Haftanın Çevirisi | Fikri mülkiyet, aşı emperyalizmi; ölüm ve acıya neden oluyor, toparlanmayı geciktiriyor – Anis Chowdhury ve Jomo Kwame Sundaram

Aşı geliştiricilerinin kamu tarafından finanse edilen aşı araştırma bulgularını paylaşmayı reddetmesi, COVID-19 bulaşmasını daha hızlı kontrol altına alabilecek olan daha kapsamlı ve erişilebilir aşıları geciktiriyor. Pandemi dünya genelinde en az 109 milyon insanı enfekte ederek, Şubat ortası itibariyle 2.4 milyondan fazla ölüme neden oldu.

Önleyici aşılamada önlenebilir gecikmeler, ekonomik bozulmanın daha fazla yardım ve kurtarma önlemlerine ihtiyaç duymasıyla, dünya ekonomisi ve insanlığın refahı üzerine korkunç yükler yüklüyor. Bunlar, gelişmiş ülkelerin 2020’de yüzde 7 daralmasıyla birlikte küresel hasıla kaybında 28 trilyon ABD dolarına mal oldu.

Önlenebilir Aşı Gecikmeleri

Pandemi ile başa çıkmak için ulusal kapasiteler büyük ölçüde araçlar ve güç ile belirlenmiştir. Bu nedenle birçok Afrika ülkesinde ve diğer yoksul ülkelerde COVID-19 testlerine, tedaviye, kişisel korunma ekipmanlarına ve diğer pandemi ile ilgili tedariklere erişim ciddi şekilde eksik kalıyor.

Mevcut aşılanma oranlarında, halihazırda COVID-19’a karşı “sürü bağılıklığı”na ulaşmak için kabul edilen asgari düzey olan yüzde 75 küresel kapsama erişmek “bir ya da iki yıl değil, altı yıl sürecek.”

Patent korumaları, aşı üretimi kısıtları ve zengin ülkelerin rekabeti, 85’ten fazla yoksul ülkeyi aşıya kamusal erişimden 2023’e kadar mahrum bırakacak. 5 Şubat itibariyle 2,5 milyar insanın yaşadığı 130 ülkede tek bir doz aşı bile vurulmadı.

8 Şubat itibariyle erişilebilir olan 131 milyon dozun yüzde 78’i ABD, Çin, AB ve İngiltere’nin iken Afrika sadece yüzde 0.2’sine sahip! Bu arada Afrika Birliği sürü bağışıklığına ulaşmak için ihtiyacı olanın yalnızca yarısından azını sipariş etti, yani sadece 670 milyon doz. Bu esnada, Brezilya’nın yanısıra diğer Latin Amerika ülkeleri nüfuslarının dörtte birinden azı için yalnızca 150 milyon doza sahiptir.

Arz Eksiği

2021’in sonundan itibaren önde gelen 13 COVID-19 aşı üreticisinin küresel kapasitesi dünyadaki yaklaşık 7.7 milyar insanın ihtiyacını hala karşılamıyor olacak. Hepsi maksimum kapasitede üretim yapsa dahi dünya nüfusunun beşte birinin 2022’ye kadar aşıya erişimi olmayacak

Zengin ülkeler, jenerik aşı üretiminin hızla artmasını etkili bir şekilde engellemek için Güney Afrika-Hindistan’ın 1994 Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması’nın (TRIPS) ilgili hükümlerinin geçici olarak askıya alınması önerisine karşı çıkmaya devam ediyor.

Ortaya çıkan “yıkıcı ahlaki akamet” bu nedenle büyük ölçüde aşı tedarikçilerinin arzı ve erişimi de kısıtlayan kȃr maksimizasyonuna bağlıdır. Bu arada zengin ülkelerin olması gerekenden fazla aşı alımları kendi vatandaşlarını fazladan birçok defa aşılayabilir.

Kanada ve Avustralya vatandaşlarını birkaç kere korumaya yetecek kadar aşı rezervasyonu yaparken ABD yakında kendi nüfusunu iki kere aşılamaya yetecek kadar aşıya sahip olacak. Nüfusunun ihtiyaçlarına defalarca yetecek kadar aşı siparişi veren Yeni Zelanda’nın da -istisna olarak-  Pasifik adalarındaki komşularıyla aşıları ücretsiz olarak paylaşma planları var.

Üretilen kıtlık ve fiyatlar

Günümüzde küresel ihtiyaçlar erişilebilir arzı büyük ölçüde aşmış durumda. Orta gelirli ülkeler aşı tedarikçileriyle, toplu bir şekilde müzakere etmiş olmaları halinde elde edeceklerinden çok daha kötü koşullarda tek fiyatlı anlaşmalar  yaparak bu kapışmaya katıldı. Beklendiği üzere aşı fiyatları doz başına 6 ABD dolarından 12 katından daha fazlasına 74 ABD dolarına kadar önemli oranda değişiyor.

Ülkeler aşı tedarikçilerinin şartlarına razı olarak sözleşme detaylarını yayınlamadığı için şeffaflığın eksikliği suistimallere yol açtı. Ve Bilgi Edinme Yasası’nın taleplerine uymaya zorlandığında belgeler açıklanmadan önce büyük ölçüde gözden geçirilir.

