Bugün, Pinochet’nin Şili’nin demokratik yollar seçilmiş sosyalist Bakşan Allende’ye karşı CIA destekli kanlı bir darbe başlatmasının 46. yılı.

11 Eylül 1973’te General Augusto Pinochet ve Şili ordusundaki ve hükümetindeki sağcı destekçileri Salvador Allende’nin demokratik yollarla seçilmiş ve sosyalist eğilimli yönetimini deviren acımasız bir darbe düzenledi.

[Darbeciler] bunu, 1970’te Allende’nin seçilmesinden ve çoğunluk mülkiyeti ABD asıllı International Telephone and Telgraph’a (ITT) ait olan telefon şirketi dahil bazı kilit sektörleri millileştirme girişimlerinden sonra, Şili’deki anti-sosyalist güçleri destekleyen Nixon yönetimi ve CIA’dan yardım alarak gerçekleştirdi.

Şili’nin futbol stadyumunda on binlerin gözaltına alındığı ve tutuklandığı, sayısız insanın işkenceye uğradığı, infaz edildiği veya “kaybedildiği” ve Allende’nin veda konuşmasının ardından başkanlık sarayında kendini vurduğu- darbeden sonra, Pinochet rejimi tarafından Friedman tarzı neoliberalizm ile eğitilmiş olan, 1970 seçimlerinde reddedilen Şikago Oğlanları’na Şili ekonomisinin anahtarları teslim edildi.

Bu, darbe günü, Şikago Oğlanları’nın Şili’yi neoliberalizmin bir labaratuvarı olarak yeniden yapılandırma teklifinin yayınlanmasının ardından gerçekleşti.

Başkanlık Sarayı La Moneda havadan bombalanırken Allende son bir kez halkına seslendi. Bunlar Allende’nin, Pinochet’nin hain askeri güçleri ile saatlerce süren şiddetli bir çatışmaya şahsen girmesinden sonra ve Fidel Castro tarafından hediye olarak verilen bir tüfekle kendini öldürmesinden hemen önce iletilen meşhur son sözleriydi:

Elbette, bu, size seslenebilmem için son fırsat olacak. Hava Kuvvetleri Magallanes Radyosu’nun vericilerini bombaladı. Sözlerimde öfke değil hayal kırıklığı var. Yeminlerine ihanet edenler için ahlaki bir ceza var mı: Şili’nin askerleri , yalnızca unvanı olan komutanlar, kendini Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atayan Amiral Merino ve daha dün hükümete bağlılık ve sadakat yemini eden ve aynı zamanda kendini Carabineroların[paramiliter polislerin] Şefi olarak tayin eden aşağılık general Bay Mendoza. Bu gerçekler göz önüne alındığında bana kalan tek şey emekçilere şunu söylemektir: Teslim olmayacağım!

Bu tarihi dönüşümde, halkıma olan sadakatimi hayatımla ödeyeceğim. Ve onlara binlerce Şilili’nin pırıl pırıl vicdanına ektiğimiz tohumların kuruyup gitmeyeceğinden emin olduğumu söyleyeceğim. Güçlüler ve bize üstün gelebilecekler, ama toplumsal süreçler ne suçla ne de güçle engellenebilir. Tarih bizimdir, ve tarihi insanlar yapar.

Ülkemin emekçileri: her zaman sahip olduğunuz sadakatiniz, yalnızca adalete olan büyük özleminin bir sözcüsü olan, Anayasa’ya ve yasalara bağlı kalacağına söz vermiş olan bu adama güvendiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.

Sizlere seslenebildiğim bu son anda, ders çıkarmanızı diliyorum: yabancı sermaye, emperyalizm, gericilikle birlikte Silahlı Kuvvetler’in kendi geleneğini bozmasına yol açan ortamı yarattı, bu gelenek General Schneider tarafından öğretildi ve Kumandan Araya tarafından onaylandı, [onlar]dışardan aldıkları destekle kendi çıkarlarını ve imtiyazlarını koruma gücünü yeniden ele geçirmeye çalışan aynı toplumsal kesimin kurbanlarıdır.

Ülkemizin mütevazi kadınları, bize inanan köylü kadınlar, çocuklarına ilgimizi bilen anneler, her şeyden önce size sesleniyorum. Şili’nin fikir işçileri, aynı zamanda kapitalist toplumun avantajlarını da savunan meslek örgütleri tarafından desteklenen kargaşaya karşı çalışmaya devam eden yurtsever fikir işçileri, size sesleniyorum.

Şarkı söyleyen ve bize neşelerini ve mücadele ruhunu veren gençlere sesleniyorum. Şili’nin insanları, işçiler, köylüleri, aydınlar, zulüm görebilecekler, size sesleniyorum, çünkü ülkemizde faşizm, harekete geçmek zorunda olanların sessizliği karşısında, saatlerdir iş başında. Terörist saldırılar düzenliyor, köprüleri havaya uçuruyor, demiryollarını kesiyor, petrol ve gaz hatlarını yok ediyor.

Onlar suçlular. Tarih onları yargılayacak.

Magallanes Radyosu kuşkusuz susturulacak, ve artık sakin metalik sesim size ulaşamayacak. Önemli değil. Siz onu duymaya devam edeceksiniz. Her zaman yanınızda olacağım. En azından ülkesine sadık, onurlu bir adam olarak hatırlanacağım.

Halk kendisini savunmalıdır ama kendisini feda etmemelidir. Halk kendisinin yok edilmesine veya kurşunlarla delik deşik edilmesine izin vermemelidir, ama aynı zamanda aşağılanmamalıdır.

Ülkemin emekçileri, Şili’ye ve onun kaderine inanıyorum. Başka insanlar ihanetin üstün gelmeye çalıştığı bu karanlık ve acı anları yenecekler. Unutmayın, er ya da geç, daha yakın bir zamanda, özgür insanların daha iyi bir toplum inşa etmek için yürüyeceği o büyük caddeler tekrar açılacak.

Yaşasın Şili! Yaşasın halk! Yaşasın emekçiler!

Bunlar benim son sözlerim, ve fedakarlığımın boşuna olmadığına eminim, eminim ki suçu, alçaklığı ve ihaneti cezalandıracak bir ahlak dersi olacaktır.

Santiago de Chile,
11 Eylül 1973

[Bu metin roarmag.org’taki orijinalinden Türkçe’ye Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]