Gelişmekte olan ülkeler COVID-19 krizinden çıkabilir ve kreditörlerinin salgın sonrası dünyaya uyum sağlaması halinde gelecekteki refah için yeşil bir yol izlemeye hazır olabilir. Küresel dayanışmaya dayalı olan daha cesur ve yeni bir borç ertelemesi girişimi, dünya genelinde yoksulluktaki son dönem artışı tersine çevirmeyi, zarar veren eşitsizlikleri azaltmayı ve gelecek nesiller için gezegenimizi kurtarmayı sağlayabilir.

COVID-19 krizi insanlık için olabilecek en kötü zamanda geldi. En yoksul ülkeler halihazırda kasırgalar, orman yangınları ve kuraklık karşısında kalkınma hedeflerine ulaşmak için mücadele ediyorlardı ve dünyanın, küresel sıcaklık ve deniz seviyelerindeki artışları felakete dönüşmeden önce yavaşlatmak ve iklim dirençli kalkınmaya yatırım yapmak için yalnızca on yılı var.

Gelişmiş ekonomiler –her zaman istemeseler de- ucuz şekilde borçlanmak ve COVID-19 sonrası yeniden yapılanmak için kapsamlı yeşil teşvik paketlerini uygulama olanağına sahiptir. Ancak birçok yükselen piyasa ekonomisi ve gelişmekte olan ülke, özellikle gelirlerinin yüzde 70’ini dış borç servisine harcayan hükümetleri yüzünden buna sahip değildir. Bu ülkeler artık kati bir seçimle karşı karşıyadır: yurttaşlarının sağlığını korumaya ve ekonomilerini yeniden başlatmaya yetecek harcamayı yapabilirler, veya borçlarını çevirir ve pandemiyle mücadele etmek ve ekonomik toparlanmayı başlatmak için neredeyse hiç kaynakları kalmaz.

G20, bu sorunu çözmek için, bu yılın başında, en yoksul ülkeler için çift taraflı resmi kredilerin geri ödemelerini 2020’nin sonuna kadar askıya alan Borç Servisi Askıya Alma Girişimi’ni (DSSI) oluşturdu. Daha sonra girişimi 2021’in ortalarına kadar uzattı. Bu adımların yeterince ilerlemediğini fark eden G20 liderleri 21-22 Kasım zirvesinde borç ertelemenin ötesine geçmek ve DSSI’ye uygun ülkeler için borçların gerçekten ertelenmesini sağlamak amacıyla bir çerçeveyi kabul etti.

Ancak G20’nin borç erteleme ihtiyacını kabul etmesi memnuniyetle karşılansa da yeni çerçevesi üç açıdan yetersiz kalıyor. Birincisi, küresel olarak COVID-19 krizi nedeniyle yoksulluğa itilen her on kişiden sekizine ev sahipliği yapan orta gelir grubu ülkelerinin aynı zamanda borç sorunu yaşayacağını kabul etmiyor. İkincisi, çerçeve özel sektörün de borç ertelemesinde rol oynamasını sağlayacak güvenilir bir plandan yoksun. Ve, üçüncüsü, girişim, daha yoksul ekonomiler yeniden [çalışmaya] başladığında, hükümetlerin borç ertelemesi yoluyla sağlanan kaynakları Paris iklim anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni yerine getirmeye yönlendirmesiyle yeşil ve kapsayıcı bir yola girmelerini sağlamayacak.

Bugünün politika yapıcıları hem insanlara hem de gezegene zarar veren teşvik planlarını engellemelidir. Yakın zamanlarda [yayımlanan] çalışmalar –daha fazla enerji verimliliğine sahip konut ve işyeri inşa etmek veya enerji verimliliğine sahip olacak şekilde yenilemek, yenilikçi yeşil teknolojileri geliştirmek ve işçileri bunları kullanması için eğitmek gibi- yeşil yatırımların iktisadi büyümeyi daha fazla teşvik ettiğini gösteriyor. Uluslararası Enerji Ajansı ve aynı zamanda hanehalkını da destekleyen yeşil bir toparlanma planının geleneksel olandan çok daha fazla işe yarayacağını gösteren Uluslararası Para Fonu benzer sonuçlara ulaşıyor.

Karbondioksit emisyonlarını arttırmaya devam edersek, iklim sistemimiz ve doğal kaynak direnci temelli kırıldıktan sonra kurtaracak bir ekonomi olmayacak. Özünde, iklim dostu yatırımların olmadığı bir ekonomik teşvik uzun vadeli bir yatırım değil, boşa akan para ve gelecek nesiller için bir tehdittir.

Bu nedenle yeşil ve kapsayıcı bir toparlanmayı teşvik etmeye odaklanan kapsamlı ve yeni bir borç erteleme girişimi öneriyoruz. Tasarıya göre –IMF ve Dünya Bankası tarafından yürütülen geliştirilmiş bir borç sürdürülebilirliği analizi tarafından belirlenen- önemli borç sorunları olan yoksul ülkeler iktisat politikalarını ve yeni harcama kapasitelerini iklim ve kalkınma hedefleri ile uyumlu hale getirme taahhüdü karşılığında borçlarını erteletecekler.

Çok taraflı finansal kuruluşlar gibi Avrupa, Birleşik Devletler ve Çin’den resmi kreditörler de borç erteleme önerebilecekler. Özel kreditörlerin mevcut borçlarını daha küçük miktarda yeşil kurtarma tahvilleri ile takas etmesi gerekecektir. Bu esnada, pandemi ile ilgili mali sıkıntı içinde daha sürdürülebilir borç profili olan ülkeler iklim için borç veya doğa için borç takaslarına dahil olabilecek.

Böyle bir girişim G20 tarafından koordine edilebilir ve kamu ve özel kreditörleri içeren, sivil toplum temsilcilerinin yanında Birleşmiş Milletler gibi, kuruluşlar arası bir idare komitesi,  tarafından denetlenebilir. En önemlisi, iklim dostu sağlık için kaynakları sağlayacak ve orta gelirli ülkelerin ve yükselen piyasa ekonomilerinin en çok ihtiyacı olan harcamayı teşvik edecek.

Günümüzde bütük uluslararası kreditörler iklim istikrarına olan bağlılıklarını vurgulamaya istekliler. Dünyanın en büyük çift taraflı kreditörü olan Çin, yakın zamanda 2060 yılı itibariyle karbonsuz olmayı vaat ederken, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden Amerika’nın aynı hedefe 2050’de ulaşmasını istiyor. Benzer şekilde özel tahvil sahiplerini temsil eden Uluslararası Finans Enstitüsü iklim değişikliği azaltımı ve çevresel koruma çabalarının yanı sıra sosyal finansmanı da desteklediğini söylüyor.

Zengin ülke liderlerinin söylediklerini uygulamaya geçirmeleri için hayatlarının fırsatına sahipler. Gelişmekte olan ülkeler COVID-19 krizinden çıkabilir ve kreditörlerinin salgın sonrası dünyaya uyum sağlaması halinde gelecekteki refah için yeşil bir yol izlemeye hazır olabilir. Küresel dayanışmaya dayalı olan daha cesur ve yeni bir borç ertelemesi girişimi, dünya genelinde yoksulluktaki son dönem artışı tersine çevirmeyi, zarar veren eşitsizlikleri azaltmayı ve gelecek nesiller için gezegenimizi kurtarmayı sağlayabilir.

[Project Syndicate’deki orijinalinden PolitikYol için Ekin Değirmenci tarafından çevrilmiştir.]