Evet, dünyaya usandığımızı söyleyin. Ancak, Siyah liberal, sizinle de işimizin bittiğini bilin.

Yannick Giovanni Marshall

1 Haziran 2020

Kendinizi, radikallerin emeğini çalmaya, bizim giysilerimizi giyip gizlenmeye ve her zaman oradaymışsınız ve sanki bizmişsiniz gibi davranarak kalabalığa karışmaya hazırladığınızda bilin ki sizi görüyoruz. “Irk ilişkilerini geliştirmek”, iyi hissettiren “ırkçılık karşıtlığı” ve “ilerlemenin yolları” ile ilgili aynı muğlak yaratıcı olmayan değersiz fikirler ile dolu, yumuşatılmış Black Lives Matter (Siyah Hayatlar Değerlidir) programınızı ve  basıma hazır hale gelen “Hope and the Black Spring in the Time of Corona (Korona Zamanlarında Umut ve Siyah Bahar)” kitap taslağınızı hazırlarken bile sizi görüyoruz. Neden geldiğinizi biliyoruz.

Bir ayaklanmayı aktarmak için buradasınız. Siyah derinizi göstermek için buradasınız, böylece  beyaz liberallerin size bahşettiği, otoritenin Siyah-karşıtlığı örtüsüne sahip çıkabilirsiniz. Onların uzman masalarına onların kameralarından evvel oturmak için buradasınız. Yüzünüz dünyaya ışık saçıyor çünkü devrimin olanaklarını denetlemek ve [düzeni] ilga tehdidini mümkün olduğunca yumuşak ve etkisiz bir reform ile geçiştirmek amacıyla devrimin mümkün olan en güvenli yorumunu sunuyorsunuz.

İsyanlara radikallerin öncülük etmesine rağmen biz kamusal tartışmanın dışında bırakılıyoruz. Ne Siyah radikaller, ne de Siyah radikal düşünceye yayınlarda yer verilmiyor. Bunun yerine hakkımızda konuşulmasına ve uğrunda mücadele ettiğimiz devrimin etkisizleştirilmesine ve beyaz liberal bir kitle için makbul olması amacıyla yeniden düzenlenmesine tahammül etmeye zorlanıyoruz.

Misyonunuz için hazırlandığınızı görüyoruz. Bu defa kalabalığa karışamayacaksınız.

Bir devrimin yorumlanmasına gerek yok. Devrimin yorumcuları, daha dün beyaz milliyetçilerle masada oturmaktan dolayı çok mutlu olan ve “iyi polis” ile gülümseyen fotoğraflar çektiren insanlar olmamalı.

Bu, -beyaz liberal meslekdaşları ile birlikte- Siyah radikallere çıkışan, öfkemizi kontrol altında tutmak ve eylemimizin sınırlarını belirlemek için bizi, eskimiş Martin Luther King Jr alıntıları ile hırpalayan aynı insanlar tarafından aktarılamaz. King’in kral olduğu ve sözünün kanun olduğu inancıyla eğittikleri kişilere karşı onu her fırsatta bir sopa olarak kullanarak King’i kusan aynı insanlar tarafından da.

Bu, bir tarafta hedefleri için onun reklamını yapmak amacıyla onun sömürgecilik karşıtlığı adına sahip olduğu küçücük [şeyden] bile arındıran beyaz liberal basın, okullar ve kurumsal merkezlerin gücü tarafından, ve diğer tarafta ise çağdaşlarının ve çağdaş eleştirmenlerinin etkili bir şekilde susturulması tarafından sürdürülen bir King kültüdür.

“Şiddetsizliğin işe yaraması için düşmanınızın vicdanı olmalıdır. Birleşik Devletler’in vicdanı yoktur” diyen Kwame Ture’in susturulmasına tahammül etmek zorunda kaldık. “Dünyada hiç kimse, tarihte hiç kimse kendilerine baskı yapan insanların ahlak duygularına hitap ederek özgürlüklerini kazanamadı” diyen Assata Shakur gibi insanların susturulmasına tahammül ediyoruz.

Yalnızca radikallerin susturulması suçunun ortağı olmadınız, aynı zamanda mikrofonu elinizde tutarak ve Siyahlar’ın mücadelesinden nasıl bahsedildiği ve tarihinin nasıl hatırlandığı üzerine ayrıcalık sahibi olarak bunun mühendisliğini yaptınız. İnsanlarımız kalıcı olarak hapsedilirken veya mültecileştirilip avlanırken bile sizin gönüllü unutkanlığınızla ikinci defa ölüme terkedildiler.

