Fotoğraf: Shannon Stapleton/Reuters

Seçilmiş siyasiler olmayan sıradan Amerikalılar, ABD’deki ilerici politikaların geleceğini belirleyecekler.

6 Kasım seçimlerinden iki hafta önce, Beyaz Saray, Amerikan politik söyleminde “geri dönüş” olarak adlandırdıkları şeye karşılık olarak sosyalizmin fırsat maliyetlerine ilişkin Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin (CEA) özel bir raporunu yayınladı.

Raporun zamanlaması tesadüf değildi. Evrensel sağlık hizmetleri, tamamı finanse edilen halk eğitimi ve Amerika Birleşik Devletleri Gümrük ve Muhafaza’nın( ICE) kaldırılması gibi sol görüşler tartışıldı. 6 Kasım’da Amerikalı seçmenler arasından iki sosyalist kadın, Rashida Tlaib ve Alexandria Ocasio-Cortez Kongre’ye seçildiler. Onların tarihsel kazanımları Amerika Birleşik Devletleri’nde değişen siyasi yüzeyin gerçek bir işareti. İnsanlar her gün gerçek sol siyaseti daha fazla benimsiyorlar ve bu da kapitalist sınıfın köşeye sıkışmasını sağlıyor.

CEA raporu, insanları sosyalist politikadan uzak tutmayı amaçlayan aşırı sağ tutumunun birçok örneğinden biridir. Bu arada ise Wall Street Demokratları, kurumsal çıkarlara dayanan ılımlı bir bölgede sabit durumlarını koruyorlar. Büyük işletme sahiplerine milyonlarca dolar vermenin, Amerikalıların her gün kendi ayakları üstünde durabilmesi için en iyi yol olduğunu söylüyorlar.

Yine de, bu muhalefet güçleri karşısında, Amerikan halkı on yıllardır gördüğümüz en ilerici politikacıları seçti. Senatonun yanı sıra Temsilciler Meclisi’ne de girmeye başladılar. Şimdi, Kongre’de üç açık sosyalist politikacı var –ki bu ABD tarihinin en fazlası- ve hatta ülke çapında yerel ofislerde daha fazla sosyalist politikacı var.

Ancak bu seçilmiş görevlilerin, üzerinde çalıştıkları ilerici platformları gerçekleştirme kabiliyeti, sonunda, sıradan vatandaşların yaptıklarına inecek. İşe devam etmemiz gerekiyor; yürüyüş yapmak, kapıları çalmak ve işçi sınıfı insanlarının ihtiyaçlarını büyük şirketlere aktaran politik bir gündem için mücadele etmek.

Siyasi yelpazedeki Amerikalıların bundan farklı bir şey için hazır oldukları çok açık. Aslında, neoliberal politikalar her zamankinden daha az popülerdir. Amerikalıların yüzde yetmişi devlet tarafından ödenen tek ödeyenli sağlık sistemini destekliyor. Çoğu Amerikalı, daha tartışmalı olan vergi indirimi paketini onaylamıyor. Gençler arasında ise sosyalizm artık kapitalizmden daha popüler. Sağın fikirleri eskisi kadar popüler değil. Pek çok yerde(ve dünyanın her yerinde), bu seçim döngüsündeki aşırı sağ adaylar, seçim kampanyası dahi yapmadılar Siyasi taleplerine verilen desteğin azalmakta olduğunun bilincinde olarak, yalan söylemeyi tercih ettiler, ırkçılığı kışkırttılar.

Florida’da Cumhuriyetçi Parti adayı Ron Desantis, seçmenleri kazanmak için politika önerileri sunmak yerine, kampanyasını siyah ırklara, Yahudilere, Müslümanlara ve göçmenlere karşı ırkçı hakaretlerini kullanarak bir ırk savaşına dönüştürdü.

Desantis, Gillum’u bizim siyasi platformumuza yaptığı gibi “çok radikal” olarak adlandırdı. Herkes için kaliteli sağlık, barınma, yiyecek, eğitim ve güvenlik için bir planı belirleyen siyasi platformumuz “Freedom Papers”, saldırılarının merkezi haline geldi.

Ancak Desantis, gündemin maddesini tartışmamıştı bile. Belki de, insanların çoğu temel ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili bir öneriye karşı çıkmanın bir yolunu bulamadığı için, bunun yerine, beyaz milliyetçileri şiddete teşvik eden ırkçı bir çılgınlığı kışkırtmak için yalanlar ve korku taktikleri kullandı ve insanları asıl gündemden uzaklaştırdı.

Korku ve ırkçılığın yanı sıra, seçmenlerin oy kullanma alanlarını kapatma ve ilerici oyları bastırma ve güçlerini küresel olarak politik azınlıklar olarak sürdürmelerini sağlamak gibi kafa karıştırıcı yöntemler kullanıyor.

