Avusturya, Almanya ve İtalya’da bir dönem yükselişte olan popülistlere verilen destek Covıd-19 krizi sırasında azaldı.

Avusturya’nın sağ popülist Özgürlük partisinin, FPÖ’nün başkanlarından biri olan Herbert Kickl bunun “son derece acı verici” bir sonuç olduğunu söyledi. “Üstünü örtmeye yönelik herhangi bir girişim başarısız olmaya mahkumdur.”

Bay Kickl, FPÖ’nün oy oranının yüzde 31’den yüzde 9’a çakıldığı Pazar günü Viyana’da yapılan belediye seçimlerinin sonrasında konuşuyordu. Destekçilerine “Bu defa bizi yenilgiye uğratanlar diğer partiler değildi: FPÖ rakiplerimizin işini kendisi yaptı” diye konuştu.

FPÖ daha kapsamlı bir eğilimin sembolüdür. Avrupa genelinde bir zamanlar durdurulamaz [olarak] görülen aşırı sağ popülist partiler tökezliyor, iç çekişmelerle parçalanıyor ve yeni çıkan rakipleri tarafından meydan okunuyor. Koronavirüs salgını, onları politik uçlara doğru iten Angela Merkel’in Hristiyan Demokratik Birliği gibi iktidar partilerini ve İtalya’da Giuseppe Conte gibi parti liderlerini güçlendirdikçe, [bunu] aciz bir kızgınlıkla izlediler.

İtalya’nın göç karşıtı Lig partisi lideri Matteo Salvini, popülistlerin zorluklarını örneklendiriyor. Pandemiden önce alışageldiği yöntemle iç siyasal gündeme hakim olamadı ve [sahip olduğu] desteği rakip sağ partiye, Giorgia Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri’ne kaptırıyor.

 

Almanya’nın en yüksek nüfuslu eyaleti olan Kuzey Ren-Vestfalya’nın CDU lideri olan Armin Laschet “İşler iyi giderken insanlar popülistlere oy veriyor … ancak, işler ciddiye gittiğinde güvenebilecekleri, onları krizden çıkaracak partilere oy veriyor”  diye konuştu. “CDU’nun yüzde 35’te olmasının nedenlerinden biri budur.”

Popülistlerin düşüşü hiçbir yerde, sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) iç savaşa girdiği Almanya’dakinden daha çarpıcı olmamıştır. Geçen ay Almanlar, partiyi parçalayan sert ideolojik bölünmelerin vurgulandığı koşullarda  gerçekten içeriye patlayan iki AfD parlamento grubunun tuhaf davranışına tanıklık etti.

AfD’nin hem Aşağı Saksonya hem de Schleswig-Holstein’daki  bölge şubeleri uzun zamandır muhafazakarlar ve ılımlılar arasında ayrılmış durumda. Ancak Eylül ayında ılımlıların bütün eyaletlerde AfD parlamento gruplarını terk etmesiyle iç gerilimler zirveye ulaştı. Daha sonra milletvekili sayısının yasal alt sınırına sahip olmadıklarından dağılmaları için zorlandılar ve AfDli meclis üyeleri bir anda kendilerini ayrıcalıklarından yoksun olarak buldular.

Dana Guth, Aşağı Saksonya’da taraf değiştirenlerden biri. Financial Times’a “AfD nihai olarak hangi ideolojik yöne gitmek isteğine karar vermelidir, çünkü karşıt kamplar arasında değişmeyen güç mücadeleleri bütün partiyi felç ediyor” diye konuştu.

En son yapılan anketler AfD’yi, en büyük muhalefet partisi olarak ortaya çıktığı Bundestag’da 2017’de en son yapılan ulusal seçimde aldıkları yüzde 13’ten aşağıda, yüzde 9’da gösteriyor. Mainz Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Kai Arzheimer “AfD’de kaç aşırılıkçı olduğu ve [kendileri] ile Almanya’daki klasik aşırı sağ hareket arasında ne kadar bağ olduğu anlaşıldıkça her iki taraf için de öldürücü olan kavgalar seçmenlerin gitmesine neden oluyor” diye konuştu.