Sizin, isimlerinin çok az bilinmesi ve onlara çok az yer vermeniz nedeniyle, bilmemenize rağmen Siyah radikallerin eleştirilerinin haklı olduğu ortaya çıktı. Mikrofonu bırakın ve onu insanlara verin. Platformdan inin ve haber merkezini terk edin. Zamanınız doldu.

Siyah liberal, çok çok uzun bir zamandır Siyah radikalizmini ehlileştirmeniz sağlandı. Bize zulmedenler sizi bize tercih ettiği için ve herhangi bir sorun belirtisinde tüm Siyah insanlar adına konuşmanız için sizi bulmak üzere acele ettiklerinden bütün mikrofonları hevesle elinize alıp bizi susturma şansını yakaladınız. Anlatınızla isyanımızı güçsüzleştirdiniz.

Şu anda bile, politika değişikliği arayışı olarak sömürgedeki yıkımı ve toplumsal düzeni yeniden şekillendirmek amacıyla bağlanmış kollarınızla sahnelenmiş “üstesinden geleceğiz” saçmalığını sergileyerek bize saldırmaya hazırlandığınızı biliyoruz.

İsyancılardan daha öfkeli ve daha isyankarmış gibi davranırken isyanımızdaki ateşi söndürmeye geldiniz. Sanki daha dün polisle ve politikacılarla omuz omuza duran, sükunet için yalvaran ve bunun üzücü olduğunu kabul eden siz değilmişsiniz gibi.

Gücünüzün uçsuz bucaksızlığı ve megafonlarınızın göreli gücü sayesinde yaklaşmakta olan sahtekarlıkta bazı başarılarınızın olacağını biliyoruz. Ancak bu devrimi ne kadar iyi bölseniz de, bağırsaklarını çıkarıp derisini yüzünüze maske yapsanız da, yine sizi görüyor olacağız.

Hapishaneleri kaldırın ve polisi lağvedin dediğimizde, devlet ve beyaz iktidar adına, kasıtlı olarak “daha hafif cezalar ve polis ile Siyah topluluk arasında daha fazla güven” talep ettiğimizi aktararak aracılık edeceğinizi biliyoruz.

Bir şeyin son bulmasını istediğimizde siz bizim “değişim” istediğimizi söyleyeceksiniz.

Siyah karşıtlığının bu beyaz üstünlükçü yerleşimci sömürgecilerin DNA’sında mevcut olduğunu ve kabul edilebilir herhangi bir özgürleşmeyi sağlayamayacağını söylediğimizde “Amerika Siyah insanları yüzüstü bırakıyor” diyeceksiniz.

Biz buradan kurtulmak istediğimizi söylüyoruz. Siz “nasıl ileriye gideriz?” diye soruyorsunuz. Sanki sizin ses tonunuzdan bütün bu “huzursuzluğun” yatıştırılacağı umudunu ve sıradaki cinayete sessizce ilerleyebileceğimizi anlamıyormuşuz gibi.

Bizi yanlış aktarmakta ısrar ediyorsunuz.

Siyah liberal, zamanınız doldu. Mikrofonu çok çok uzun zamandan beri elinizde tuttunuz. Mikrofonu sokaktaki herhangi bir protestocuya verin. Onlardan herhangi birisinin size göre söyleyeceği daha kavrayışlı ve analitik olarak sizden daha sağlam şeyleri olacaktır. Bizim sloganlarımızla giyinip kuşandığınızda ve TV’ye çıktığınızda tek yaptığınız şey ağlamak. Ne için ağlıyorsunuz? Ben en son ne zaman gülümsediğimi pek fazla hatırlamıyorum.

Çok uzun zamandır bize zulmedenlere gülümsüyorsunuz. Direniş ortaya çıktığında ağlamak için herhangi bir neden yoktur. Sizin sevinçle dolacağınızı düşünüyorduk, siz sadece değişimle ilgilendiğinizi açıkladınız.

