Lula’nın yargılanma hikayesi yeni bir aşamaya erişirken Brezilya solu her zamankinden daha fazla soruyla karşı karşıya.

Lula’nın başvurusuna ilişkin son oy açıklandığında São Paulo borsasının tarihinin en yüksek seviyesine erişmesiyle piyasalar kutlama yaparken eski Brezilya başkanı’nın cezasının onanmasında şaşılacak bir şey yoktu. Şaşırtıcı olan cezasının dokuz yıldan on iki yıla yükseltilmesiydi. Ancak, Brezilya solu için seçimler ve sonrası bakımından bunun anlamı nedir?

Ceza, birkaç temyiz başvurusu kaldığı için Lula’nın hemen tutuklanması anlamına gelmiyorsa da kampanya umutlarına gölge düşürüyor. Bütün temyizler olumsuz sonuçlanırsa, Brezilya’nın Ficha Limpa (Lekesiz Geçmiş) kanunu nedeniyle Lula bu yılki başkanlık seçimlerinde yarışamayacak. Söz konusu durum ise diktatörlük sonrası yeniden demokratikleşme sürecinden bu yana her seferinde başkan adayı gösteren İşçi Partisi (PT) için sıkıntı yaratıyor. PT adayları partinin sol üzerindeki hegemonyasını teminat altına alarak her seferinde diğer solcu adayları geride bıraktı.

Ancak Lula PT’den daha büyük ve parti halihazırda kendisini yüzde 20-30 potansiyel seçmen seviyesinin ötesine taşıyacak başka bir kamusal kişilikten yoksun. PT’nin en iyi ikinci senaryosu, daha önce Dilma Rousseff’te yaptığı gibi Lula’nın meşru bir halef yaratması ve onu işaret etmesi. Teknik olarak PT, Seçim Gününden yirmi gün öncesine kadar Lula’yı başka bir adayla değiştirebilir ki bu da Lula’nın son dakikaya kadar kampanyada yer alabileceği anlamına geliyor.

Bu belirsizlik elbette Brezilya solunun yoğun parçalanmışlığını seçim zeminine aktarıyor. Demokratik Emek Partisi (PDT) adayı Ciro Gomes, Sağ karşısında merkez sol bir projeyi güçlendirmek için ittifak peşinde koşarken, PT’nin müttefik partisi olan Brezilya Komünist Partisi (PcdoB) kendi başkan adayları olarak Manuela D’Avila’nın ismini ilan etti. Ancak Sağın yarattığı tehlike de onların parçalanmışlığı ile azalıyor: Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi (PSDB) Geraldo Alckmin ve João Doria arasındaki mücadeleye esir düştü ve liberal muhafazakarlar aşırı sağ Jair Bolsonaro karşısında manevra yapıyor. PSDB, sürekli olarak seçimlerde PT’nin karşısında ve Alckmin partinin geleneksel tercihi olsa da Doria 2016’da, onun aracılığıyla önemli bir medya profili ve siyasi görünürlük kazandığı São Paulo belediye başkanlığı için başarılı bir kampanya yürütmüştü.

Bolsonaro kazanma şansı olsa da olmasa da Sol için bir sorun. LGBTQ oluşumlarına karşı öfke saçıyor, polis gücünü boğazına kadar silahlandırmak ve güvenlik güçlerine öldürme yetkisi vermek istiyor, geleneksel aileyi korumaktan söz ediyor ve kendisinin başkanlığında Brezilya’nın Trump’ın en iyi dostu olacağını iddia ederken milliyetçi bir söylem kullanıyor. Bolsonaro korkusu PT dışındaki solu dahi Lula’ya doğru itiyor. Bir birlik görüntüsü peşindeler ve Sol sandıkta Sağı yenilgiye uğratmakta başarısız olursa diye kendi suçlarının kefaretini önceden vermek istiyorlar.

Söz konusu durum Brezilya solunda daha derin bir melankoli örüntüsünü yansıtıyor. Özellikle iş PT’nin harcadığı fırsatlara geldiğinde radikal sol gelecek olasılıkların anahtarı olarak geçmişe duyulan güçlü arzuyla birlikte mücadele ediyor ve ılımlı sol bu olasılıkların neden asla gerçekleşmeyeceğine dair mükerrer bir kendini haklı gösterme dizgesine sıkışmış durumda. Özeleştiri ve birisinin siyasal programının incelenmesinin yerini suçu dış güçlere, piyasaya, siysasal korelasyonlara, Sağa atfetmek almış. Lula’nın durumu ve sağ kanat tehlikesi bu melankolik durumu güçlendiriyor ve bugün olası olana dair farklı görüşler arasındaki çizgileri muğlaklaştırıyor. Radikal sol geride kalan sınırlı tutunumu kaybediyor ve ehven-i şer mantığı tekrar zemin kazanıyor.

Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi (PSOL) örneğin, PT’ye yaklaşması için baskı görüyor. Bu baskı PSOL’un daha az bir orta sınıf partisi karakteri edinebilmek için taban inşa etmek üzere daha fazla çalışması zemininde gerekçelendiriliyor. Ancak PT’nin kendisinin seçim zamanları dışında kayda değer taban oluşturma çabasını uzun zaman önce bıraktığı biliniyor. Geride bırakılan inançlı taban genellikle Topraksız İşçiler Hareketi ve Merkezi İşçi Birliği gibi başka örgütlere ekleniyor.

Bu durum son yıllarda büyüyen Evsiz İşçiler Hareketini (MTST) bir tartışmanın ortasında bıraktı. PT’yle geçmiş yakınlıkları ve Lula’nın cezasını 2016 darbesinin ikinci aşaması olarak yorumlamaları hareketin Lula’ya bağlı kalmasını sağlıyor. Aynı zamanda PSOL üyeleri ve grupları, diğer tarafta PT hükümetteyken dahi işgaller düzenleyerek birlikte protestolarda bulunarak yıllardır MTST ile yan yana duruyorlar. Bu sırada MTST’nin ulusal koordinatörü Guilherme Boulos, PSOL’un tercih ettiği başkan adayı olarak değerlendiriliyor. PT ve PSOL arasındaki bu itme ve çekme, Brezilya’nın kentsel krizinin acil çözüm gerektiren niteliği göz önünde bulundurulduğunda dikkate değer potansiyel barındıran evsiz işçiler hareketiyle olan her iki partinin ilişkisini gergin kılabilir.

Melankolik düşünmekten kaynaklanan muammalar ve çelişkiler Solu savunmacı bir konuma yerleştirdi. Solun her eylemi, sürekli parçalanmaya yol açarak seçim konjonktürü tarafından sınırlanıyor. Daha kötüsü Sol halen, Lula kararının açıklandığı günün can sıkıcı sonuçlarının geride bırakmadığı sorunla felç olmuş durumda: Lula 2018’de başkan adayı olacak mı?

Sabrina Fernandes, Carleton Üniversitesi’nde Sosyoloji Doktora derecesi aldı ve Brasília Ünivesitesi’nde araştırmacı olarak çalışıyor. Brezilya radikal solun içinde ekososyalist aktivist olan Fernandes solcu Youtube kanalı À Esquerda yapımcısı ve Jacobin’e katkı veren editörler arasında.

[Jacobin’deki orijinalinden PolitikYol için Ali Rıza Güngen tarafından çevrilmiştir]