Yaygın olarak AMLO kısaltmasıyla bilinen Andrés Manuel López Obrador, Meksika başkanlık seçimlerinde açık ara bir farkla zafer kazandı. Artık ülkenin nesiller boyunca görülen ilk solcu hükümetini oluşturmak üzere hazır ve zaferi büyük umut yarattı. Ancak bu zafer devasa zorluklarla birlikte geliyor.

AMLO 1 Aralık’a kadar görevi devralmayacak olsa da, şimdiden Meksika’nın eksiksiz demokrasiye doğru uzun ve tamamlanmamış yolculuğunda başının belası yolsuzluk, şiddet ve eşitsizlikle uğraşmak için bir geçiş ekibi oluşturdu. Meksika’nın sorunları arasında 200 bin kişinin öldürüldüğü ve 35 bin kişinin kaybolduğu son 10 yılın korkunç insan hakları krizi de bulunuyor. Zor bir iş. Ancak yine de AMLO ve partisi hâlihazırda Meksika standartlarına göre dikkate değer bir şey başardılar: büyük ölçüde temiz geçmiş görünen bir oylamada siyasal müesses nizamı bozguna uğrattılar.

90 milyon seçmenin federal düzeyde, eyalet ölçeğinde ve belediyeler için yarışan binlerce adaya oy verdiği seçimlerin AMLO ve görece yeni sayılabilecek partisi MORENA’yı iktidardan uzak tutmak için manipüle edileceğine yönelik anlaşılır kaygılar mevcuttu. Seçimlere gidilirken ülkenin dört bir yanında 130’dan fazla aday yoğun şiddete esir düşmüş olan bölgelerde öldürüldü ve birçok gazeteciye yönelik saldırılar gerçekleşti.

Zayıf seçim kurullarının yönettiği Meksika’nın hileli seçimlerinde sıklıkla ülkenin baskın ekonomik çıkarları [çıkar grupları, ç.n.] ve siyasal partilerinin serbest biçimde seçmenlere rüşvetler verdiği, seçmenleri baskı altına aldığı ve manipüle ettiği görülmüştü. Çok sayıda siyasal parti bilhassa yetkililere oldukça bağımlı olan daha yoksul mahallelerde bu taktiklere başvurdu. Hâkim siyasal çıkarlarla [çıkar grupları, ç.n.] yakın müttefik anaakım medya da sıklıkla statükoyu destekleyen siyasal anlatının biçimlendirilmesinde önemli bir rol oynadı.

Bu uygulamalar sıklıkla, demokratik otantik halk egemenliğini inkâr ederek ve siyasal sisteme dair geride kalmış güvenin altını oyarak siyasal süreci akamete uğrattı. Seçimler öncesinde, açıkça statükoyu tehdit eden popüler bir solcu adayı engellemek için bu uygulamalara tekrar başvurulacağı görülüyordu. Söz konusu ihtimal karşısında yoğun bir gözetim çabası gerekliydi ve çok sayıda insan bu göreve talip oldu.

Kararlılık galip geldi

Meksika’da ve yurtdışında çeşitli akademisyenler ve aktivist yurttaşlar seçim sürecini incelemek için usulüne uygun bir ağ oluşturdular. Red Universitaria y Ciudadana por la Democracia (RUCD) oy verme işlemini izlemesi için 200 Meksikalı ve 100 uluslararası delegeyi bir araya getirdi ve daha önce görülmedik ölçüde seçimleri gözetlemek üzere başka yurttaş ağları da oluşturuldu. Ben de, akademisyenler, sendikacılar ve Londra’daki Meksika için Şimdi Adalet (Justice Mexico Now) isimli STK’dan aktivistlerden oluşan 25 kişilik Birleşik Krallık delegeleri arasına katıldım. Bunlar resmi olarak tanınmış gözlemciler olarak seçimleri izlemek üzere, Meksikalı izleme ağları ile birlikte Mexico City’yi çevreleyen eyaletlerde dolaşan 11 küçük grup oluşturdular.

Bu sivil toplum gözetim faaliyeti ve uluslararası dayanışma seçim sürecine önemli bir engelleyici boyut ekledi ve sonuçları çarpıtan hile tehlikesine dikkatleri yoğunlaştırdı.

Oy verme günü sırasında gözlemciler seçim sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren geniş bir yelpazeden tehlikeli düzensizliklere şahit oldular. Özellikle çoğu, siyasal partilerin ve suç şebekelerinin gücüne karşı dayanıksız olan en yoksul mahallelerde. Ancak gün ilerledikçe insanların oy kullanmaya kararlı olduğu açık hale geldi.

Sonuçta katılım demokratik dönemin en üst seviyesindeydi. Siyasal haklarını tatbik etmeye ve siyasal otoritelerden değişim talep etmeye kararlı vatandaşların sabrı gözle görünür ve ilham vericiydi.

Oy verme sona erdiğinde gözlem grupları, Mexico City’nin en müreffeh bazı mahallelerinde de AMLO ve MORENA’ya atılmış oyların birikmesine şahit olarak ilk sayımı farklı sandıklarda gözlediler. Akşamın ilk saatlerinde PRI ve PAN adaylarının sonuçları kabullenmekten başka seçeneği pek kalmamıştı. Gecenin ilerleyen saatlerinde AMLO, Meksika’nın merkezi meydanında, yeni bir başlangıç ve eski siyasal sistemin sonu nedeniyle coşkulu büyük bir kalabalığa seslenerek zafer kutlamaları düzenledi.

Artık AMLO’nun görevi içi boş retorik taahhütlerin ötesine adım atamamış önceki geçiş hükümetlerinden daha iyi bir iş çıkarmak. Sorunlar ortada: yanı başında Trump, kargaşa içinde bir ticaret politikası, halsiz bir ulusal ekonomi ve çok sayıda, kendi çıkarları uğruna her türlü bedeli ödemeye kararlı şiddet uygulayan aktör. Ancak seçimlerin gösterdiği değişim arzusu, Meksika’da yerleşik çıkarlar ve demokratik açığın üstesinden gelmeye hazırlanır ve Kuzey ve Güney Amerika’nın geri kalanına örnek oluşturmaya çalışırken hükümet için son derece önemli bir itici güç temin edecek.

Rupert Knox Sheffield Üniversitesi’nde Hispanik Çalışmaları’nda doktora adayıdır.

[The Conversation’daki orijinalinden Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]