Bu yazı, evrensel temel gelir sempozyumunun [https://lpeproject.org/symposia/ubi/] bir parçasıdır.

Temel gelir*, bu yüzyılın en temel politik sorusuna toplumsal sistemlerimizin nasıl yanıt verdiğini yeniden yön yönlendirmede kilit bir rol oynayabilir: Kriz başladığında kim ve ne güvence altına alınacak? Bu durumda, Black Lives Hareketi[Siyahların Hayatı] politika platformunun, programına ve daha geniş siyasi perspektifine tazminatları dahil ederek onu ilk önerilerinden biri haline getirmesi cesaret vericidir. Bu fikirler, her çağda, ama özellikle de mevcut ırksal kapitalizm felaketi, yaklaşan iklim krizi ve kesişimlerinin gelecek yüzyılda ortaya çıkacak ciddi adalet risklerinin günümüze damgasını vurduğu çağımızda birbiriyle uyumludur.

Benim de parçası olduğum Los Angeles’taki aktivist grup The Undercommons, 2017’de Black Lives Hareketi’nin önerisinin bu yönünü savundu. Temel gelirin neden ırksal adaletle ilişkili olduğunu düşündüğümüzü açıklamak için iki ayrıma başvurduk: biri “güvenlik” ile kastedilen, diğeri ise temel gelir için ne tür önerilerin adalet davasını ilerleteceğiyle ilgili.

İlk ayrım, antagonistik güvenlik ile işbirliğine dayalı güvenlik arasındadır. Antagonistik güvenlik, diğer insanlardan gelen güvenliktir: başkalarının karşılaştığı dışlanma ve/veya güvencesizlik tarafından birileri için yaratılan güvenlik. Irksal kapitalizm geliştikçe, giderek büyüyen ve profesyonelleşen kurumlar, toplumun ırksal ve diğer hiyerarşilerinin tepesinde bulunanlar için antagonistik güvenlik üretme işinin çoğunu gerçekleştirir: yerleşimci milisler devlet ordusu, köle devriyesi de polis haline gelir. Devletler, şirketler ve toplumsal seçkinler, gittikçe güvencesiz hale gelen yatırımlarını ve toplumsal konumlarını korumak için giderek daha cezalandırıcı ve şiddet içeren yöntemler aradıklarından, iklim krizi bunları aşırı hızlandırabilir.

Bu, toplumu ve ona bağlı olanların özgürlüğünü güvence altına almaya yönelik başka bir yaklaşımla çelişiyor: işbirliğine dayalı güvenlik. İşbirliğine dayalı güvenlik, diğer insanlarla birlikte güvenliktir, toplu aşılama programları sürü bağışıklığını geliştiren bir topluluk sağlar. İşbirliğiyle güvence altına alınan bir toplumsal sistem, varsayılan durumda, başkalarıyla ve çoğu zaman başkalarının korunması yoluyla üstesinden gelinen koruma türünün sağlanmasına dayanır. Bu, örneğin başarılı bir küresel çabayla, popülasyonumuzda olabildiğince geniş çapta ve çok sayıda aşılama yaparak şu anda geliştirebileceğimiz türden bir koruma.

Antagonistik güvenlikle mevcut aşk ilişkimiz, bu alternatif modelin ödüllerini almamızı engelliyor. Bu, dünyanın daha zengin ülkelerinin aşıları istifleme ve Pfizer-BioNTech ve AstraZeneca gibi çokuluslu şirketlerin Dünya Ticaret Örgütü’nün desteğiyle kârları biriktirme çabaları tarafından riske atılan türden bir korumadır (Moderna, bedeli ne olursa olsun, patentlerini uygulamama sözü verdi). Temel gelir, COVİD-19’un doğayla güçlü bir şekilde bağlantılı olduğunu kanıtladığı ekonomik krizin en kötü yönlerine karşı bizi aşılayabilir.  O halde, sistemimizin aşı dağıtımındaki mevcut başarısızlıkları, neyin geleceğinin de vahim bir alametidir.

Ancak temel gelirin bu rolü oynayıp oynamaması, ikili ayrımımızın ikincisini esas mesele haline getiriyor. Bazıları (özellikle siyasi hak konusunda) temel geliri, şu anda insanları güvence altına almak için çalışan, işsizlik yardımı ve yemek kuponu gibi toplumsal sistemimizin diğer yönlerinin yerine geçecek şekilde ele alıyor. Tüm koruma biçimlerini, para birimi aracılığıyla birbirinin yerine geçebilir olarak ele almaya çalışan (veya öyle gibi davranan) bu yaklaşım, muhtemelen marjinalleştirilmiş insanların daha da güvencesizleştirilmesiyle sonuçlanacaktır. Ancak, özellikle kadın veya toplumsal cinsiyet kategorileri içinde tanımlanmayan Siyahlar, Yerliler, engelliler ve translar, güvensiz barınma, evlerinde ve kişisel yaşamlarında güvenlik, kurumlarımızın özel olarak ve nakit transferiyle gerçekleştirilebilecek olandan daha geniş bir yolla ele alması gereken çevresel risk gibi tüm sorunları çözmeye yakın değiller. İkame olarak temel gelir(income-as-substitution) yaklaşımı yani ETG[evrensel temel gelir], işbirliğine dayalı güvenlik vaadini yerine getirmiyor.

