2017’nin son günlerinde İran’ın ikinci büyük şehri ve ülkenin dinî şahinlerinin kalesi Meşhed’deki bir protestonun haberleri yayıldığında, kimse bunun hükümet karşıtı bir ulusal gösteriye yol açacağını düşünmedi. Ancak o zamandan bu yana gösteriler İran’ın başka bölgelerine hızla yayıldı ve siyasal seçkinleri şaşkına çevirdi.

Bu kadar güçlü bir bölgesel konuma sahip olan ve yakın zamanda geniş bir katılımcı listesiyle başarılı bir cumhurbaşkanlığı seçimi düzenlemiş bir rejimin sıkıntı içinde olmasına inanmak zor. İran müesses nizamının bütün kesimleri gösterileri çeşitli biçimlerde inkar ederek usulünce tepki verdi.

Ülkenin siyasal reformcuları, protestoları Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve onun ılımlı hükümetine karşı şahinlerin bir komplosu olarak görüyor. İran Cumhurbaşkanı yardımcısı İshak Cihangiri zımnen şahinleri suçladı ve “bu olayların arkasında yer alanlar kendi aptallıklarının cezasını çekecek” dedi.

Benzer biçimde şahinler, protestocuların bir bütün olarak dinî rejime karşı kızgınlıklarını açığa vurduklarını görmezden geliyor. Bunun yerine protestoları seçilmiş hükümetin ekonomi politikalarına karşı öfke patlaması olarak anlıyorlar. Protestolar yayıldıkça ve büyüdükçe, İran’ın en muhafazakar gazetelerinden birisi olan Kayhan, Ruhani hükümetini kınadı ve protestocuların hükümetin kendi seçim sloganlarını ve vaatlerini “görmezden gelmiş” olması nedeniyle kızgın olduğunu yazdı.

Ancak son yedi gün protestocuların ne reformcuların inandığı üzere şahinlerin dalkavuğu ne de şahinlerin iddia ettiği şekliyle Ruhani hükümetinden hoşnutsuz olduğunu gösterdi. Aslında protestocular yeni bir hareketi temsil ediyor: “ekonomik olarak kıyıya itilmiş” olanları ve bu, devrim sonrası İran’da daha önce görülmedik bir hareket.

KATILANLAR

2009’un Yeşil Hareketi çoğunlukla demokrasi ve siyasal reform talep eden orta sınıf ve müreffeh İranlılardan oluşuyorken günümüzün protestocuları daha ziyade İran’da adil olmayan refah dağılımı ve bunu daha da kötüleştiren yolsuzluktan bıkmış işçi sınıfı ve düşük gelirli ailelerden geliyor. Bu İranlılar ülkelerinin dünyanın en zengin doğal kaynaklarının bir kısmına sahip olduğunu biliyorlar, ancak aynı zamanda kendilerine harcanması gereken gelirin hükümetin dışarıdaki maceracılığını fonlamak için tüketildiğini de biliyorlar. Sloganlarından birisi bu nedenle: “Suriye’yi terk et, bizim için bir şey yap.”

Buna ek olarak şu anki hareket Yeşil Hareket’ten farklı olarak belirli bir lidere sahip değil ve gösteriler çoğunlukla İran’daki en popüler mesajlaşma uygulaması Telegram aracılığıyla örgütleniyor. Hiçbir liderliğe sahip olmamak herhangi bir hareket için olumsuz bir unsur oluşturabilecekken bunun faydaları da söz konusu olabiliyor. Rejim Yeşil Hareket’in liderlerini ev hapsine aldığında Hareket sona ermişti. Ancak büyüyen gösterilerin önüne taş koymak için Telegram İran’da engellendiğinde [bugünkü, ç.n.] hareket yoluna devam etti; insanlar özel sanal şebekeleri ve proxy sunucuları kullanmaya başladılar ve şimdi tekrar Telegram’a erişebiliyorlar.

Devrim sonrası İran’da daha önce gerçekleşen gösteriler nadiren ulusal ölçekte gerçekleşiyordu. 1999’da reformist bir gazete olan Salam’ın kapatılmasına karşı gelişen öğrenci hareketi Tahran’la sınırlı kalmıştı. Bunun tersine İran’daki mevcut hareket bütün ülkeye yayılıyor; huzursuzluğun pek olası olmadığının düşünüldüğü, son derece muhafazakar olan Kum şehrinde dahi insanlar rejim karşıtı sloganlarla sokaklara döküldü.

Bu gösteriler başlayana kadar İran’daki büyük toplumsal hareketler esasen reformcular tarafından örgütlenirdi, ancak bu sefer reformcu liderler desteklerini esirgiyorlar. İran kamuoyunun geniş ortalamasını kazanmak için mücadele etmek zorunda oldukları şahinler karşısında en güçlü konumda bulunanlar olarak reformcuların, en azından katılımcıları bağlamında sol-kanat bir hareket olarak tasvir edilebilecek olan hareketi desteklemekte bir çıkarları bulunmuyor. Aynı şekilde protestocular ekonomik rahatısızlıklarının halihazırdaki reformcu söylem içinde giderilebileceğini düşünmüyorlar.

Bu nedenle eğer protestolar büyümeye devam ederse ve reformcular halen İran’ın esas muhalif sesi olmak isterlerse göstericilerin taleplerinin en azından bir kısmını kendi siyasal gündemlerinde içermek dışında bir seçenekleri kalmayabilir. Eğer böyle yapmazlarsa, siyasal mücadeleleri yakında bütünüyle yeni bir şey tarafından ele geçirilebilir.

* Meysam Tayebipour, Lancaster Üniversitesi’nde Siyaset, Felsefe ve Din Bölümü’nde doktora adayıdır.

[The Conversation’daki orijinalinden Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir]