İlerlemeci iktisatçı Joseph Stiglitz iyi niyetli ancak “ilerlemeci bir kapitalizm” rüyası sadece bir rüya olarak kalacak, ufku kesinlikle her zaman kapitalist özel mülkiyet tarafından belirlenir.

Kitap değerlendirmesi: Joseph E. Stiglitz, People, Power and Profits: Progressive Capitalism for an Age of Discontent (W.W. Norton & Company, 2020).

Joseph Stiglitz’in “ilerlemeci bir kapitalizm”e bağlılığı Gandhi’nin Batı medeniyeti mefhumuna ünlü tepkisini akıllara getiriyor: “Çok iyi bir fikir olurdu.”

İlerlemeci kapitalizm ihtimal dahilinde olsaydı, belki bu da iyi bir fikir olabilirdi. Nobel ödüllü iktisatçı politik gücün, olumsuz geribesleme döngüsü içinde rekabeti daha çok azaltmak için daha fazla politik gücün kullanılmasını teşvik ederek, nasıl piyasayı bozduğu ve eşitsizlik ürettiği üzerinde duruyor. Kapitalizm altında böyle bir koşulun değiştirilemez olup olmadığını göz önünde bulunduruyor. İyimser bir bakış.

Stiglitz, disiplinin bireylerin, firmaların ve hükümetlerin davranışı ile ilgilenen branşı olan mikroiktisat alanında bir devdir. (Ekonomideki büyük toplamlar –istihdam, milli gelir, yatırım ve benzeri- ile ilgili olan makroiktisattan ayırmak gerekirse). Mikro-Makro dikotomisi merkezin(anaakımın) solundaki yazarlar ve çoğu zaman, hipotetik olarak ideal, rekabetçi piyasalarda sapma olduğu zaman ortaya çıkan “rant-kollama” sorununa odaklanan mikro grubu arasındaki tartışmalarda yansıtılır. Önde gelen örnekler Dean Baker ve Matt Stoller’dir.

Stiglitz, faydalı “servet yaratımı”nı talancı olan “servetin çekip çıkarılması”ndan ayırır. Ona göre iktisadi rant sömürünün kökenidir. Anaakım iktisat teorisinde rant, piyasadaki satıcıların onları iş sürecinde tutmak için gerekli olan kȃr düzeyinin (“normal kȃr” denir) üzerinde ve altındaki getiridir. Rant, çok az veya yalnızca tek bir monopol tedarikçisinin ya da satıcıların başka tür piyasa gücüne sahip olduğu piyasalarda satıcıda birikir. Bu aynı zamanda bir ya da birkaç alıcının, özellikle emeği satın alanların, yani işverenlerin hakim olduğu piyasalarda da geçerlidir.

Bu yaklaşım Sol’da tepki yaratmalıdır. Piyasanın “sapması” fikri, varlığı şüpheli olabilecek, önceden beri varolan, arkaik, bozulmamış bir piyasa olduğunu ileri sürer. Rant-kollama çerçevesi, o arkaik ama problematik olan ideal için çaba göstererek, firmalar arasındaki rekabeti güçlendirmeyi amaçlayan reformlara işaret eder. Aksine, Marx’ta sömürü, geleneksel standartlara göre mükemmel çalışan piyasaların doğasında vardır. Ücretli emeğin kendisi sömürüdür.

Bu nedenle Stiglitz’in ve daha genel olarak anaakım iktisadın yaklaşımının ilk sınırı rekabetçi piyasa modelini birincil referans noktası olarak almalarıdır -ironik şekilde, Stiglitz’den başka hiç kimsenin modelin eksiklerini kendi kavramlarıyla daha iyi göstermemiş olmasına rağmen. İkinci temel sınırı çare olarak toplumsal mülkiyet veya denetimden ziyade anti-tröst politikasına veya gelişmiş regülasyona olan güvenidir. Bu kitap, beklendiği gibi, sosyalist dönüşüme değil sosyal demokratik reformlara yönelmiştir.

Ancak, bir monopolün hakimiyeti gibi bir piyasa başarısızlığı, regülasyon veya bir monopolcüyü daha küçük firmalara ayırmak gibi rekabete yönelik tedbirlerden daha az olmamak üzere toplumsal mülkiyet konusunu açmalıdır. Facebook bu konuda önemli bir örnektir. Instagram veya Whatsapp gibi bazı iştiraklerini [Facebook’tan] ayırmak işe yarayabilecekken Facebook’un kendisini bölmek, kapsayıcı bir ağ olarak onun esas değerini zayıflatacaktır. Daha makul bir tepki onu toplumsallaştırmak, reklamverenlerden ve kötü içerikli hesaplardan arındırmak ve verisini özel sömürüden korumaktır.

Sosyalistler, aynı zamanda toplumsal mülkiyetin nasıl özel işletmelerin düzenlenmesi ile aynı avantaj ve dezavantajlara bağlı olabildiğini anlamalıdır. Bir tarafta özel bir işletme, fiyatlama, kabul edilebilir getiri oranları ve diğer uygulamalar anlamında sıkı bir regülasyona tabi olabilir. Önde gelen sorun kamu hizmet kuruluşlarıdır. Ancak, işletmelerin düzenlenmesinin bu firmaların hissedarları tarafından “ele geçirilmeye” elverişli olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Bu nedenle regülasyon hafif ve yetersiz olabilir.

