Bruno Bonizzi, Jennifer Churchill ve Diego Guevara

2020 baharının başlarında, yükselen piyasa ekonomileri (YPE) şimdiye kadarki en büyük portföy çıkışından etkilendi. Yatırımcılar, Avrupa ve Birleşik Devletler’de daha güvenli yatırımlara kaçtığı için hisse senedi ve tahviller satıldı ve bu, YPE’lerin finansal entegrasyonunun kırılgan doğasını bir kere daha gösterdi. Bu sorunun üstesinden gelmek için önerilen bir çözüm, finansal piyasaları istikrara kavuşturabilecek emeklilik fonları gibi daha geniş bir yerli kurumsal yatırımcı tabanına olanak sağlamaktır. Büyük bir kurumsal yatırımcı tabanına sahip olmak yerli finansal menkul kıymetler için bir talep kaynağı olabilirken, emeklilik fonlarının yirmi yıldan fazladır var olduğu bu YPE’lerin deneyimlerinden elde edilen bulguları gözden geçirmek önem taşıyor.

Yayımlanacak olan makalemizde göstereceğimiz gibi, Kolombiya ve Peru deneyimi öğretici olabilir. Bu ülkelerin emeklilik sistemleri paralel kamusal Nesiller Arası Dayanışma (Pay-As-You-Go) yapısını korurken, büyük ölçüde GSYH’nin yüzde 20’sini aşan varlıkları ile finanse edilen özel bir bileşene sahiptir. Bunlar, önceki Şili örneğini izleyerek, 1990’lardaki Washington Mutabakatı reformunun bir bölümü olarak kuruldu.

Özel emeklilik fonlarının oluşmasından yirmi yıldan fazla zaman geçmesine rağmen iki ülkedeki sermaye piyasaları, Latin Amerika’nın geri kalanında olduğu gibi küçük ve azgelişmiş olarak kaldı. Belki de bu nedenle Latin Amerika’daki emeklilik fonları deneyimi finansallaşma çalışmaları tarafından yeterince araştırılmamış durumda. Bununla birlikte, güncel literatür finansallaşma kalıplarının ortak eğilimlere sahip olmakla birlikte “çeşitli” formları gösterebileceği fikrini ortaya koymuştur. Emeklilik fonları, bu süreçte, tipik “Serbest Piyasa Ekonomileri”nde olduğu gibi yurtiçi sermaye piyasalarını besleyerek olmasa bile, finansal varlık talebini şekillendirmede önemli bir görev yerine getirerek rol oynuyor.

Kolombiya ve Peru’nun ekonomi politiğinin önemli karakteristikleri, emeklilik fonlarının varlık talebinin ayırt edici belirleyenleri olarak rol almış ve belirli bir finansallaşma biçimini şekillendirmiştir. İlk olarak bu ülkelerdeki emeklilik fonları Hiyerarşik Piyasa Ekonomilerinin, kapitalizmin Latin Amerika türünün, karakteristiğini yansıtmaktadır. Emeklilik fonları özel şirketler tarafından bireysel emeklilik sözleşmeleri olarak sunulduğu için işçilerin ve sendikaların emeklilik fonu varlıklarının nasıl yatırım yapılacağı üzerinde çok sınırlı kontrolü vardır. Bu nedenle yatırım politikası da ağırlıkla kurulmalarını teşvik ederken ve düzenlemelerini şekillendirirken anahtar [rolde] olan finansal endüstrinin çıkarları tarafından şekillenmiştir.

Ancak bu değerlendirmelerin yanında Kolombiya ve Peru’daki emeklilik fonu varlık talebi yurt içi sermaye piyasalarındaki sınırlı etkin alan nedeniyle yapısal olarak sınırlandırılmıştır. Bu iki ülke emtia ihracatının toplam talebi belirlemede kilit rol oynadığı oldukça “dışa dönük” bir büyüme rejimine sahiptir. 2000-2014 emtia fiyat balonunun bir sonucu olarak şirketler ihracat geliri ve doğrudan yabancı yatırımdan gelen önemli bir finansmana sahipti, bu da yurt içi sermaye piyasalarında menkul kıymet ihraçlarını sınırlandırmıştı. Bu dönem boyunca hükümetler, artan gelirler ve kamu harcamalarındaki sınırlı artışlar sayesinde net borçlanmalarını oldukça sınırlandırdı. Buna ek olarak bu ülkeler, yurt içi tahvil ve hisse senedi piyasalarında ağırlığı artan yabancı finansal yatırımcılardan hatırı sayılır bir ilgi gördü. Bu özellikler, Kolombiya ve Peru’nun küresel finansal piyasalar içinde bağımlı yükselen piyasa ekonomisi statüsünü yansıtıyor.

Kolombiya ve Peru’daki emeklilik fonları diğer yatırımları bekliyor. Yurt içi ve uluslararası finansal endüstri tarafından bir kere daha desteklenen bu yatırımlar, bugün sırasıyla Kolombiya ve Peru’daki toplam varlıkların üçte birinden fazlasına ve yüzde 40’dan fazlasına ulaşan yabancı yatırımda olduğu kadar, özellikle özel sermaye, altyapı ve emlak fonları olan “alternatif varlıklar”da bulundu. İkincisi, çoğunlukla ABD doları karşısında döviz pozisyonlarını korumak için bir türev piyasasını teşvik etmede önemli olmuştur.

Bu nedenle, emeklilik fonları, yurt içi sermaye piyasalarındaki sınırlı gelişmeye rağmen bu ülkelerdeki finansallaşma yörüngesini şekillendirmede önemli olmuştur. Bu, sermaye piyasalarını istikrara kavuşturmak amacıyla özel emekliliğin teşvik edilme çağrılarına önemli bir ders olabilir. İktisadi ve finansal bütünleşmenin bağımlı biçimlerine tabi olan ve faizlerin yüksek derecede yoğunlaşmış finansal endüstrinin [işareti] olarak temsil edildiği yükselen piyasa ekonomilerinde emeklilik fonları derin, likit ve istikrarlı yurt içi sermaye piyasaları için katalizör olmada başarısız olabilir.

[criticalfinance.org’daki İngilizcesinden PolitikYol için Ekin Değirmenci tarafından çevrilmiştir.]