Ancak temel gelir, daha geniş dönüştürücü siyasi hareketlerin yerine geçmek yerine onların gövdesine bağlanabilir. Black Lives Hareketi’nin temel gelirle ilgili kısmının geliştirilmesine de yardımcı olan Ekonomik Güvenlik Projesi’nden Dorian Warren, olanaklılık hakkında bu doğrultuda bir yazı yazdı. Warren, Afro-Amerikan siyasi tarihindeki iyi bir şirkette yer alıyor ve “hem Dr. Martin Luther King Jr. hem de Kara Panter Partisi’nin tam istihdam ve özellikle Afrikalı Amerikalılar için ve elli yıldan daha uzun bir süre önce tüm Amerikalılar için ‘garanti altına alınmış bir geliri’ savunduklarını” belirtiyor. Warren’ın versiyonu, “belirli bir zaman dilimi boyunca siyah Amerikalılar için eşit bölüşülmüş, ek bir meblağ” önerisi haricinde “ETG önerilerinin çoğundan farksızdır.” Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nde var olan ve devletin neden olduğu ırksal köleliğin ve adaletsizliğin tarihine yanıt veren hem de Afro-Amerikalıların yaşam fırsatları üzerindeki gelecekte devam edecek ırksal adaletsizliğin etkilerini öngören “hedeflenmiş evrensellik” stratejisi yoluyla evrensel ekonomik güvenliği koruyacaktır.

Bu tür geniş tabanlı, işbirliğine dayalı güvenliğin tam zamanı. İklim krizi hızlandıkça, toplumsal sistemimizin eski ve uzun süredir devam eden eşitsizlikleri etrafında dönme riskini alırız. Yüzyılın sonunda, ülke içi ve ülkeler arası eşitsizliklerin, ailelerin, toplulukların ve bütün ulusların ısınan bir gezegenin sonuçlarıyla başa çıkabilme kapasitelerine giderek daha fazla bağlandığı iklim ırkçılığı ve iklim sömürgeciliğinin ısrarcı biçimleriyle karşılaşabiliriz. Mevcut gidişatımız soykırım riskini göze alıyor. Hükümetlerimiz sınır ötesi harekete sınırı askerileştirmeyle, depolamayla ve içlerindeki toplumsal kargaşaya gittikçe artan şiddete ve sömürüye dayanan polislik ve kafesleme yoluyla yanıt vermeye devam ettiği takdirde bu belki de en dramatik şekliyle gerçekleşecek.

Pandemi, ciddi bir uyanma çağrısı olarak görülmelidir. Sonuçta virüs, daha derin bir siyasi problemin yalnızca bir parçasıydı: Toplumumuzun riski, kırılganlığı ve güvenliği nasıl dağıttığı. Küresel toplumumuz, ırksal kapitalizm üzerine inşa edildiğinden, toplumun farklı katmanlarının çevresel, finansal ve kişilerarası zarar ve şiddete maruz kalma riskinin belirgin olarak farklı seviyelerde deneyimlendiği yerlerde, bunları son derece katmanlı bir yöntemle dağıtır. Böyle bir sisteme karşılık vermek, şu veya bu siyasi lidere meydan okumaktan veya birkaç güneş paneli kurmaktan fazlasını içermelidir. Virüs, bizi, günümüz dünyasının büyük bir kısmını inşa eden ırksal kapitalizmin tarihinin neden olduğu yamyamlık ve şiddet modelinin ötesinde kendimizi korumanın bir yolunu bulmaya – birbirimizi koruyarak kendimizi korumanın bir yolunu bulmaya çağırıyor. İleriye doğru tek yön temel gelirdir.

*Temel gelir veya vatandaşlık geliri, bir devletin tüm vatandaşlarına düzenli diğer gelirlerinden ya da servetlerinden bağımsız olarak toplumun bir bireyi olmaları nedeniyle düzenli bir gelir sağlamasını öneren sosyal güvenlik kuramıdır. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Temel_gelir)

 

[LPE Preject’deki orijinalinden Melda Yetkin tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]