Hükümetler kurumlar vergisi arbitrajı sonucu, iklim değişikliği, artan eşitsizlik ve diğer küresel krizler karşısında yüz milyarlarca dolarlık vergi geliri kaybına uğruyor. Bununla birlikte küresel vergi rejiminin bariz eksikliklerine rağmen politika yapıcılar yalnızca parça parça düzeltmeler önermeyi sürdürüyor.

New York- Küreselleşme son yıllarda kötü bir şöhret edindi ve [bu] çoğu zaman iyi bir sebepten dolayı oldu. Ama bazı eleştirmenler, özellikle Donald Trump, Avrupa, Çin ve gelişmekte olan ülkelerin Amerika’nın ticaret müzakerelerini kötü anlaşmalara soktuğu, Amerika’nın şimdiki sıkıntılarına yol açtığı konusunda yanlış bir görüntü canlandırıp yanlışı başka yerde arıyor. Bu, absürd bir iddiadır: ne de olsa küreselleşmenin tarihini ilk yazan Amerika’dır veya şirketlerin Amerikası’dır.

Bununla birlikte, küreselleşmenin özellikle zararlı bir yönü hakettiği ilgiyi görmedi: kurumlar vergisi kaçınması. Çokuluslu şirketler merkezlerini ve üretimlerini hangi hükümet en düşük vergileri koyarsa oraya çok kolayca taşıyabiliyor. Ve bazı durumlarda iş faaliyetlerini bile taşımalarına gerek kalmıyor çünkü yalnızca kağıt üzerindeki geliri nasıl “kaydettiğini” değiştirebiliyor.

Örneğin Stabucks, Birleşik Krallık’ta neredeyse hiç BK vergisi ödemezken orada genişlemeyi sürdürebilir çünkü orada minimal kȃrlar olduğunu iddia edebilir. Ancak bu doğru olsaydı, [Starbukcs’ın] devam eden genişlemesi bir anlam ifade etmeyecekti. Elde edilecek kȃr olmayınca varlığınızı neden arttırasınız? Açıkçası, kȃr var, ama bunlar telif hakkı, franchise ücretleri ve diğer masraflar biçiminde daha düşük vergili hükümetlere aktarılıyor.

Vergiden kaçınmanın bu biçimi Apple gibi en akıllı firmaların öne çıktığı bir sanat biçimi haline dönüştü. Bu gibi uygulamaların toplam maliyetleri inanılmaz. Uluslararası Para Fonu’na göre kurumlar vergisi yansıtmasının sonucunda hükümetler yılda en az 500 milyar dolar kaybediyor. Ve Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nden Gabriel Zuckman ve arkadaşları ABD’li çokuluslu şirketlerinin deniz aşırı kȃrlarının yüzde 40’ının vergi cennetlerine transfer edildiğini hesapladı. 2018’de Amazon, Netflix ve General Motors dahil en büyük 500 firmanın 60’ı, (küresel düzeyde) yaklaşık 80 milyar dolar civarında birleşik kȃr bildirmelerine rağmen ABD’de hiç vergi ödemedi. Bu eğilimlerin ulusal vergi gelirleri üzerinde yıkıcı bir etkisi var ve kamunun hakkaniyet duygusunu sarsıyor.

2008 finansal krizinin ardından birçok ülke kendisini finansal açıdan zor durumda bulduğunda, çokuluslu şirketleri vergilendirilmesi amacıylaküresesl rejimi yeniden düşünmek için giderek artan bir talep vardı. Başlıca çabalardan birisi OECD’nin halihazırda önemli faydalar sağlayan Matrah Aşındırma ve Kȃr Kaydırmanın Önlenmesi (Base Erosion and Profit Shifting-BEPS) girişimi bağlı ortaklıkların birbirine ödünç para vermesi gibi en kötü uygulamaların bir kısmını engelliyor. Ama verilerin gösterdiği gibi mevcut çabalar yeterli olmaktan çok uzak.

Temel problem BEPS’in temel olarak hatalı ve iflah olma statükoya sadece yama nitelikli düzeltmeler önermesidir. Mevcut “transfer fiyatlaması sistemi” altında aynı çokuluslu şirketin iki iştiraki sınır ötesi mal ve hizmet ticareti yapabilir ve vergi amacıyla gelir ve kȃr bildirimi yaptıklarında o ticareti “piyasa koşullarına uygun” olarak değerler. Mal ve hizmet ticaretinin rekabetçi bir piyasada yapılması halinde ortaya attıkları fiyat iddia ettikleri fiyat olacaktır.