Bu tür sağcı oyları bastırmaya yönelik girişimlerin hemen ardından, seçimlerde Cumhuriyetçi Parti ile ilerici adaylar arasında az bir fark vardı. Sonuç olarak, her iki eyalet de şimdi yeniden sayımların ortasında. Florida’da, görevdeki Cumhuriyetçi Vali Rick Scott, Demokratları oy çalma girişimi ile suçladı.

Birçok ilerici aday, seçimdeki simgesel zaferleri kazanırken, diğer birçokları, daha çok söz konusu seçmenlerin bastırma yöntemlerinin bir sonucu olarak, ya sağcı rakiplerine karşı kaybettiler ya da hala gerçek bir kayıp olasılığıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bununla birlikte, seçmenler arasındaki popülerliğini zaten kanıtlayan ve Cumhuriyetçi Parti’nin seçmenleri bastırma yöntemlerine karşı mücadele eden sol kanat ve Demokratlar arasından pek çok kişi, birçok adayın kazanacak kadar ilerici olduğunu savunuyorlar. Trumpizm’i ve 2020’de en sağı yenme yolunun, merkeze daha da ilerlemek olduğunu söylüyorlar.

Demokratların Temsilciler Meclisi’ni geri almasından hemen sonra, Nancy Pelosi, Kongre’de “Cumhuriyetçiler ile Demokratların ortak bir zemin arayışına sahip olma sorumluluğuna” inandığını açıkladı. Bu, Trump’ı engellemek yerine uzlaşmaya odaklanacağını ima etti. Bu kabul edilemez. Çünkü hayatlarımız söz konusu. Ve açıkça, Nancy Pelosi’nin çıkarları onun bu politik tavırları ve işçi sınıfının çıkarlarını göz ardı etmesi yüzünden bizimkilerle uyuşmuyor.

Faşizmi iktidarla uzlaşarak yenemeyiz. Ne yazık ki, çoğu kez, sol kanat platformlarında çalışan politikacılar, seçimlerden sonra “kariyerleri” uğruna fırsatçı bir şekilde merkeze doğru hareket ediyorlar. Ama nihayetinde, ilerleyen siyasetin başarılı olması için, biz – halk olarak – seçim politikalarına karşı tutumumuzu değiştirmeliyiz. Bir aday seçmenin, bir şampiyonu veya yüce bir lideri seçmenin meselesi olmadığını anlamalıyız. En iyi rakibimizi seçme meselesi. Zaman zaman, bu değişime uğramış siyasilerle gerçek değişim sağlamak için örgütleneceğiz, fakat diğer yandan, aynı şeyi başarmak için onlara karşı duracağız. Onları, şirket çıkarlarının değil, çalışanların ihtiyaçlarına karşı sorumlu tutmak için gerekli gücü oluşturmak bizim sorumluluğumuzdur.

Ara seçimlere katılım 2018’de yükselmiş ve oy kullanma hakkı olan nüfusun yüzde 47’sinden fazlası oy kullanmıştı. Ancak, Amerikalıların yarısından fazlası, muhtemelen tüm siyasi sistem tarafından hayal kırıklığına uğradıklarından dolayı, seçimlere gitmedi. Taban hareketleri bu fırsatı ele geçirmeli ve hayal kırıklığına uğramış Amerikalıları dünyamızı değiştirme gücüne sahip olduklarına inandırmak için yorulmadan çalışmalıdır.

Faşizm ile kaderimizi birkaç politikacının eline emanet ederek savaşamayız. Tek savaşma şansımız güç üretmektir.

Artan şiddet ve gündelik insanların birbirlerine sırtını dönme çabaları karşısında, uzun vadeli politik birliğe karşı mücadele etmek için ırk, din ve sınırlar boyunca insanları bir araya getirmeliyiz. Fred Hampton ruhuyla gençlerin 1960’larda Chicago merkezli bir dayanışması olan Rainbow Koalisyonu’nu yeniden yaşatmalıyız. Gökkuşağı Koalisyonu, Chicago’daki ve ülke genelindeki yerleşik güçler için gerçek bir tehdit oluşturdu, çünkü insanların farklılıklarının ortak bir gündeme taşınmasına yardımcı oldu.

ABD’de ve dünyada çalışan insanlar arasındaki dayanışma bizim tek çıkış yolumuz.

Birlikte komşularımızı örgütlememiz, yürüyüşler planlamamız, boykotları kullanmamız ve hepimizin yararına olacak ortak, ilerici bir gündemi ilerletmek için doğrudan eylemler yapmamız gerekiyor. Evrensel sağlık hizmetleri, tam finanse edilen halk eğitimi, savaşın sona ermesi ve servetin yeniden dağıtılması gibi konularda açık ve özenli olmalıyız. Nihayetinde, ara seçimlerde, politikacıların yol göstermesini bekleyemeyeceğiz. Gücümüz ilerici gündemi bizim belirleyeceğimizin farkında olarak içimizde yatar.

[AlJazeera.com’daki orijinalinden Türkçe’ye PolitikYol için çevrilmiştir.]

Bu makalede dile getirilen görüşler yazarın kendisine aittir.