Geçtiğimiz Perşembe günü, Avrupa Merkez Bankası’nın şimdiki başkanı ve yakında IMF’den Christine Lagarde’ın yerini alacağı Mario Draghi, bankalar ve finansal piyasalara bir veda hediyesi vereceğini duyurdu.  AMB, Avrupa bankalarının sanayi sektörüne kredi vermesini sağlamak ve gecikmeli büyümeyi arttırmaları için tahvil alım programını yeniden yürürlüğe koymaya karar verdi.

Bu, AMB tarafından uygulanan miktarsal kolaylaştırmanın (QE) geri dönüşüydü. Ancak bu sefer AMB’nin aylık E20bn alımları üzerinde süre kısıtlaması yoktu. Bu sonsuz olacaktı- Sonsuza kadar QE! Aynı zamanda AMB sadece borç batağında olan İtalya, İspanya vb ülkelerin tahvillerini değil, şirket tahvilleri gibi daha riskli varlıkları da satın alacaktı.

Draghi, ayrıca bankaların merkez bankasında tuttuğu nakit rezervleri için iki kademeli bir faiz sistemini ilan etti. Bankalar AMB’nin elinde tuttuğu devlet tahvili alımlarından nakit elde ettikçe, ama bu nakiti ekonomiyi büyütmek için kredi vermek yerine merkez bankasında mevduat olarak tuttukça bu rezervler hızla arttı.

AMB rezerv fazlaları için faiz oranını yüzde sıfırda tutmaya karar verdi, böylece bankaların borçlularına negatif faiz vermek zorunda kalmaları halinde para kaybetmemelerini sağladı. Bankalar artık negatif faiz oranlarında fonlarını arttırabilir ve bu fonları zorunlu karşılık oranının altı katına kadar merkez bankasında mevduat olarak tutabilir ve yüzde sıfır faiz oranı alabilir, böylece karlılığı arttırabilir.

Bu iki kademeli fikir bazı anaakım parasal iktisatçılar tarafından devrim niteliğinde görüldü. Aslında AMB kendi risk altındaki sermayesiyle banka karlarını arttırıyor. AMB negatif faiz veren devlet tahvillerini alırken banka karları artıyor ve büyük rezerv fazlaları olan bankalar düşük rezervleri olanlara kar elde ederek borç verebiliyor.  Ancak bu “devrim niteliğindeki” politika geleneksel olmayan para politikasının son çaresiz önlemi ile ilgilidir.

Parasalcılar banka karlılığını arttırmanın işletmelere ve hanehalkına kredi vermede bir genişlemeye yol açacağı ve Avro bölgesini yenileyen bunalımından çıkaracağı konusunda umutlular. Bu, bankaların kendileri için karlı olmadığından kredi vermeye hazır olmadıklarını varsayıyor. Peki düşük kredi büyüme oranı ve düşük yatırımın nedeni bu mu? Sorun para arzı veya banka karlılığı değil, kredi talebidir. Hiçkimse sıfır veya negatif faiz oranlarından borçlanmak veya harcamak istemiyor çünkü gelirler ve karlar durağan, enflasyon ve ücret artışı düşük ve hepsinden önemlisi ihracat ticareti çöktü.

Birisine bir şans verebilirsin, ama o şansı kullanması için onu zorlayamazsın. Draghi gibi merkez bankacılar bile para politikasının başarısız olduğunu kabul ediyor. Ve yeni devrimci politikanın destekleyicileri bile kendilerinden emin değil: “İkili oranlar parasal roket yakıtıdır. Standart negatif faizlerin, sözle yönlendirmenin veya QE’nin aksine bu politikaların marjinal etkileri giderek daha güçlü hale geliyor. Bu özel önlemler kombinasyonunun Avro Bölgesi [iktisadi] faaliyetinde bir ivme yaratacak talebi oluşturmak için yeterli olacağına ikna olmadım- ama yardımcı olacaktır.” Eric Lonergan.

Kapitalizmi durgunluktan veya yeni bir çöküşten kurtarmanın büyük yeni aracı maliye politikasıdır. “Para politikasının en iyi araç olamayacağını giderek daha fazla insan söylüyor ve eğer daha fazla para politikası istemiyorsanız geriye kalan tek araç maliye politikasıdır.” AMB eski yönetim kurulu üyesi.

Draghi, Avrupa hükümetlerini, özellikle de “mali alana” sahip olanları, örneğin Almanya’yı bütçe açığı vermesi ve harcama yapması için harekete geçmeye çağırdı. Şimdiye kadar Almanya bunu yapmak konusunda gönülsüzdü. Eğer mali riski almaya karar verirse, kapitalist durgunluklar için Keynesgil çözümü sınayabileceğiz. Ben bir tahminde bulunayım: Bu da işe yaramayacak.

[thenextrecession.wordpress.com‘deki orijinalinden Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]