Bu mektubun kısa bir versiyonu 25 Mart 2020’de Financial Times’ta yayımlandı.

Şu an her ülke daha önce eşi görülmedik eş zamanlı bir küresel sağlık krizi, ekonomik resesyon ve finansal çöküş tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak zengin ülkelerden farklı olarak gelişmekte olan ülkeler (GOÜ – developing and emerging countries) bu krizlere karşı koymak için gerekli politika özerkliğine sahip değiller. Mevcut küresel para hiyerarşisi,GOÜ’leri  COVİD-19 krizine benzer tetikleyicilerin neden olduğu ani duruşlara maruz bırakarak, onları küresel finansal piyasaların çeperine yerleştiriyor. ABD Merkez Bankası Meksika, Brezilya, Güney Kore ve Singapur merkez bankalarına 60 milyar dolara kadar borç vereceğini ilan etti. Ancak bu yeterli değil. Finansal felaketi engellemek için IMF’nin eşgüdümünde derhal sermaye kontrolleri gerekiyor.

Küresel bir finansal krizde güvenli para birimleri cinsinden, özellikle ABD doları cinsinden likit varlıklar elde tutmaya yönelik bir uğraş söz konusu olur. Bu durum zengin ülkelere, krizlere gereken mali ve parasal araçlarla yanıt verme olanağı sağlar. GOÜ’ler için tam tersi geçerli. COVİD-19 krizinin başlangıcından bu yana uluslararası yatırımcılar, özellikle düşen meta fiyatlarına duyarlı olan ülkelerin para birimlerinde çarpıcı değer kayıplarına yol açarak, büyük miktarlarda GOÜ varlıklarını ellerinden çıkardılar.

Son on yılda, likit varlıklara olan süreğen talebin yanı sıra zengin ülkelerin merkez bankalarının sağladığı bol küresel likidite, tahvil ve hisse senedi piyasalarının 2008’de 15 trilyon dolardan 2019’da 33 trilyon dolara yükseldiği  GOÜ’lere muazzam bir kredi akışı ve öz sermaye yatırımına yol açtı. “Sınır ekonomiler” ve GOÜ şirketleri kayda değer miktarlarda yabancı para cinsinden tahvil ikraz ettiler. G20’nin teşvikiyle, GOÜ’ler yerli para cinsi tahvil piyasalarını uluslararası yatırımcılara açtılar. Küresel likiditenin ikinci evresi olarak adlandırılan dönemde, uluslararası fonlar ve borsa yatırım fonları gibi yeni finansal araçlar ve kurumlar, likidite yanılsamasını güçlendirerek GOÜ varlıklarının kolaylıkla küresel ticarete konu olmasını sağladı.

Bugün GOÜ’ler küresel likidite koşulları daraldıkça ve yatırımcılar riskten uzaklaştıkça ani bir duruşla karşı karşıyalar: GOÜ varlıklarını tutmak halen, kriz zamanlarında bunların elden çıkarılacağı yüksek risk/yüksek getiri stratejisi uygulamak demek. Sonuç olarak GOÜ’ler, tam olarak COVİD-19’un oluşturduğu halk sağlığı krizine karşı koymak için eldeki bütün araçların kullanılmasının gerekli olduğu anda sert bir makroekonomik uyumla karşılaşıyorlar: küresel piyasalara erişimi kaybetme korkusuyla mali önlemler sınırlandırılabilecekken, bazı ülkeler ABD dolarına erişimlerini korumak için para politikasını sıkılaştırmak zorunda kalabilirler. Döviz rezervlerinin bütün ülkelerde yeterli bir tampon sağlama ihtimali düşük. Bunun küresel ekonomi için köklü sonuçları olurdu. Hem G20’de hem de dışında GOÜ’ler on yıl öncesine nazaran küresel büyüme ve piyasalar için bugün çok daha önemliler. Büyük bir borçlu devletin ya da yarı-devlet kurumunun ödeme güçlüğü dikkate değer bulaşıcı etkide bulunabilir.

Bu krizin GOÜ’lerde katastrofik boyutlara ulaşmasını engellemeye acil ihtiyaç duyuluyor. Uzun süredir devam eden çağrılara karşın, ortada bir son kredi merci yok. Eldeki araçlar IMF kredileri ve merkez bankaları arasındaki döviz takas hatları.IMF kredileri genelde, bu koşullarda felakete davetiye çıkaracak olan, mali sıkılaşma dayatıyor. ABD Merkez Bankası az sayıda merkez bankasına ABD doları temin etmeye hazır: GOÜ’ler arasında sadece Meksika, NAFTA maddeleri gereği Fed ve ABD Hazinesi’nin takas hatlarına erişebilir konumda ve Güney Kore ile Brezilya da önceki düzenlemeleri yeniden devreye aldılar. Ancak bu plansız düzenlemeler çok sayıda GOÜ’nün dolar likiditesine olan ihtiyacını görmezden geliyor.

Krizi yükselen piyasalara aktaran finansal akımları sınırlandırmak için kararlı bir şekilde eyleme geçilmesi çağrısında bulunuyoruz. Çıkışları sınırlandırmak, GOÜ piyasalarında satışların neden olduğu likidite yokluğunu azaltmak ve para birimleri ile varlık fiyatlarındaki düşüşü durdurmak için sermaye kontrolleri getirilmeli. Döviz takas hatları, ABD dolarına erişimi güvence altına almak üzere, daha fazla sayıda GOÜ’yü içerecek şekilde genişletilmeli. Son olarak, IMF’nin özel çekme haklarını (SDR) kullanarak daha fazla likidite sağlaması için yakın zamanda yapılan çağrılara katılıyoruz – ancak bu temin çevrim-yanlı mali uyum dayatması olmaksızın gerçekleşmeli.

Ortaya çıkan kriz ekonomi tarihindeki en ciddi krizlerden birisi. Hükûmetlerin vatandaşlarını korumak için gereken her şeyi yapabilmelerini sağlamalıyız. Küresel olarak bütünleşmiş dünyamızda, gelişmekte olan ülkeler pandemi, resesyon ve finansal kriz tehlikesiyle karşı karşıyayken dışarıdan dayatılan kısıtları en aza indirmek üzere eşgüdümlü eylem gerekiyor.

Çağrıda bulunan imzacılar

Nelson Barbosa, Sao Paolo İktisat Okulu

Richard Kozul-Wright, UNCTAD

Kevin Gallagher, Boston Üniversitesi

Jayati Ghosh, Jawaharlal Nehru Üniversitesi

Stephany Griffith-Jones, Columbia Üniversitesi

Adam Tooze, Columbia Üniversitesi

Bruno Bonizzi, Hertfordshire Üniversitesi

Daniela Gabor, UWE Bristol

Annina Kaltenbrunner, Leeds Üniversitesi

Jo Michell, UWE Bristol

Jeff Powell, Greenwich Üniversitesi

Çağrı daha sonra 100’ü aşkın akademisyen ve araştırmacı tarafından imzalandı.

[Critical Finance web sitesinden alınarak PolitikYol için Ali Rıza Güngen tarafından çevrilmiştir.]