“Sarı yelekliler” kimlerdir?

Oldukça yıkıcı ve giysi seçimleri göz önünde bulundurulduğunda bütün Fransa’da oldukça görünürdüler.

Hareketleri akaryakıt vergilerine gelen zamlara olan öfkeden türedi ve merkezinde sürücülerin hoşnutsuzluğu bulunduğundan göstericiler, Fransa’da bütün araçlar için zorunlu bir güvenlik unsuru olan, ülkedeki her araçla ilişkili bir isim ve giysi benimsediler: sarı yelek ya da “gilet jaune”.

Ancak protestolar çabucak, yüksek vergilere ve yaşam giderlerine yönelik bir öfke hareketine ve Başkan Emmanuel Macron’a dair kamusal rahatsızlığın doruk noktaya ulaşmasının aracına dönüştü.  

Sokaklara çıkmak

Sarı yelekliler ismi verilenlerin protestolarında yüz binlerce kişinin sokaklara döküldüğüne, barikatların kurulduğuna ve otobanlarda ve Fransa boyunca kasaba ve şehirlerde varlıklarının hissedildiğine tanık olundu.

17 Kasım’daki ilk protestolardan bu yana bu mobilizasyonların çoğu barışçıl bir şekilde sürdü.

Ancak bazen polisle ve trafik engellemelerine kızan sürücülerle şiddetli çatışmalar da oldu.

İki kişi öldü ve 600’den fazla insan protestoların ilk iki haftasında yaralandı.

En şiddetli çatışmaların bazıları Paris’te gerçekleşti. Protestoların ikinci haftasında Cumartesi günü, bazı protestocuların barikat kurdukları ve taş attıkları görülürken, toplum polisi Champs-Élysée’de toplanmış 5000 “sarı yelekli” protestocuya biber gazı attı ve su sıktı.

Bir sosyal medya hareketi

Fransa’nın çiftçilere yapılan ödemelerden, emeklilik yaşına, eşcinsel evliliğine kadar her konuda kitlesel protesto hareketlerine dair uzun bir tarihi var.

“Sarı yelekliler” hakkında ilginç olan nokta bu hareketin büyük oranda sosyal medya aracılığıyla örgütlenmesi; açık bir liderinin, yapısının ya da bağlantısının olmaması.

Akaryakıt vergileri hakkında şikayet edilen Facebook gönderileri fiilen sokak protestolarına evrildi.

Bu durum Fransa’da genellikle bir sendika, siyasal parti ya da belirli bir çıkar grubu tarafından yönetilen geçmişteki protestolarla keskin bir tezatlık barındırıyor.

Ancak hareketin bir tür liderlik yapısına kavuşması ve hareketin hedeflerini belirleme girişimleri söz konusu oldu.

Örneğin sekiz kişilik bir müzakere komitesi atandı fakat neredeyse anında hareketin içindeki bazıları bu komitenin meşruiyetini tanımayı reddetti.

Geniş bir kitle

Bu hareketin aşırı sağdan, aşırı sola ve ortada kızgın yolculara ve hatta giderek popülaritesini kaybeden Fransa Başkanını daha önce destekleyenlere uzanan biçimde siyasal yelpazeye yayılması tarzı da alışılmışın dışında.

En başından beri “sarı yelekliler” geniş bir kamusal destek sağladılar.

İlk yol kapatma öncesinde yapılan bir araştırma yaklaşan protestoların halkın yüzde 73’ü tarafından onaylandığını söylüyordu.

On gün kadar sonra, yaygın engellemeler ve bazı şiddetli sahneleri takiben başka bir araştırma her üç kişiden ikisinin destekte bulunduğunu göstermekteydi.

Yönetim ve polis, 24 Kasım’da Paris’teki şiddetli çatışmalardan aşırı sağ grupları sorumlu tuttular.

Ancak Macron yönetimi “sarı yelekliler”i “aşırılıkçı bir hareket” olarak tanımlamaması konusunda uyarıldı.