Elinde meşaleler, kendilerini özgürleştirme umuduyla yönetici sınıfların mülkünü yakmak üzere Kara Ölüm’ün yıkıntılarından ortaya çıkan 1381’in İngiliz köylülerinden sevgiyle bahseden sizsiniz. Ama şimdi, kendilerinin haftalık olarak halka açık şekilde yakalanıp ölümüne işkence görmelerine tanıklık etmeye zorlanan Siyah insanlar isyan ettiğinde onları çakmaklarından uzak tutmak için kandırmaya çalışıyorsunuz.

Target (mağaza, çn) yanmaya başladığında Siyah liberal onu söndürmek için sahiplerinden daha fazla mücadele edecektir. Ancak Malcolm X’in söylediği gibi “Tarla dışında bir Zenci’ye daha sahipsin. Ev Zencileri azınlıktaydı. Kitleler, -tarla zencileri kitlelerdi. Onlar çoğunluktaydı. Efendi hastalandığında onun ölmesi için dua ederlerdi. Eğer evinde yangın çıkarsa bir rüzgarın gelmesi ve ateşi körüklemesi için dua ederlerdi.”

Size platformu verdiler, ama biz, sizden daha fazlayız. Becerdiğiniz en büyük hile, Siyah insanların çoğunluğunu temsil edenin sizmiş gibi ve sömürgeci polisliğe kökten karşı çıkanların azınlıktaymış gibi görünmesini sağlamaktır. Şimdi bizi binlerle görüyorsunuz. Ağlamayı bırakın.

X: “O Tom Amca başının etrafına bir mendil bağlardı. Bu Tom Amca silindir şapka takıyor. O şıktır. Tıpkı sizin gibi giyiniyor. Aynı sözcüklerle aynı dili konuşuyor. Onu sizden daha iyi konuşmaya çalışıyor. Aynı aksanlarla aynı diksiyonla konuşuyor. Ve siz “sizin ordunuz” dediğiniz zaman o, “bizim ordumuz” diyor. Kendisini savunacak kimsesi yok, ama siz ne zaman “biz” deseniz o “biz” diyor. “Bizim başkanımız”, “bizim hükümetimiz”, “bizim Senatomuz”, “bizim kongre üyemiz”, “bizim şunumuz ve bizim bunumuz”. Ve sıranın en sonunda bile  o “bizim”in içinde bir sandalyesi yok. İşte bu, yirminci yüzyıl Zencisi’dir.”

Siyah liberal, sizin hükümetinizden gelecek ikinci bir baskı dalgasına karşı hazırlanırken unutmayın ki hala sizi görüyoruz. Polisiniz, Ulusal Muhafızlarınız, köpekleriniz üzerimize salındığında, maskeli haykırışlarımıza, taşlarımıza ve pankartlarımıza rağmen, göçmenlere karşı bir 1960 Sharpeville’ini kışkırtan bir başkanın P W Botha’sı-Boğa Connor- mezalimi tertiplemek için harekete geçtiğinde, yine de sizi görüyoruz. Neden geldiğinizi biliyoruz. Ama çok geç kaldınız.

Çok uzun zamandan beri ilk defa hem görünür hale geldik, hem de yalnız olmadığımızı biliyoruz. Belki de koyunlar gibi bir kenara itilmemizden önce, daha radikal çözümleri göz önüne almanızı nazikçe rica ederken, saldırı köpeklerinin açık alanına kırılgan bir şekilde, çıplak ve yalnız başına ilerlediğimizi düşünüyoruz.

Ama şimdi, beyaz üstünlükçülüğün merkezlerine, kalkanlarımız olmaksızın, uzun adımlarla, cesaretle ilerlediğimizde çok sayıda iyi insan tarafından korunup kollandığımızı gördük. Dünyaya bakın. Yalnız değiliz. Çoğunluğa katılıp dizginleri bizden uzaklaştırmaya çabaladığınızda, biliniz ki bu, Siyah radikallerin zamanıdır. Bizi görün.

Siyah radikaller hiçbir yere gitmiyor. Elinizdeki mikrofonu bırakın ve “yağmalanmadan” evvel [burayı] terk edin. Ve o Barack ve Michelle afişlerini de beraberinizde götürün. Onlar hiçbir zaman bize ait olmadı.

Ahlaki evrenin yayı uzundur ama Malcolm’e doğru bükülür.

Devrimden sonra barış.

[Al Jazeera’daki orijinalinden PolitikYol için Ekin Değirmenci tarafından çevrilmiştir.]