hiç kimseye ilişkin en ufak bir adım atılmıyor. Yani iktidar muhaliflerini cezaevinde tutmaya devam edecek, yeni muhalifleri de cezaevine tıkmaya devam edecek, ama yandaşlarını cezaevlerinden dışarı çıkaracak. Anlayış budur.