Örneğin 27 Kasım’da L’Opinion’da yayımlanan bir mektupta Fransa’nın 13 bölgesel konseyinin 12’sinin başkanı, böyle bir tanımın “ciddi bir hata” olacağını ve protestoların yaygın öfkenin bir göstergesi olduğunu yazdılar.

Yeşile sahip çıkmak, gözü [sarıya] dönmek

Artan akaryakıt masrafları şüphesiz “sarı yelek” hareketinin kıvılcımını sağlayan şey oldu.

Geçen 12 ayda, benzin fiyatı yüzde 15 artarken, Fransa’da en çok kullanılan yakıt olan dizel akaryakıt fiyatı yüzde 23 arttı.

Aynı dönemde İrlandalı sürücüler dizel fiyatlarının yüzde 15, benzin fiyatlarının yüzde 10 arttığına tanık oldular. Her iki ülkede de tüketiciler artık yakıt alırken neredeyse aynı parayı ödüyorlar.

Artışlar kısmen bu yıl içinde, daha sonra gerilemiş olsa da, küresel ölçekte petrol fiyatlarının yükselmesine atfedilebilir.

Fransa’da bu artışlar aynı zamanda, yönetimin sürücüleri daha temiz arabalar ve yakıtlara geçmeye teşvik etmek amacıyla dizel yakıtta litre başı 7,6 cent, benzinde litre başı 3,9 cent kadar karbon vergisi artışı uygulamaya başlamasıyla çakıştı.

Yeni yılda da, Ocak ayından itibaren dizelde litre başı 6,5 cent ve benzinde litre başı 2,9 cent kadar artış ile Fransa’da akaryakıt vergileri daha da yukarı çıkacak.

Bu artışlar karşısındaki öfke en sert haliyle büyük şehirler dışında yaşayıp toplu taşımayla şehre ulaşanlar ve köylerde ya da banliyölerde yaşayıp araba kullanmaktan kaçınamayacak olanlarda görülüyor.

Hükümetin yanıtı

Protestolar başlamadan önce Macron Ocak’ta planlanan artışları rafa kaldırması çağrısında bulunanlara pek hoşgörüyle yaklaşmıyordu.

“Artan yakıt fiyatlarından şikayet eden insanlar, kirlilikten ve çocuklarının nasıl ızdırap çektiğinden de şikayet edenler” diyordu.

Ancak on gün sonra ilk barikatlar kurulduğunda Fransa Başkanı ülkenin gelecekteki enerji stratejisi hakkında bir konuşmasını daha uzlaşmacı bir ton tutturmak üzere kullandı.

“İsyancılar” olarak tasvir ettiklerini eleştirirken, Macron aynı zamanda “bir mesaj iletmek isteyen yurttaşlar” olduğundan da bahsetti.

“Toplumsal uyarılar ve protestoları dinlemeliyiz, ancak aynı zamanda çevrenin bize ilettiği bir uyarı var” diye ekledi.

Başkan yakında uygulanacak vergi artışlarını geri alma çağrılarına kulak asmadı, bunun yerine tartışmalı yakıt vergisinin petrol fiyatları yukarı giderse buna uyarlanmasını önerdi ve düşük gelirli aileleri cezalandırmadan daha düşük karbon salınımının olduğu bir ekonomi tesis etmek için üç aylık kamusal danışma süreci başlatma sözü verdi.

“Gilet jaunes” buradan nereye?

Başkanın vaatleri “sarı yeleklilerin” öfkesini yatıştırma konusunda pek işe yaramadı ve daha başka gösteriler planlanıyor.

 

Ancak bu lidersiz hareketin ömrü ivmesini sürdürüp sürdüremeyeceğine, çeşitli hiziplere bölünmeyi engelleyip engellemeyeceğine ve halkın gözündeki popülerliğinin sürüp sürmemesine bağlı.  

Kaynak: https://www.rte.ie/news/world/2018/1129/1014102-seeing-yellow-the-high-vis-tax-protests-rocking-france/

Çeviren: Ali Rıza Güngen