Hangi komplo hikayeleri radikal sağın davasını haklı gösteren inanışlar yaratmaya yardımcı oluyor? 

Komplo teorileri güvensizlik yaratır. Eğer kötücül güçler ekonomi, siyaset, toplum, aşılama, tarım, eğitim, medya ve hayatın kendisini, yani Dünyadaki her şeyi manipüle ediyorlarsa bu, sıradan yaşamlar sürmek için insanların ihtiyaç duydukları normallik ve güvenlik hissimize etkide bulunur.  

Eğer böyle bir tehdidin bir kültüre ya da bir grup insanın kimliğine yöneltilmiş olduğu ifade ediliyorsa, tehdit algıları kişisel hale gelebilir. Hükûmetlerin kötücül güçlerin ellerinde kuklalar olduğu söyleniyorsa, bu durum demokratik bir siyasal sisteme halkın duyduğu güvene etkide bulunur. Önceden güvenilen ve halkın seçtiği kamu görevlileri birden yabancılar, kendi vatandaşlarına karşı entrikalara kalkışan gizli komplocuların üyeleri olarak görülebilirler.  

Komplo teorileri gerçek bir Dünya ile kurmaca olanın kıyılarında dolanan inançlar yaratırlar. Gerçek Dünya ile hayali olan arasındaki fark (iş başında olduğu söylenen karanlık güçler nedeniyle) artık ayırt edilemediğinde, işler çığrından çıkar, gerçekliğin kendisi bir yabancı haline gelir.  

Böyle garip bir konum, sıradan bir durumda gerekli olmayan aşırı tepkileri haklı gösterebilir. İşlerin normal bir şekilde, gerçekten ya da hayali de olsa devam etmemesi insanların uyanık olmaları ve aşırı tepkileri haklı görmeleri ya da bunlara başvurmaları gibi bir aşamaya geçtikleri tehdit algıları geliştirmeleri için önemlidir.  

Radikal sağın davasını, bağlama yerleştiren ve haklı gösteren inanışları yaratmaya yardımcı olan önemli komplo hikayelerinin arkasındaki fikirler nelerdir? Neden radikal sağ radikal gelenekçiliği benimsemek zorundadır, “efendi ırklar” (ya da çoğunluk konumunda etnik gruplar) için etno-uluslar yaratmalıdır ve her şeyden önce etno-kültürel kimlikleri savunmalıdır? 

Bu bir tehdit algısına dayanır: Avrupa halklarının kültürel kimliklerinin ve daha sonra Dünyanın geri kalanında etno-kültürel kimliklerin ortadan kalkması tehdidine. Esasında etno-kültürel kimlikler bireysel ve grup kimliklerinin parçasıdırlar. Gerçek Dünyada, bir kişiyi, kendi atalarının göreneklerinden, inanışlarından ve geleneklerinden oluşan etno-kültürel arka planından soyutlamaya kalkacak rastgele bir tehdit yoktur. Aslında ırksal ve etnik kimlik gelişimi, bebeklikten ergenliğe kadar devam eden anahtar bilişsel kilometre taşı diyebileceğimiz dil edinimine benzer biçimde çaba harcanmadan gerçekleşmektedir.  

Artan karşılıklı küresel etkileşimlerin, mevcut karmaşık dünyasında ortaya çıkan kültürlerarasılığa maruz kalmak nedeniyle, etno-kültürün toplumsal inşası aynı kalmayabilir. Böyle olsa da, söz konusu inşa, çevresine özgü bir şekilde daha iyi, güçlü ve adaptasyon sağlamış biçimler alabilir.  

Etnisite gibi herhangi bir toplumsal inşanın evrim halindeki doğasını kabul etmek, etno-kültürel kimlikleri ortadan kaldırmak için sinsi bir komplonun mevcut bulunduğunu iddia etmekle aynı şey değildir. Radikal sağın etno-kültürleri savunmaya dayalı ana teması muhayyel bir senaryoya dayanır – etnkültürel mirasın ortadan kaldırılması senaryosuna.  

Komplo düzlemi, bu kültürel kıyamet senaryosuna dair eksiksiz bir şekilde (yanlış) malumat sunulabilecek tek yerdir. Komplo teorileri, baskın ve destekleyici komplo anlatıları kullanarak kültürel imha denilen bir hikayeyi nasıl ortaya koyuyorlar?  

