Kamuoyu yoklamalarında Bernie yükselişte – hepimiz imal edilmiş tartışmalar seli altında kalmak üzereyiz. [Geçtiğimiz hafta sonu] Warren ekibi, tartışma peşindeki medya ile uyum içinde, sözü dahi edilmeyecek bir şeyi skandala dönüştürmeye ve Hillary Clinton’ın 2016 kampanyasından kalan bir anlatıyı yeniden dolaşıma sokmaya kalktı.

Son haftalarda işler hep çirkinleşecekti.

Kamuoyu yoklamalarında Sanders’ın yükselişi ve kendisinin ilk ön seçimlere giderken ilericilerin desteklerini toplaması ile rakip adaylar  ve daha genel olarak Demokratik Parti müesses nizamının, oldukça yüksek kazanma şansı karşısında açıkça kızgınlıklarını ifade etmeleri sonrasında Sanders’ın eleştiri akınına maruz kalması ihtimali yüksekti.

Şaşırtıcı olan Elizabeth Warren’ın bu akına katılması. Geçtiğimiz yılın sonlarındaki hafif iğnelemeler dışında iki aday birbirlerini doğrudan eleştirmekten kaçınmışlardı. Aslında Demokratların geçtiğimiz tartışmasında Pete Buttigieg’in bir şarap mağarasında fon toplamasına yönelik hücumu, hem Buttigieg hem de medya, Warren’ı daha önce benzer büyük para toplama işlerine katılması nedeniyle eleştirdiğinde geri tepince, Sanders (belirtildiği üzere Warren’ı dışarıda bırakarak) Buttigieg ve Joe Biden’ı milyarderlerden sürekli destek almakla eleştirip, Warren’ın yardımına gelmişti.

Şimdi taraflar eldivenleri çıkarmış görünüyorlar.

Tartışma 11 Ocak Cumartesi günü Politico, Sanders kampanyası gönüllülerine verildiği iddia edilen ve seçmenlerle diğer adaylara ilişkin, bilhassa onların seçilebilirliğine dair nasıl konuşacaklarını anlatan sızdırılmış bir metni bastığında başladı. Warren’ın alınmasına yol açan bölüm şöyle:

Elizabeth Warren’ı severim. [isteğe bağlı]. Aslında ikinci tercihim! Ancak kaygım şu. Destekçileri ne olursa olsun sandığa gidip Demokratlara oy verecek oldukça eğitimli ve oldukça zengin insanlar. Demokratik Parti’ye yeni bir kitle taşımıyor. Trump’ı alt etmek istiyorsak, hoşnutsuz işçi sınıfı seçmenlerinin oy vermelerini sağlamalıyız.

Kimin kaleme aldığı ve hangi kampanya bölümlerinin bundan haberdar olduğu açık olmasa da, bu metin oldukça hızlı tepki aldı.

Ertesi gün Warren, habercilere Sanders’ın “destekçilerini beni karalamakla” görevlendirmesi karşısında “hayal kırıklığına uğradım” dedi ve “2016’daki hizipçiliğin etkisi” hakkında uyarıda bulundu. Bu husus, Sanders’ın 2016’daki çıkışının, Clinton’ın Trump’a kaybetmesine yol açacak şekilde Demokratik Parti içinde bir bölünme yarattığına dair yanlış olduğu kanıtlanmış Clintoncu argümana atıftı. Iowa’daki bir Warren destekçisi daha doğrudan konuştu: “Olanlar Bernie’ye şaşırmama yol açmıyor. Hillary’yi doğrudan harcamaya kalkmıştı. Aynısının daha fazlası.”

Warren’ın sosyal medya temsilcileri seçim kampanyasının centilmence geçmesine dair davranış kalıbını çiğneyen çirkin Sanders ekibine dair benzer bir mesaj yayımladılar. Medya, ekibin bu saldırının kabul edilemeyecek olduğuna dair iddiasını büyük ölçüde tekrarladı. “Bernie’nin kampanyasının sizin hakkınızda söyledikleri” başlıklı bir e-posta dolaşıma sokan Warren ekibi halihazırda bu olanlar üzerinden fon topluyor.

Neler olduğu konusunu netleştirelim. Warren kampanyası, Sanders’ı görmezden gelen ya da ona karşı düşmanca tavır takınan ve tartışma peşindeki medya ile uyum içinde, sözü dahi edilmeyecek bir şeyi skandala dönüştürmeye ve Hillary Clinton’ın 2016 kampanyasından kalan bir anlatıyı yeniden dolaşıma sokmaya çalışıyor.