Güç mücadeleleri ve skandalların ötesinde sağ popülizmin düşüşündeki diğer belirleyici unsur, seçmenlerin kaygıları arasında göçün azalan önemidir. Bu, Orta Doğu’dan ve Kuzey Afrika’dam yüzbinlerce mültecinin milliyetçi bir tepkiyi ateşleyerek Avrupa’da sığınma talebinde bulunduğu 2015’e büsbütün tezat oluşturuyor.

Avusturyalı tanınmış bir politika analisti olan Thomas Hofer, Viyana’da 2015’te yapılan son belediye seçimlerinin “bir zamanlar hepsinin FPÖ için olduğu Noel, Paskalya ve bir doğumgünü gibi”  olduğunu söyledi. “Göç krizinin doruk noktasıydı, ılımlı partilerin o zamanki büyük koalisyonuna ve çok başarılı bir siyasal operasyonun yürürlükte olduğuna  dair inancınızı yitirdiniz.”

Ve 2017’de, Sebastian Kurz hükümetine küçük bir ortak olarak katıldığında ve bir dizi kritik bakanlık koltuğunu kontrol ettiğinde, FPÖ’nün annus mirabilis’i geldi.

Ancak partinin gözden düşmesi hızlı oldu. Geçen yılın Mayıs ayında, lideri Heinz-Christian Strache’nin hükümet sözleşmeleri karşılığında siyasi fon talep ettiğini gösteren gizlice filme alınmış bir video ortaya çıktı. Bay Kurz koalisyona son verdi ve geçtiğimiz Eylül ayındaki seçimlerde Özgürlük Partisi oylarının azaldığını gördü.

Bay Strache bu yıl partisi ile ilişkisini kesti ve Viyana seçiminde yalnızca yüzde 4,3 oy kazanan Team HC Strache adındaki yeni bir gruba katıldı. Viyana yasama meclisine girmek için bu yeterli değildi ancak FPÖ’den oy almayı başardı.

İtalya’nın Kardeşleri’nin Bay Salvini’nin yenilmezlik aurasını yok ettiği ve Lig’in İtalyan sağı üzerindeki tekelini tehdit ettiği İtalya’da benzer bir durum vardır. Partisinin köklerinin İtalya’nın savaş sonrası neo-faşist harekette olmasına rağmen Bayan Meloni, koronavirüs krizi sırasında gösterişli Bay Salvini’den çok daha ılımlı ve ciddi bir görünüm sergiledi ve İtalya’nın merkezinde önemli bir zemin kazanmaya başladı.

Bay Salvini’nin Lig’i İtalya’da en popüler tek parti olmaya devam ediyor ancak bir zamanlar durdurulamaz olan politik momentumu yavaşladı. Pandeminin zirvesinde, ülkenin dikkati sağlık krisine doğru kaymışken yasadışı göçe karşı günlük sosyal medya tiratları beklenen etkiyi yaratmadı. Bay Conte’e karşı eleştirileri sürekli başarısız oldu.

Şüphesiz, iyi oy almaya devam eden çok sayıda Avrupalı sağ parti var. Kamu oyu araştırmalarına göre Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen’in, 2022’deki Fransa başkanlık seçimlerinde Emmanuel Macron ile karşılaşması muhtemel: Bay Macron’un hem solda hem de sağdaki siyasi rakipleri arasındaki kargaşadan faydalanmaya devam ediyor.

Ve İspanya’da, yüzde 15 oy oranıyla kendisini parlamentoda üçüncü ana güç olarak kurmasının üzerinden bir yıldan az bir süre sonra, aşırı sağcı Vox hala siyasal tartışma içindeki kilit oyuncu durumunda.

Mainz Üniversitesi’nden Prof Arzheimer İtalya ve Avusturya’daki popülist kapmtaki bölünmelerin önemli bir olguyu gizlediğini söyledi. “Seçmenler içinde sağa verilen genel destek azalmadı” diye konuştu. “Sadece daha fazla sayıda aktör arasında dağılıyor.”

Bu nedenle “popülizmin sonu ile ilgili konuşmak biraz erkendir” dedi.

Tamamlayıcı rapor Victor Mallet, Daniel Dombey ve Richard Milne tarafından [hazırlandı].

[FT’deki orijinalinden PolitikYol için Ekin Değirmenci tarafından çevrilmiştir.]