Ekonomi durgunlukla flört ederken, Angela Merkel [kamu] harcamalarını arttırmak için baskı altında.

Son beş yılda bütçe fazlası veren ve şu anda bir durgunluk ile karşı karşıya olan herhangi başka bir ülkenin açık bir tepkisi olacaktır. Aslında politika yapıcılar üzerindeki [harcama] musluklarını açma baskısı karşı konulamazdır. Ama Almanya başka hiçbir ülkeye benzemiyor.

Sıkıntılı bir döneme girmesine rağmen avro bölgesinin en büyük ekonomisi hala –en azından resmi olarak- kutsal schwarze Null veya “kara sıfır” hedefine, yani denk bütçe kararlılığına sadık kalıyor. Angela Merkel yönetiminde politika, ulusal bir ideolojiye en yakın olan inanç unsuruna benzemeye başladı.

Oysa Avrupa’nın çoğunun durgunluğun eşiğine gelmesiyle birlikte Almanya’ya kendi ortodoksisini bir kenara koyup borçlanma ve harcamaları arttırma çağrıları artıyor.

ABD Başkanı Barack Obama döneminde Ekonomik Danışma Konseyi’ni yöneten Jason Furman “Almanya mali canlandırma ihtiyacı ve mali uyarıcı verme kapasitesinin belki de tek birleşimine sahip” diyor. “Bugün dünyada mali canlandırma argümanının Almanya’dan daha güçlü olduğu bir yer düşünemiyorum.”

Gelgitlerin Almanya içinde de değişmeye başladığına dair işretler var. Genişleyen bir politikacı, iktisatçı ve düşünce kuruluşu topluluğu borçlara karşı daha gevşek bir tutum alınmasını savunuyor. Mevcut yaklaşımın çok doktriner olduğunu ve çökmekte olan altyapısını onarmak ve ekonomisini modernize zetmek için umutsuzca yeni yatırımlara ihtiyaç duyduğu bir dönemde Almanya’yı kuşattığını belirtiyorlar.

Alman Ekonomi Enstitüsü Başkanı Michael Hüther “Bunun artık kendi içinde bir sona yaklaştığını” söylüyor.

Yabancılar uzun zamandır Alman maliye politikası taradından şaşırtılmış durumda. Fransa Başkanı Emmanuel Macron geçen yıl Almanya’nın bütçe ve “her zaman başkaları pahasına verilen” ticaret fazlalarının “süreklilik” saplantısını eleştirdi. Amerikan eleştirilerinin Beyaz Saray’a varışı önce olmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump benzer hamleler yaptı.

Bay Furman “Hem Almanya’nın diğer ülkelere mali sınır vaazı vermesi hem de kendi talebini genişletmek üzere mali kanalları kullanma konusundaki isteksizliği bizi hüsrana uğrattı” diyor. Alman politika yapıcılar arasında açıkların ekonomiye zarar vereceği inancının “yarı-teolojik” olduğunu ekliyor.

Alman yetkililer denk bütçenin ekonomiye herhangi bir görünür zarar vermediğini ileri sürüyor. Ülke, birleşmeden bu yana en yüksek istihdam düzeyleri ve artan vergi gelirleri ile birlikte dokuz yıllık bir büyüme dönemi deneyimledi –ki bu 1966’dan beri görülen en uzun kesintisiz büyüme dönemi oluyor. 2014’ten bu yana fazla veriyor ve halihazırda harcamasını arttırırken büyük miktarda borç ödüyor.

Yine de bereketli yıllar sona erebilir. Alman gayrisafi yurt içi hasılası üç ay içinde Haziran ayına göre yüzde 0.1 daraldı ve Bundesbank üçüncü çeyrekte muhtemelen resesyona gireceği konusunda uyarıda bulundu. Yakın zamana kadar avro bölgesinin yıldızı olan bir ülke, ABD-Çin ticaret savaşının derinleşmesi ve BK’nın AB’den sistemsiz olarak çıkacağı öngörüsü ile tökezliyor.