Nasıl mı bunu söyleyebiliyoruz? Alınmaya yol açan beyanın kendisinin; Warren’ın seçilebilirliğine dair, diğer her ekibin (Sanders’ın kendisinin 2015’ten bu yana durmaksızın baş ettiği) Sanders üzerinden bir versiyonunu seçmenlere ilettiği zararsız argümanın sıradanlığından. Eğer alt kademelerdeki gönüllülerin bu hafif eleştirisi çok ileri gitmekse, o zaman Demokratlar, Clinton ve Barack Obama arasında ölümüne süren ağzı bozuk (ve zaman zaman şaşırtıcı bir şekilde ırkçı) tartışmanın gerçekleştiği 2008’den bu yana belirgin bir şekilde duyarlı hale gelmişler demektir.

Ayrıca, 2016’da Clinton’ı “harcamaya kalkmak”la ilgisi olmayan bir şekilde Sanders’ın doğrudan ve cömertçe davranıp, kampanyasının son zamanlarına kadar Clinton’ı rahat bırakmayacak olan e-posta skandalı üzerinden onunla uğraşmayı tercih etmemesi gerçeği var. Zaman zaman zorlayıcı olsa da, 2016’daki çekişme, 2008’deki ergen kavgasından çok uzakta, içeriğe ilişkin ve görece ılımlıydı. O yarış sırasında açılış hamlesi, silahlar konusundaki tasarılarda kullandığı oylar nedeniyle ilk tartışmada (Sanders’ın, e-posta skandalıyla uğraşmayacağını açıkladığı aynı tartışmada) Sanders’ı eleştiren Clinton’dan gelmişti. Sanders yine de ön seçimler sonrasında Clinton’un başkan seçilmesi için çok çabaladı.

Warren ve ekibi zeki insanlar ve hiç şüphesiz bunun farkındalar. Ancak Clinton’ın iyi bilinen ve eskimiş asılsız Sanders salvolarını tekrarlamayı seçiyorlar.

Ancak bunları unutun. Bütün bu tartışmanın ne kadar önemsiz olduğunu kavramak için 12 Ocak’ta ne olduğuna bakmanız yeterli. Warren ekibi alt kademelerdeki gönüllüler Sanders’ın daha seçilebilir olduğunu söyleme cesareti gösterdiği için Sanders’a saldırırken önemli bir Warren destekçisi ve temsilcisi olan Julián Castro, Iowa’da, Warren’dansa Sanders ya da Biden’ın adaylığı durumunda Demokrat seçmenlerin daha büyük bir kısmının hayal kırıklığına uğrayacaklarını belirttiklerini söyleyerek Warren’ı konuşmaya davet etti.

Dolayısıyla bu kimsenin başka türlü davranmaması gereken, tamamen imal edilmiş bir tartışma: sıradan kampanya siyaseti. Ancak halihazırda gerçekleşmekte olan bir kaymaya işaret ediyor. Artık Bret Stephens’ın dahi Sanders’ın adaylığı alma şansı olduğunu teslim ettiği bir durumda, ilk önseçime haftalar kala Sanders’ın rakipleri onu geç kalmış olsalar da hedef tahtasına oturtuyorlar.

Obama ve çevresinin Sanders’ın kazanmasını engellemek için muhtemel planlarına dair çok sayıda haber yayınlanırken, tam o sırada, son sekiz yılda seçim kampanyası kaybetme rekoru kırmakla meşgul olan ve Obama’nın 2012 kampanya yöneticisi Jim Messina Politico’ya Sanders’ın Trump karşısında yenileceğine dair bir demeç verdi. Biden ve Sanders artan oranda birbirlerini hedef alıyorlar. James O’Keefe dahi, Trump’ı yenebileceğini düşündüğü kişi hakkında yanıltıcı bir şekilde düzenlenmiş bir saçmalığı yayımlamayı planlıyor.

2020 seçimi hangi adayın daha kibar olduğu, hangi adayın rakipleri hakkında güzel şeyler söylediği ya da hangi adayın 2016’dan bu yana geçerli olan kendiniz ve diğer adaylar arasında farklılıklardan bahsedemezsiniz şeklindeki uydurma kuralları benimsediğiyle ilgili değil. Genel sağlık hizmeti için savaşmaya en istekli olan, dünyayı iklim değişikliğinden kurtarmak için en kararlı olan, on yıllardır süregiden felaket ABD dış politikasını değiştirecek en uzun erimli vizyona sahip olan ve elbette Trump’ı alt etmeye en yakın olan adayla ilgili.

Haftalar ve aylar geçtikçe, işler ancak daha da çirkinleşecek. Gürültüyü es geçin ve neyin kaybedilebileceğini hatırlayın.

[Jacobin Dergisi internet sitesinden alınarak PolitikYol için Ali Rıza Güngen tarafından çevrilmiştir.]