17 Haziran 2018 sabahında Daha Fazla Ölüme Hayır adlı yardımsever bir grup, son dört yıl içinde ABD sınır devriyelerinin çöldeki göçmenler için bırakılan 3856 galon (14575 litre) suyu nasıl imha ettiğini gösteren bir rapor yayınladı.

O öğleden sonra Daha Fazla Ölüme Hayır gönüllüsü Scott Warren, ülkeye yasadışı şekilde giren iki kişiye yiyecek, yatak ve temiz giysi getirdiği için tutuklandı. Onları sadece bir önceki yılda 32 cesedin çıkarıldığı bir alanda bulmuştu.

Scott, göçmenleri gizlice taşımak ve onları barındırmak ile suçlanarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Duruşması bu ayın başlarında, karar çoğunluğunu sağlayamayan bir jüri ile sona erdi.

Diğer bir deyişle, Amerikan jürisinin aslında, bir insanın çaresiz bir ihtiyaç içinde olan başka insanların hayatlarını korumak için temel desteği sağlamasının yasadışı olmasının gerekip gerekmediğine dair karar vermesi istendi –ve kararını tam olarak veremedi. (Jüri Warren’in lehine 8’e karşı 4 oy ile bölünerek karar çoğunluğunu sağlayamadı. Eyalet önümüzdeki hafta onu tekrar yargılayıp yargılamayacağına karar verecek.)

Dolayısıyla Rio Grande’de yüzükoyun yatan El Salvadorlu 26 yaşındaki Oscar Alberto Martinez Ramirez’in 23 aylık kızı Angie Valeria’nın cesedini sıkıca tutan cansız bedeninin fotoğrafını gördüğümüzde şokun kaynağının tam olarak ne olduğunu deşifre etmek önemlidir.

Warren’in davasının gösterdiği gibi, bu gibi ölümler, geleneksel anlamda, ABD’de polisin siyahları sokak ortasında vurmasının “haber” olmasından daha fazla haber değildir. Kitlesel protestoların yokluğunda batıdaki beyaz gürültüyü nadiren aşan düzeyde ırk ayrımcılığı yapan bir acı oluyor. Yalnızca bu gibi şeylerin olduğunu ve uzun zamandır olmakta olduğunu bilmekle kalmıyoruz, bunların kaza sonucu olmadığını ve bir toplum olarak yapma arzumuz olduğunda engellenebileceğini [de] biliyoruz. Kederin acı veren bir yanı var, ama arkasında da politika var.

Bu trajik görüntü haberdir çünkü yok olanların temel insanlığı düzenli olarak reddedildi; onların “hamamböceği”, “hayvan”, “uzaylı”, “yasadışı”, fare veya parazit değil ama aslında insan olduklarının kanıtı olarak gerçekten farklı hissettirir–ki bu insanlık dışı bir siyasi kültürün ahlaki bakımdan katı damarına empatik bir takviye sağlar.

Bu en sonuna kadar birbirine tutunan bir baba ve kızıydı: hassas, korunmasız, içler acısı. Bir anlamda sorun budur. Hayat hikayelerinin anaakıma girmesi için öncelikle ölü olmaları gerekiyorsa bunun onlara ne faydası var? Acıma, utanç ve hatta öfke nesnesi oldukları gerçeği onları, gelecek projeksiyonlarımız için daha az uygun nesneler haline getirmez.

Empati, dayanışma için ilk adım olabilir –tıklayın, paylaşın, katılın. Warren bir şekilde vicdanının sesini dinlemiş ve radikalleşmiş olmalı. 2006’da Angie Valeria ve Oscar’ın bulunduğu Texas Brownswille’den San Diego’ya kadar ABD-Meksika sınırının tamamını katettim. Yolda Angie Valeria’nın yaşındayken Rio Grande’nin üzerinden babası tarafından taşınan Armando Alarcon ile konuştum. Alarcon kaçakçı tarafından terk edildikten sonra cesedi sınır devriyesi tarafından bulunan sekiz yaşındaki bir kız çocuğu ile ilgili haberi gördüğünde bir Cessna 172 uçağı satın aldı ve Paisanos al Rescate adlı bir grup kurdu.

Alarcon ve birlikte hareket ettiği yardımseverler, sınırı geçen göçmenleri ararken sınır boyunca iki litrelik su şişeleriyle uçuyor. Şişeler kendilerine iliştirilmiş paraşütlere ve göçmenlerin seçeneklerini açıklayan küçük şekillere sahip. Eğer başları dertteyse ve kurtarılmak istiyorlarsa yere yatmalılar, ve bu durumda pilot sınır devriyesini arayacak; eğer kurtarılmak istemezlerse ayağa kalkmalı ve el sallamalıdır, pilot daha fazla su bırakacak ve devam edecektir.

