İtalya’yı yöneten pek rastlanmayacak koalisyonu birleştiren bir şey bulunuyor: AB’ye olan düşmanlık 

İtalya’nın Mart’taki son genel seçimi siyasal bir devrimi başlattı. Bu dönüşümün sonuçları artık bütün kıtada hissediliyor. Ve devrim, ne olduğunu tasvir etmek için uygun kelime. Hem sağ, hem de solun yerleşik partileri bir çırpıda kenara itilirken bunların yerini Beş Yıldız Hareketi ve Birlik (eski adıyla Kuzey Ligi) aldı. İtalyan anayasası onaylandığında bu partiler yoktu; İtalya’nın savaş sonrası yeniden inşasında bu partiler bir rol oynamadı ve AB ile NATO’nun kuruluşunda herhangi bir katkıları yoktu. Artık bu yeni güçler, orta sınıfların derinleşen ve ister ulusal, ister Avrupa ya da küresel ölçekte olsun her tür kuruma dair yaklaşımlarını etkileyen endişelerinin sesi olmak üzere birleştiler.  

İtalya’da bu tür bir protestoyu üç olgu tetikledi. İlki ekonomik eşitsizlik ile işletmelerin ülkeyi terki ve işlerin (Doğu Avrupa’dan Uzak Asya’ya) yurtdışına taşınmasıyla İtalya’yı fakirleştiren ve İtalya’ya yabancı malları son derece rekabetçi fiyatlarla getiren küreselleşmenin etkisi. İkincisi, büyük ölçüde beyaz ve bugün dahi Katolik olan ülkeye artan rakamlarda Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan göçmenlerin gelişi. Üçüncüsü ülkeye nesillerdir dert olmuş endemik yolsuzluğa yönelik öfke.  

İtalyan aileler kendilerini boğucu bir mengeneye sıkıştırılmış buldular: küreselleşme fabrikaları ve tesisleri uzaklara taşıyordu, göçmenler düşük ücretli işler için rekabet halindeydi ve yolsuzluk her zamankinden daha kötüydü. 2017’de beş milyon kadar İtalyanın tatile gidecek parası yoktu ve çoğu genç olan en az 250 bin kişi yurt dışına taşındı. Eşitsizlik-göçmenler-yolsuzluk domino etkisi herkese ve her şeye karşı protestolara yol açan bir güvensizlik spirali oluşturdu.  

En büyükleri olan Demokratik Parti ve Forza İtalya’dan başlayarak geleneksel partiler huzursuzluğun boyutlarını kavrayamadılar, bu nedenle siyasal başarı bunu kavrayanlara yöneldi. Güneyde galip gelen, işsizler için 780 Avro’luk bir yardım olan “vatandaşlık geliri” teklifi sayesinde Luigi Di Maio’nun Beş Yıldız Hareketi’ydi. Kuzeyde galip gelen iki ata aynı zamanda oynayan, zor durumdaki işletmelere yardım için “değişmez vergi” denilen önerisi ve göçmenlere karşı sert yaklaşımıyla Matteo Salvini’nin Birlik’iydi. Beş Yıldız ve Birlik’in açık bölünme hatları mevcut: coğrafi tabanları, iktisadi fikirleri ve toplumsal görünümleri farklı. Ancak bunları birleştiren bir ortak nokta var: Avrupa Birliği’ne olan düşmanlık.  

Beş Yıldız AB’yi İtalya’nın ekonomik sorunlarının esas sorumlusu olarak suçluyor. Birlik ise AB’yi İtalya’yı göçmen kriziyle baş başa bıraktığı için suçluyor. Bu durum aynı zamanda Brüksel’in, daha önce ortaklaşılmış Avro Bölgesi harcama kısıtlarını çiğnediğine karar verdiği hükümetin bütçe teklifi üzerinden Avrupa Komisyonu’yla olan mevcut kavganın, Salvini destekçileri kadar Di Maio’nunkiler için de esasen kimlik üzerine olmasının nedenlerini açıklıyor. Ayrılık sadece açığa, büyümeye olan bakışa, İtalya’nın borcunu azaltmaya ve reform eksikliğine ilişkin değil: temel neden koalisyonun AB’yle olan ilişkileri kökünden dönüştürerek İtalya’nın güven, iyimserlik ve daha iyi bir gelecek elde edebileceğine olan inancı.  

Roma ve Brüksel arasındaki mevcut kısa devrenin nedeni bu. Komisyon, İtalyan bütçesini değiştirmek için ekonomi bakanı Giovanni Tria ile müzakere etmeye çalışırken, Salvini ve Di Maio’nun çıkarları Avrupa ile tam teşekküllü bir cepheleşmeden yana.   

Bu nedenle bir uzlaşı sağlamak çok zor. Bunun anlamı da İtalya’nın AB’ye yüksek cezalar ödeme tehlikesini üstlenmesi. Böyle bir cezalandırma, tam da gelecek Mayıs ayında Salvini’nin Birlik’i ve Beş Yıldız Avrupa seçimlerinde öncü bir rol üstlenmeyi umarken, AB’nin bütün kusurlarının sembolü haline gelebilir. Di Maio “Avrupa müesses nizamını silip atma” sözü verirken ve Salvini ufukta “Avrupa’da sessiz bir devrim” görürken, akıllarında olan şey ülkelerindeki sıradışı seçim zaferini başka milliyetçi ve Avroskeptik partilerle birlikte Avrupa seçimlerinde tekrarlamak.  

Bugün, bunu başarıp başaramayacaklarını ya da Beş Yıldız / Birlik koalisyonunun ufukta beliren finansal krizde yolunu bulup bulamayacağını söylemek mümkün değil. Ancak kesin olan bir şey var. İtalyan orta sınıflarının eşitsizlik, göç ve yolsuzluğa dair bu devrimi tetikleyen endişesi, İtalya’da ve Avrupa’da gerçek, stratejik cevaplar bulununcaya kadar sahnenin merkezini kaplamaya devam edecek.  

Maurizio Molinari İtalyan gazetesi La Stampa’nın direktörü ve Neden burada oldu: Avrupa’yı sallayan İtalyan popülizminin kökenleri  (Perché è successo qui. Viaggio all’origine del populismo italiano che scuote l’Europa) kitabının yazarı.  

[The Guardian’daki orijinalinden Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]