Paradigmatik değişimlerin yaşandığı ve bu çerçevede yeni arayış, hareket ve kavramsallaştırmaların dolaşıma sokulduğu bir dönemde, sosyal demokratların, sosyalistlerin ve bir bütün olarak solun bu süreci domine etmemesi, yönlendirmemesi düşünülemez. Elbette ki bütün bu tartışmaların amacı “Halka Doğru” bir yönelişi sağlamak ve halkın iktidarını mümkün kılmaktır. Bu çerçevede anahtar sözcüğü ve hareket noktasını "Halkçılık ve Halk Egemenliği" oluşturmaktadır. 

Halkçılık tartışması yeni değil. Ancak bugün yeniden bir strateji olarak gündeme getirilmesi, günün şartlarına uyarlanarak bir çıkış yoluna dönüştürülmesi konusunda son olarak Siyaset Bilimci Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım, ABC Gazetesi’ndeki köşesinde önemli bir çağrı yaptı. Biz de bu çağrıyı dikkate almak gerektiğini düşünüyor ve halkçılık konusunun yeniden tartışılması gerektiğine inanıyoruz.

Prof. Dr. Zeki Kılıçarslan’ın “Yeni Özgürlükçü Halkçılık” önermesi, www.halkci.org sitesinde Radikal Halkçılık tartışması da bu alanda yeni sözlerin söylenmesini gerekli kılmaktadır. Elbette Atatürk’ün Halkçılık ilkesi bir başka tarihi ve önemli referans olarak karşımızda durmaktadır.

PolitikYol olarak AKP’nin düşünsel ve siyasal hegemonyasını kırmak, yeni bir düşünce iklimi yaratmak için yeni tartışmaları birleştirip ortak bir eksende okuyucuya sunmayı bir görev olarak kabul ediyoruz. Bu aynı zamanda her alandaki eşitsizliği, sosyolojik parçalanmayı da değiştirecek bir imkanı üretmeyi sağlayacak yeni bir ideo-politik hattır. Sadece teşhise değil, çarelere de odaklanan strateji tartışmalarını önümüzdeki haftalarda da sürdüreceğiz. 

İyi okumalar.