Bu kadar sınırlı şeffaflık büyük güç “aşı milliyetçiliği” diğerlerinin erişimini engellediğinden “aşı emperyalizmini” mümkün kılar. Bu nedenle Avrupa Komisyonu (AK) AstraZeneca ile kavgasından sonra AB dışındaki birçok ülkeye aşı ihracatını yasakladı.

Çifte standart kuralı

Aslında fikri mülkiyet haklarının (FMR) sınır ötesi uygulanması nispeten yeterli olur. Big Pharma TRIPS’in 1994 DTÖ kuruluş belgelerine dahil edilmesi için hükümetleriyle başarılı bir şekilde lobi yaptı. Bu, FMR’leri ulusaşırı şekilde güçlendirdi.

Şimdi, bu şeffaf olmayan anlaşmalar tartışmalı olduğu için Avrupalı politikacılar “patentlere el koyma” tehdidinde bulunuyor. AB Başkanı Charles Michel, Avrupa Anlaşması tarafından öngörülen zorunlu lisanslama talep eden “acil önlemler” konusunda uyarıda bulundu.

Bu, aşı geliştiricilerinin, gelişmekte olan ülkelerin desteklediği TRIPS’in geçici feragat teklifinin tüm ülkeler için çözüm aradığı jenerik aşı üretimini kolaylaştırmasını gerektirecektir. Bununla birlikte AB, diğer zengin ülkeler ve onların müttefikleri yine de erişilebilir aşı tedariğinin hızla üretimini sağlayacak teklife karşı çıkmaya devam edecek.

Kamu tarafından finanse edilen aşı üretimi

Aşı gelişimini hızlandırmak için harcamalar ve riskler geliştiriciler veya özel finans yerine büyük ölçüde kamu tarafından üstlenilmiştir. En iyi altı aşı geliştiricisi adayı, bazen bunun için gösterecek çok az şeyi [olmasına rağmen], şimdiden 12 milyar ABD dolarının üzerinde kamu parası aldı.

Daha başarılı olanlardan Moderna, araştırma ve geliştirme için 955 milyon ABD dolarına ek olarak 1.53 milyar ABD doları tutarında bir pazarlama öncesi satın alma garantisi aldı. Avrupa’da Pfizer/BioNTech Alman hükümetinden 375 milyon avro ve Avrupa Yatırım Bankası’ndan borç refinansmanı için 100 milyon avro aldı.

Bununla birlikte, kapsamlı kamu finansmanına rağmen aşı geliştiricileri kȃr için FM tekel haklarını koruyor. Bu nedenle 2021’in aşı satışlarının neredeyse 40 milyar ABD dolarlık hasılasından devasa kazanç beklentisi COVID-19’a karşı süreci geciktiriyor.

Açgözlülük öldürür …

AstraZeneca, Oxford Üniversitesi’ne “pandemi süresince” herhangi bir COVID-19 aşısından kâr etmeme sözü verdi. Bununla birlikte sözleşmeleri pandeminin 2021 ortalarında bittiğini açıklamalarına izin veriyor. Böylece üniversite için ödenen kamu parası ile geliştirilen aşılar için daha yüksek fiyatlar talep edebilecek.

AstraZeneca aşısı Güney Afrika nüfusu üzerinde “denendi.” Yine de 2.16 ABD dolarına göre 5.25 ABD doları ile AB’den 2.4 kat daha fazla ödüyor. Bu, “fayda paylaşımı” ve öncelikli “deneme sonrası erişim” vaatlerini gülünç duruma düşürüyor. Bu arada, “ödeme gücü”nü tersine çeviren Uganda Güney Afrika’dan yüzde 20 daha fazla ödüyor!

Dünyadaki en büyük aşı üretim kapasitesine sahip olan Hindistan Serum Enstitüsü’nin farklı ülkeler için aşı üretmek amacıyla Astra Zeneca ile yaptığı çok sayıda sözleşme bulunuyor. Hindistan’da bunun yüzde 90’ını hükümete, yüzde 102unu daha yüksek bir fiyattan özel sektöre satacak.

Feragat etmek pandemiyi sonlandırabilir  

Daha büyük ölçekte jenerik olarak üretilen aşılar bulaşmanın, enfeksiyonların, ölümlerin ve aksaklıkların daha hızlı  kontrol altına alınmasını sağlayarak çok daha erişilebilir olacak. Ulusal ve küresel düzeyde sürü bağışıklığı sağlanana kadar dağılımda öncelik, ödeme gücü ve politik güç yerine acil ihtiyaç temelinde olmalıdır.

Şimdi önümüzdeki en iyi yol, DTÖ’deki zengin ülkeler tarafından hala engellenen TRIPS’den feragat etme önerisidir. Bu, bütün ülkelerin “jenerik” aşıları ekonomik bir şekilde üretmesini veya satın almasını sağlayacaktır. Bu, pandeminin kontrol altına alınmasını en az hayat ve geçim kaynağı kaybı ile en etkili şekilde hızlandıracaktır.

[networkideas.org’daki orijinalinden Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için Türkçeye çevrilmiştir.]