Diğer taraftan bir kamu girişimi benzer baskıların hedefi olabilir. İlgili örnekler özel sermaye ile finanse edilen devlet destekli kuruluşlar (DDK) ve hatta ABD Posta Hizmetleri (USPS)yi içeriyor. USPS üzerine empoze edilen kısıtlar özel nakliye firmalarına fayda sağlamak amacıyla ustalıkla yerleştirildi. (USPS için çalışmak kolay değil; yalnızca posta sendikasının bir üyesine sorun.) Kamu girişimleri politik etkiye karşı duyarlıdır, ve bunların yapıcı olması da gerekmez. İki yaklaşımın göreli faziletleri ile ilgili herhangi bir saptama yapmak için belirli piyasaların daha yakından incelenmesi gereklidir.

Regülasyon veya toplumsal mülkiyete müdahil olmak, özel sermayenin büyümeye devam ettiği bir dünyada sosyal demokrat politikaların geliştirilmesinde zorluğa işaret ediyor. Rekabet politikalarının taraftarları için zorunluluk toplumsal mülkiyet seçeneklerine daha fazla ağırlık vermeleridir. Toplumsal mülkiyeti kapitalist sistem içinde destekleyenler üzerindeki benzer yük, resmi olarak kamu işletmelerinde kamu yararını sürdürme sorunları ile ilgilenmektir.

Bütün bunlar makro politikayı herkese açık hale getiriyor. Eksik toplam talebe bağlı emek piyasasında durgunluk –çalışabilen ve çalışmak isteyen işçilerin ne ölçüde iş bulamadığı- çoğu zaman göz ardı edilir, güçsüz emek talebinin, kitaptaki temel bir konu olan eşitsizliği ağırlaştırmasına rağmen. Okuyucu Modern Para Teorisi’ne karşı da olumlu veya olumsuz herhangi bir tepki bulamayacak.

Özellikle kapanış bölümlerinde açığı azaltma reçetelerini desteklemek için ipuçları bulunuyor. Bir noktada, “denk bütçe çarpanı” na, (vergi ve harcamadaki eşit bir artışın GSYH’yi tam istihdam düzeyine yaklaştırdığı teorisi) başvuruluyor. Diğer bir noktada, Trump’un vergi indiriminden kaynaklanan açıklar “yüksek şeker”* ve ortaya çıkan borç artışı gelecek nesillerin refahından uzaklaşma olarak adlandırılıyor. Bu notlar Keynesgil iktisadın nasıl geliştiği açısından kötü bir görünümdür.

Stiglitz elbette çok daha genişletilmiş bir kamu sektörünü destekliyor. Daha fazla kamu yatırımı (özellikle Ar-Ge), kamu istihdamı ve eğitim istiyor, ama çoğunlukla genişletilmiş, artan oranlı bir gelir sisteminin gücüne dayanmıyorsa. Diğer bir deyişle, daha fazla kamu harcaması büyük ihtimalle “kaynak” gerektirir. Yeşil Yeni Anlaşma’nın [bedeli] tamamen ödenecektir. Buna göre Stiglitz, ekonomi danışmanı olan Jeffrey Sachs’ın duruşunu Bernie Sanders ile eşleştirmektedir.

Bu, sosyal demokrat iktisadın kitabıdır, ve bu nedenle piyasa başarısızlığının mikroiktisadi analizi bağlamında eşitsizlik ve politik yolsuzluk ile ilgili konular bütününün mükemmel bir kılavuzudur. [Kitap] bir reform kılavuzudur. Konu ile ilgili sınırlı bilgiye sahip olanlar için kitap son derece yararlı, kapsamlı bir değerlendirmedir. Daha fazla deneyimi olanlar daha önce duymadıkları fazla birşey bulamayacaktır, ancak geniş dökümantasyonu için yararlı olacaktır: sonnotlar toplam sayfa sayısının yaklaşık yüzde 30’una denk geliyor.

Öğrenci kredileri ve konut kredileri alanı gibi ilginç olanlar da dahil, özel mal ve hizmet kaynakları için rekabet sağlayan kamusal seçeneklerin potansiyelinin farkına varılması söz konusudur, ama tekliflerin kapsamı sınırlıdır ve onlara yönelik ilgi azalmıştır. Benzer bir ruhla, sanayi politikası, aktif emek piyasası önlemleri, kooperatifler ve kȃr amacı gütmeyen kuruluşlara değinilmiştir ama fazlası değil.

Erişilebilir, pragmatik hedeflerin ayrıntılarına girilmesi için her zaman olanak vardır. Sizin geminizi yüzdüren şey buysa, Stiglitz herhangi bir kılavuz kadar iyidir. İlerlemeci politik taraftarlığın günlük işleri için bu tür materyalin yararlılığını azaltmak istemem.

Ancak gerçek yeni iktisadi düşünce Sanders kampanyasından gelen teklifleri ete kemiğe büründürmeye çalışacak. Yağmacı özel sekör firmalarına kamunun tamamlayıcılık yapması yerine [özel sektörün] yerini almayı araştırmalıyız. Özel sermayeyi güçlendirmek yerine kamu sektörünün vergi ve para yaratma gücü gibi doğasında olan varlıklarını güçlendirmek isteriz. Merkezi olmayan, iyi çalışan piyasalara odaklanmak yerine makul iktisadi planlama kapsamına daha fazla önem vermeliyiz.

Politik tarafta, daha önce John Kenneth Galbraith tarafından desteklenen ve Stiglitz tarafından geliştirilen, kapitalist işletmelere karşı “dengeleyici gücü” destekleyen liberal fikirleri arkamızda bırakmalıyız. Ezici güç beklentilerini daha fazla düşünmeye ihtiyacımız var.

Ütopik düşünmek de faydalı olabilir.

* Metinde “sugar high” olarak geçen ifade, yüksek miktarda alınan şekerden sonra kişinin içinde bulunduğu öforik durumu tanımlamaktadır.

[ jacobinmag.com’daki orijinalinden Türkçe’ye Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]