Kötüleşen verilerin ışığında bir zamanların cesaretli schwarze Null savunucuları ağız değiştirmeye başladı. Başlıca Alman iş lobisi olan BDI’nın genel direktörü olan Joachim Lang “Kırılgan bir iktisadi durumda kara sıfır gözden geçirilmelidir” diyor. “Alman maliye politikası değişmeli.”

Almanya içindeki tartışma Avrupa’da kritik bir döneme denk geliyor. Önümüzdeki ay Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını negatif sınıra indirerek ve tahvil alım programını yeniden başlatarak yeni bir parasal genişleme dalgasını serbest bırakması bekleniyor. Ama izlenimler enflasyonu arttırmak ve avro bölgesindeki büyümeyi teşvik etme savaşında [Almanya’nın] cephanesinin tükenebileceğini gösteriyor. Özellikle Almanya’da, hükümete sorumluluk alması ve birşeyler yapması yönünde çağrılar yapılıyor.

Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman, bu hafta, ykıcı “borç takıntısı” nedeniyle dünyanın bir “Almanya problemi” olduğunu ileri sürdü. New York Times’da çözümün borçlanmayı ve harcamayı arttırmak olduğunu yazdı ve “Ama harcamazlar” diye ekledi.

Almanya’nın denk bütçe takıntısının kökeni, Avrupa’nın hasta adamı olarak düşünüldüğü 2000’li yılların başına dek götürülebilir. Hazinesi yeniden birleşme maliyetiyle boşaltıldı. İşsizlik tırmanıyor ve borç sarmal yaparak artıyordu. İktisatçılar hükümetleri savurganlıklarına gem vurmaya zorlayacak katı bir kural fikrini ortaya atmaya başladı.

Tartışma Almanya’nın, 2009 anayasasında yazılı olan, federal hükümetin yapısal açığını gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 0.35’i ile sınırlayan ve 16 eyaletinin açık vermesini engelleyen “borç freni”ni benimsemesiyle neticelendi.

Bayan Merkel ,“Lehman Brothers’ın çöküşünden üç ay sonra 2008’deki politika için basit bir gerekçe sundu. İhtiyatlılık ve sağduyulu olmanın ulusal simgesi olan “Svabyalı evhanımı”nın krizi tahmin edebildiğini söyledi. ” Size bu dünyevi bilgeliği vermiş olacaktı: Kazandığınızdan daha fazlasını harcayamazsınız.”

Borç freninin yürürlüğe girmesinden bu yana çok şey değişti, özellikle faiz oranları. Uzun vadeli Alman tahvilleri son birkaç yıldır, AMB’nin gevşek para politikası tarafından indirilen sıfıra yakın bir faiz oranında işlem görmektedir. Nitekim, 30 yıllık Alman tahvillerinin getirisi negatife döndü, ki bu yatırımcıların Almanya’dan borç almak için Almanya’ya para ödemeleri anlamına gelir.

Yine de Berlin bütçelemeyi reddetti. Geçen ay, Bayan Merkel’e Almanya durgunluğa girdiği için kara sıfırı terk edip etmeyeceği soruldu, Bayan Merkel kabul etmedi. Almanya’nın “dünyadaki en köklü ülkelerden” biri olduğunu ve sürekli küçülen genç insan havuzunun artan borç yükü altına sokulamayacağını söyledi.

Bay Hüther, faiz oranlarının çok düşük olması nedeniyle yeni borçlanmanın gelecek nesillere zarar vereceğini iddia etmenin zorlaşacağını belirtiyor.

Bir zamanlar anayasal borç freninin güçlü bir savunucusu iken şimdi kesenin ağzını açmayı destekliyor. “Şu anda Maastricht kriterlerine uygun olduğumuz gerçeğinin bize yatırım amacıyla yeni borç alma olanağı verdiğini ama borç freni altında bunu yapmanın zor” olduğunu söylüyor.

Bay Hüther, hükümet tahvilleri ile finanse edilen büyük yeni bir ulusal yatırım aracı çağrısında bulunuyor- önümüzdeki 10 yıl içinde, iklim değişikliği önlemleri, dijitalleşme ve yeni ulaşım altyapısı için 450 milyar avro yatırım yapacak olan bu fona “Almanya Fonu” adını taktı. Bazı üst düzey maliye bakanlığı yetkilileri bu fikri özel olarak memnuniyetle karşıladı.