Alarcon “Ölenlerin çoğu yaşlı insanlar ve çocuklar” dedi. “İnsanların bunun hakkında ne söylediği ile veya bundan memnun kalmadıkları zaman gerçekten ilgilenmiyorum. Bu insani bir iş. Bu yasadışı değil.” O zaman değildi. Şimdi olabilir.

Ama bu anlar tıklama ve paylaşmanın kimlik siyasetinde (“performative outrage”?) her zamankinden daha fazla tıkanıyor. Oscar ve Angie Valeria’nın fotoğrafının cesedi Türk kıyılarına vuran üç yaşındaki Suriyeli çocuk Alan Kurdi’ninkiyle aynı etkiye sahip olacağını umanlar, neyi istedikleri ile ilgili dikkatli olmalıdır. Kısa bir dönem için Kurdi’nin görüntüsü ilgi ve öfkeyi canlandırdı, mülteci gruplarına bağışlar arttı, yabancı düşmanı söylemin tonu düştü. Ama sonra işler anormal hale geldi. Aşırı sağ partilere destek arttı, bağışlar azaldı, politikalar eski haline döndü. Söz konusu bu fotoğraf olduğunda hem Alarcon hem de Alan’dan öğreneceğimiz iki şey daha var.

Birincisi bunun Donald Trump’dan daha fazlası olmasıdır. Söz konusu göçmenlere yönelik tavır olduğunda Trump’ı suçlayabileceğimiz ve suçlamamız gereken çok şey var. Bu, popüler yabancı düşmanlığını tiksindirici seviyelere yükselten ve çocukları sınırdaki ebeveynlerinden ayıran adamdır. Bu ayın başında Texas sınır devriyesi karakolundan gelen bir Associated Press raporu, bir nöbetçinin yaşları 10 ve 15 arasında değişen birkaç kızı iki yaşında bir erkek çocuğuna bakarken nasıl yakaladığını anlatmaktadır. Hukuk birimi onu gördüğünde sümük lekeli bir T-shirt giyiyordu ama bebek bezi yoktu ve kendini ıslatmıştı.

Aynı hafta bir ayalet avukatı olan Sarah Fabian San Fransisco’daki temyiz mahkemesinde üç hakimden oluşan bir heyete gözaltındaki göçmen çocuklar için sabun ve yatağın gerekli olmadığını anlatıyordu.

Fakat gerçek şu ki, Trump kötü olan durumu daha da kötüleştirse de bu durumu yaratmadı. 2006’da yazar ve öğretim görevlisi San Diego’da yaşayan Mike Davis bana sınırı “gezegendeki en aşırı iktisadi uçurum” olarak tarif etmişti.

İkincisi bunun Amerika’dan daha fazlası olmasıdır. Bu ayın başında bir Alman kurtarma botu, İtalya hükümetinin para cezası tehditlerini harekete geçirerek deniz kazasına uğramış 42 mülteciyi İtalya’ya getirdi. Dört yıl önce İngiliz hükümeti Avrupa’nın geri kalanını batmakta olan tekneleri arama ve kurtarma görevlerini desteklemeyi durdurma konusunda ikna etti çünkü bu bir “çekme faktörü” idi. Boğulan insanları kurtarmaya çalışmaktan vazgeçtiklerinde beklendiği gibi boğuldular.

Bu küresel bir trajedidir. Trump’ın Macaristan’da, Avustralya’da, İtalya ve Britanya’da benzerlerinin olması gibi Oscar ve Angie Valeria’nın da Suriye ve Libya’da ve Akdeniz ile Karayip denizinin dibinde emsalleri var. İnsanlar yalnızca daha iyi bir yaşam aramıyor. Onlar içinde olduğumuz daha kötü durumdan da kaçıyor. Hepsi bizim desteklediğimiz diktatörlerden, bizim çıkardığımız savaşlardan, istikrarsızlaştırdığımız bölgelere sattığımız silahlardan, tetiklediğimiz çevresel kaostan ve miras bıraktığımız ya da empoze ettiğimiz yoksulluktan da kaçıyor. Bunun acı veren bir yanı var ama arkasında politika var. [Göçmenlerin] bizim sempatimize ihtiyacı yok, dayanışmamıza ihtiyacı var.

[Bu metin theguardian.com’daki orijinalinden Türkçe’ye Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]