Ekonomik antropoloji ve iktisat tarihinde ileri seviyedeki çalışmalar kapitalist çağın şafağı öncesinde “ekonomi” diye bir alana atıfta bulunmanın anlamsız olacağını ve kimsenin de böyle yapmadığını gösteriyor. Bunun nedeni, oldukça basit bir şekilde söylersek, iktisadi yeniden üretimin bütün insan toplumlarının varoluşsal bir yanını oluştururken, her daim diğer toplumsal pratiklerle (kültür, din, ideoloji, siyaset vd.) birbirine geçmiş ve bunlardan ayırt edilemez olması. Sadece kapitalizm altında iktisadi yaşam, iktisat kuramında “ekonomi”nin sistematik incelenmesine izin vererek ayrı bir alan şeklinde açıkça ortaya çıkar.

Dünya çapında 20. yüzyıl başlarında hegemonik bir konum elde etmiş olan neoklasik gelenekteki ana akım iktisat yukarıdaki önemli ontolojik olguyu hiçbir zaman sorunsallaştırmaz. Daha ziyade, insan iktisadi yaşamının evrensel ilkeleri olarak kapitalizmin seçilmiş iktisadi uygulamalarına dayanan öğretileri pür neşe geliştirir.

İnsanlık adına bir talihsizliktir ki, hâkim neoklasik iktisadın kapitalizmi doğallaştırması kapitalist rasyonaliteye karşı gelen hayati önemdeki iktisadi soruların ortaya konması karşısında bir engel oluşturur.

Örneğin, insanlık bugün temel toplumsal hedef ve topluma yüklenen bütün “maliyetleri” değerlendirme kıstası olarak soyut ticari servet edinme ya da kar yapmanın genişlemesinden fayda sağlamakta mıdır? Ya da 21. yüzyıl, basiretli teknolojik seçimlerle insanların çalışma saatlerini azaltma, toplumsal refahı dikkate değer ölçüde yeniden dağıtma, herkes için yüksek kaliteli sağlık ve bakım hizmeti ile eğitim sunarak yaşam kalitesini artırmaya adanmış “toplumsal” maliyetleri en tepe noktasına mı getirmiştir?

Ayrıca biyosferin bütünlüğünü koruma ve kaynakların tükenmesini engelleme ile birlikte çevresel maliyetler sorunu mevcut. Yukarıda sözü geçenlere aman vermeden koşmak, kapitalizmin 19. ve 20. yüzyıllarda temin ettiği maddi ürünler nedeniyle övgüye mazhar olurken; ana akım iktisadın savunduğu kapitalizmin Prometeusvari eğilimleri ekonomik büyüme Tanrısı karşısında bezgin durumda. Fakat bugün, maddi ürünler tufanı altında kalan, bunların dizginsiz üretimin yarattığı Himalayalar benzeri atık dağlarının altında boğulan insanlık göz önünde bulundurulduğunda, ekonomik büyüme ilkesi Don Kişotça görünüyor.

Doğa ve toplum bilimleri içinde iktisat dışında hiçbir alanda bu kadar büyük savaş verilmemiştir. Geçmiş toplumlarda yönetici sınıfın statükoyu korumadaki çıkarına meydan okuyan fikirler, bunların tedarikçileriyle birlikte İlahi kurumlar aracılığıyla derhal şeytan çıkarır gibi uzaklaştırılıyorlardı. Günümüzde, çeşitli “heterodoks” iktisadi perspektifler de maruz kalsa da esasen Marksgil iktisat gibi bereketli geleneklerden gelen çeşitli iktisadi kuramlar “Ivy League” üniversitelerinin ekonomi dersliklerinden, üst sıralardaki akademik dergilerden ve hatta ana akım medya tartışmasından zorla dışlanıyor. Aslında, iktisat tarihi dahi büyük üniversitelerde iktisat müfredatından ayrı bir yere kondu ve gayrı resmi biçimde tarih bölümlerine ve bunların daha az bilimsel olduğu iddia edilen şecerelerine atıldı.

2008-09 küresel finansal eriyişinin yayılması sırasında, yol gösterici biçimde, Birleşik Krallık Kraliçesi Elizabeth gibi birisi, önde gelen Britanya akademik kurumlarının iktisat havarilerine, iktisat disiplininin bilimsel görünümü göz önünde bulundurulduğunda neden hiçbir önde gelen iktisatçının krizin gelişini görmediğini soran bir mektup yazdı. Ancak derin bir iç hesaplaşmayı ve büyük ekonomileri kaplayarak finansal yangına dönüşen derin yapısal eğilimleri Kraliçe’ye açıklama çabasıyla diğer iktisat gelenekleriyle potansiyel bir ara yüz oluşturmayı tetiklemek yerine, iktisat duayenleri mektuba piyasa katılımcılarının taşkınlığına dair basmakalıp yanıtlarla karşılık verdiler.

Ana akım neoklasik iktisat, geleneksel kapitalist iş çevrimleri büyük ekonomilerde artık görülmeyerek yerini “Büyük İtidal”e bıraktı diyerek âleme dalmışken, yeni dinamik finansal balonlar ve çöküşler 1987 küresel borsa çöküşü, 1994 Meksika peso krizi, 1997 Asya krizi, 2000 Dot-Com krizi ve benzerleri ile başlayarak ekonomileri etkisi altına alıyordu.

Kıyamet İktisadı bir kalk borusu. Sadece toplumlara finansal zarar veren altta yatan güçleri disiplinler arası bir şekilde çözümlemek için değil; ayrıca mevcut toplumsal sıkıntılar için doyurucu açıklamalar önerme ve esaslı, kalıcı, dönüşümcü sosyo-ekonomik çözümler getirmede önceden prova edilmiş gibi başarısız olan inatçı köklü kuramları ifşa etmek için de eleştirel iktisat geleneklerine yönelik bir çağrı.

Sonuçta, yaklaşan iktisadi kıyamet insanlık açısından birbirine bağlanan finansal, toplumsal ve çevresel zorluklar getiriyor. Bu zorluklar iktisat kuramının kapitalizmi, kendisinden önceki diğer toplumlar gibi tarih tarafından geride bırakılmış [bırakılması gereken, ç.n.] belirli bir “tür” toplum olarak ele almasını gereksiniyor.

Richard Westra Periodizing Capitalism and Capitalist Extinction kitabının yazarı ve Macau Üniversitesinde, Macau Çalışmaları Merkezinde sözleşmeli öğretim üyesidir.

[Palgrave Macmillan’ın web sitesinde, “İktisat Tarihinde Keşfe Çıkmak” bölümünden alınarak PolitikYol için Ali Rıza Güngen tarafından çevrilmiştir.]