Ana örgü daha önceki bir hikayeyle başlar: bu hikayeye göre, bir 18. yüzyıl Bavyera gizli örgütü olan İlluminati insanlığın kaderini belirledi ve bütün insanlığı tek bir Dünya hükûmeti altında toplayacak yeni bir Dünya düzeni oluşturmak üzere bir plan tasarladı. Bu tarihten beri, hikayeye göre, seçkin gizli örgütler esas hedeflerine ulaşmak üzere tarihin akışını belirliyorlar.  

Böyle bir arka plan kurulduğunda sayısız destekleyici öykü ile kanıtlar sunulur. Eğer birileri kültürleri ortadan kaldırmak ve onları tekleştirmek istiyorsa, kültürel farklılıkları ortadan kaldırmak gerekir. Birçok olguya atıfla, böyle bir görevin yerine getirilmeye çalışıldığı üstlenildiği söylenir: geleneksel Batı kültürüne karşı yerleştirilmiş kültürel Marksizm, geleneksel kültürü tahrif ettiği söylenen eşcinsellik, küredeki nüfusu kontrol altında tutmak üzere kürtaj, geleneksel Batı aile değerlerini ortadan kaldıracağı söylenen radikal feminizm, kolayca kontrol edilecek kitleler yaratmak üzere aşılama ve uyuşturucu salgını ile ekonomik, siyasal ve toplumsal düzeylerde küresel hiyerarşiler yaratmayı hedeflediği söylenen küreselleşme ve iklim değişimi gündemi.   

Komplo teorilerinin mantar gibi çoğalması karşısında YouTube’un milyonlarca videoyu ortadan kaldırması, bu başlıklarda çok sayıda içeriğin halen mevcut olmasını engellemedi. Ocak 2020’deki en saçma teori, NBA yıldızı Kobe Bryant’ın, helikopter kazasında ölmesine karşın, bir ritüel bağlamında kurban edildiği iddiasıydı.   

Komploya duyulan inanç, altta yatan inanışları desteklemek üzere anlatılara etkide bulunur; seçkinlerin Yeni Dünya Düzeni oluşturmak üzere gizli komplolar sürdürdüğüne duyulan inanç o kadar yerleşikleşebilir ki, bir helikopter kazasından, iklim değişikliğine karşı mücadeleye her şey kanıt olarak görülür.   

İnanışlar şöyle işler: inancın kendisi kişinin gerçekliği haline gelir ve yanlış gerçeklik yerleştiğinde, Dünyada olan her şey o gerçekliğin bir parçasına dönüşür. İçine düşülebilecek bu komplo deliğinin kişinin tercihine bağlı olan derinliği sersemleticidir; zihin tehlikeli gerçeklikler yaratabilir.   

Yanlış gerçeklikler radikal sağ için nasıl fırsatlar yaratır? Asıl zararı, bu çarpıtılmış gerçekliklerden türeyen yanlış usavurma verir. Bu sayede iklim değişikliği “yeni bir küreselci din” olarak yorumlanabilir; küreselci bir komploya duyulan inanç olmaksızın böyle bir şey söylenemez. Davos’ta ABD Başkanı Donald Trump, radikal sosyalistlerin iklim değişikliğini hayatın her alanında hakim olmak üzere kullandığına dair bir nutuk çekti. Böyle bir düşünce iklim komplosuna inanmaksızın ortaya konulamazdı.   

Komplo zihni radikal sağ için iş gören, demokrasiye yabancılaşmayı teşvik eder. Çoğu komplo kuramı radikal sağın vaat edilmiş topraklarına varır. Gittikçe daha fazla insan demokrasilere güven duymamaya başladığında, radikal sağ geleneksel kültürün savunucusu olarak önem kazanır. Bu rolü sadece düzmece bir tehdit mümkün kılar: kültürleri ortadan kaldıracak habis bir küreselci gündem tehdidi.  

Chamila Liyanage, terörizm ve siyasal şiddet uzmanıdır; ayrılıkçı çatışmalar, dinci terörizm ve radikal sağ toplumsal hareketler alanlarında çalışma deneyimi bulunmaktadır.  

[Open Democracy internet sitesindeki orijinalinden PolitikYol için Ali Rıza Güngen tarafından çevrilmiştir.]