Almanya’nın fena halde daha fazla yatırıma ihtiyacı olduğu konusunda bütün siyasi partiler arasında bir fikir birliği bulunuyor. Büyük şehirlerde acil bir erişilebilir konut sıkıntısı var, yol ve köprüleri kötü durumda, demiryolu ağı güvenilmez ve internet bağlantıları yavaş.

Tartışmadaki potansiyel bir dönüm noktası gelecek ay, Merkel hükümetinin Almanya’nın 2030 yılı itibariyle sera gazı emisyonunu yüzde 55 azaltmasını sağlayacak yeşil önlemler paketini açıkladığında ortaya çıkabilir. 2021’de bir şansölye olarak emekliye ayrılacak olan Bayan Merkel “sorunları geçiştirme döneminin” sona erdiğini söyledi.

Kabine arkadaşları tarafından Sosyal Demokrat Maliye Bakanı Olaf Scholz’a şimdiye kadar teslim edilen öneriler önümüzdeki dört yılda 30 milyar avrodan daha fazla tutacak. Bayan Merkel’in Hristiyan Demokratik Birliği danışmanlarından biri “yeni borçlanmaya gitmeden bunların tamamını karşılayamayacağımız açık” diyor.

Önlemler, hükümetin devasa rezervler oluşturan enerji ve iklim fonlarından karşılanacak. Ancak bakanlar, özellikle ekonomi bozulmaya devam ederse ve vergi gelirleri düşerse fon açığı ile karşı karşıya kalabilir. Bu, kara sıfıra son verilme anı olabilir.

Bakanların biraz –sınırlı- bir manevra alanı var. Borç freni kuralları altında, hükümet GSYİH’sinin yüzde 0.35’ine kadar veya kabaca yılda 5-10 milyar avro kadar yeni borçlanmaya gidebilir: ekonominin durumu kötüleştikçe rakam yükseliyor.

Ancak hem Bayan Merkel’in CDU’su hem de Bay Scholz’un SPD’si arasında harcamayı arttırmak konusunda derin bir gönülsüzlük var. Sosyal Demokratlar önceliklerinin ortadan kalkmasından korkuyor. Bay Scholz’un düşüncesine yakın bir kişi “Eğer kara sıfıra son vereceğimizi söylersek hemen sonra kurumlar vergisinde 30-40 milyar avroluk indirim ve askeri harcamaların 60 milyar avro kadar artması talepleri gelecek” diyor. “Ve bunların her ikisi de sol projeler değil.”

Maliye bakanlığı yetkilileri hala dikkatli olmaya çağırıyor. Bir yetkili “bekle ve gör yaklaşımı size daha fazla seçenek sunuyor” dedi. “Kara sıfıra son vermek geri dönüşü olmayan bir [adım]. Diğer taraftan ona bağlı kalma kararından geri dönülebilir.”

Bu görüş, Almanya’nın denk bütçesini onur madalyası haline getiren Bayan Merkel tarafından da paylaşılıyor. Nükleer güce son veren, ulusal hizmeti ortadan kaldıran ve asgari ücreti yürürlüğe koyan kadın halihazırda, kendi partisindeki muhafazakarlar tarafından merkez siyaset zemini arayışında temel CDU ilkelerini feda etmekle suçlanıyor. Kara sıfıra olan bağlılık Merkel döneminin sola yöneliminden kurtulan son Hristiyan Demokrat sloganlardan biridir.

Bay Hüther, “kamu maliyesini onarma fikri CDU markasının bir parçasıdır ve bu nedenle hala buna bağlılar” diyor.

Bazıları Bayan Merkel’in kara sıfırı başından atmasından ötürü partisi tarafından asla affedilmeyeceğini belirtiyor. Hristiyan Demokrat danışman “Denk bütçe fikri seçmenler arasında gerçekten çok popüler ve bundan vazgeçmek gerçekten halkın CDU’ya olan güvenine zarar verecektir” diyor. “Eğer bunun olmasına izin verirse Merkel parti içinde ciddi bir isyan ile karşı karşıya kalabilir.”

[Bu metin ft.com’daki orijinalinden Türkçe’ye Ekin Değirmenci tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]