Açık nedenlerden ötürü bu sistem hiçbir zaman iyi işlemedi. Herhangi biri motorsuz bir arabaya nasıl değer biçer, veya düğmeleri olmayan bir gömleği nasıl giyer? Bir firmanın başvurabileceği piyasa koşullarına uygun fiyatlar yoktur, rekabetçi piyasalar yoktur. Ve büyüyen hizmet sektöründe meseleler daha da sorunludur: şirketin genel merkezi tarafından sağlanan idari hizmetler olmadan bir üretim süreci nasıl değerlenir?

Şirketler arasındaki ticaret arttıkça, (mal yerine) hizmet ticareti genişledikçe, fikri mülkiyet haklarının önemi arttıkça ve firmalar sistemi suistimal etmekte daha iyi oldukça çok uluslu şirketlerin transfer fiyatlaması sisteminden faydalanma becerisi arttı. Sonuç: kȃrların, daha düşük vergi gelirine yol açarak büyük ölçekte sınır ötesine kaydırılması.

Bu, ABD firmalarının kȃrları ABD içinde yeniden dağıtma amacıyla transfer fiyatlaması kullanmasına izin verilmemesi anlamına geliyor. Bu, malların ülke sınırını geçtikçe ve yeniden geçtikçe tekrar fiyatlanmasını gerektirir. Bunun yerine ABD şirket kȃrları, her ülkedeki istihdam, satış ve varlık gibi faktörlere göre kalıplaşmış şekilde farklı devletlere tahsis edilir. Ve (benim üyesi olduğum) Uluslararası Kurumlar Vergisi Reformu Bağımsız Komitesi’nin son açıklamasında belirttiği gibi, bu yaklaşım küresel düzeyde işleyecek tek yaklaşımdır.

Kendi açısından OECD yakında mevcut çerçeveyi bu yönde biraz değiştirebilecek büyük bir öneri getirecek. Ancak, bu önerinin neye benzeyeceğine ilişkin raporlar doğru ise yine de yeterince ileri gidemeyecektir. Eğer kabul edilirse, bir şirketin gelirinin çoğu hala transfer fiyatlaması kullanılarak, yalnızca “bakiye”nin [belirtilen] kalıplar temelinde tahsis edilerek işlem görüyor olacak. Bu ayrımın gerekçesi açık değil, söylenebilecek en iyi şey OECD’nin değişimi yavaş yavaş gerçekleştirmeyi yüceltmesidir.

Ne de olsa hemen hemen tüm yetki alanlarında bildirilen şirket kȃrları zaten sermaye maliyeti ve faiz için kesintileri içermektedir. Bunlar, bir çokuluslu şirketin birleşik işlemlerinden ortaya çıkan “bakiye”lerdir- yani net kȃrdır. Örneğin 2017 ABD Vergi Kesintileri ve Meslek Yasası’na göre, bildirilen toplam kȃrın gerçek iktisadi kȃrdan önemli derecede daha az olmasını sağlayan faizin bir bölümüne ek olarak sermaye mallarının toplam maliyeti de düşülebilir.

Sorunun ölçeği veri iken (şirketlerden başka kimseye faydası olmayan) dibe doğru yarışa son vermek için küresel minimum vergiye gerek duyduğumuz açıktır. Daha düşük vergilemenin küresel olarak daha fazla yatırıma yol açtığına dair bir bulgu yoktur. (Elbette eğer bir ülke diğerlerine kıyasla vergi oranlarını düşürürse, biraz yatırım “çalabilir”; ama bu komşuyu zarara sokma politikası küresel düzeyde işlemez.) Şu an yüzde 25 civarında olan mevcut ortalama efektif kurumlar vergisine kıyasla küresel bir minimum vergi oranı belirlenmelidir. Aksi takdirde, küresel kurumlar vergisi oranları minimuma yakınsayacak ve çokuluslu şirketler üzerindeki vergilendirmeyi arttıracak bir reform olması öngörülen [şey], bunun tam tersi yönde bir etki yaratacak.

Dünya hiçbirinin iyi olanaklara sahip hükümetler olmaksızın ele alınamayacak iklim değişikliği, eşitsizlik, yavaşlayan büyüme ve çürüyen altyapı dahil çok yönlü krizlerle karşı karşıya. Malesef küresel vergilemeyei yeniden düzenlemeye yönelik şu anki öneriler basitçe çok başarılı olamaz. Çokuluslu şirketler üzerine düşeni yapmaya zorlanmalıdır.

[Bu metin project-syndicate.org’taki orijinalinden Türkçe’ye Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]