Donald Trump’ın onyıllardır devam eden ABD politikasını terk etmesi, onu dünyanın geri kalanıyla anlaşmazlığa düşürdü ve kapsamlı sonuçlara yol açabilir.

Dünyanın çoğunluğunun kınadığı bir hareketle Donald Trump, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını açıkladı. Bu hareketi önemli aktörler için ne anlama geliyor?

Barış süreci

Esasen barış süreci, önceki dışişleri bakanı John Kerry’nin barış misyonu 2014’te başarızlığa uğradığından bu yana ölümün eşiğinde. Ancak uluslararası topluluk – ABD hariç – Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasının anlamlı görüşmeleri canlandırmak için herhangi bir umudu ortadan kaldıracağında hemfikir. Kudüs’ün statüsü diplomatların ve barış yapıcıların müzakereler sırasında iki tarafın üzerinde anlaşması gerektiğini belirttiği merkezi konulardan birisi.

Filistinliler

Trump’ın açıklamasını umutların ve Doğu Kudüs’ün gelecekteki bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanınması taleplerinin yok olması olarak görecekler. Şiddet ortamına dönmeyi az sayıda Filistinli istese de, çoğu, diplomatik çabaların kendilerini, kendi devletlerine yakınlaştırmadığını hissedecek ve doğrudan eylem dışında pek bir alternatif görmeyecek.

İsrail devleti

İsrail hükümeti heyecanlanacak. 1967 yılında Altı Gün Savaşı’nda Doğu Kudüs’ü zapt etmesinden (ve daha sonra ilhak etmesinden) bu yana İsrail şehrin “ebedi ve bölünmez” başkenti olduğunu iddia etti ve uluslararası tanınırlık için uğraştı. Trump’ın kararı çok sayıda İsrail politikacısının Filisitinlilerle müzakere ederek kazanılacak pek fazla şey olmadığı yönündeki görüşünü güçlendirecek. İşgal altındaki Doğu Kudüs’teki yerleşimlerde, uluslararası hukuka göre yasadışı bir şekilde yaşayan yaklaşık 200 bin İsrailli de bu kararı kutlayacaklar.

Bölge

Trump’ın hareketi halihazırda istikrarsız olan bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracak. Türkiye’nin güçlü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD’nin “dünyada özellikle bu bölgeyi ateş çemberinin içine” attığını söyledi. Eğer karar uygulamaya konursa Türkiye İsrail’le diplomatik ilişkileri kesebileceğini belirtti. ABD’nin bölgede önemli bir müttefiki olan Suudi Arabistan bu açıklamanın Riyad’ın bir barış anlaşması kotarmak için süregiden çabalarına darbe vurduğunu düşünüyor. İsrail’le sınırı bulunan Arap ülkeleri – Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye – açıklamayı kınadılar.

Avrupa

Çoğu Avrupa ülkesi ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasıyla dikkate değer bir şekilde paniğe kapıldı. Ancak burada önemli husus, AB’nin kendisini ABD’ninkinden açıkça farklı bir patikaya yerleştirerek, örneğin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen mallara ithalat yasağını güçlü biçimde uygulamak ve işgal altındaki topraklarda faaliyet sürdüren İsrail işletmeleriyle iş yapmayı reddetmek gibi yollarla harekete geçip geçmeyeceği.

Kutsal Topraklardaki Hırıstiyanlar

Kudüs’te en üst düzey Hırıstiyan din adamı olan Rum Ortodoks Patriği III. Theophilos ve Kutsal Topraklardaki diğer bir düzine kilise lideri Çarşamba günü “telafi edilemez zarar” konusunda Trump’ı uyaran bir mektup gönderdiler. Hareketinin “Kudüs’te ve Kutsal Topraklarda, bizi birlik amacından uzaklaştırıp yıkıcı bölünmelere doğru daha güçlü bir şekilde sürükleyerek, artan oranda nefret, çatışma, şiddet ve ızdıraba yol açacağı”nı söylediler. Kilise liderleri Hırıstiyanların mekanlarını koruma kaygısı yaşayacaklar.

Şehrin kendisi

2015’te Filistinliler yaklaşık 850 bin nüfusa sahip şehrin yüzde 37’sini oluşturuyordu. Çoğu Filistinli, inşa ya da mevcut binaları genişletme izni alamadıkları için aşırı kalabalık evlerde ve mahallelerde yaşıyor. Dörtte üçü yoksulluk sınırının altında ve yüzde 25’i ayırma duvarı nedeniyle şehrin geri kalanıyla irtibatları kesilmiş bir şekilde yaşıyor. Trump’ın açıklamasının koşullarını iyileştireceğini düşünmek çok olası görünmüyor. Şehrin belediye başkanı Nir Barkat Çarşamba günü: “Burada Kudüs’te ve İsrail’de Başkan’ı alkışlıyoruz” dedi ve eğer halk şiddete başvurursa diyerek ekledi: “ağır bir bedel ödeyecekler”.

Harriet Sherwood the Guardian gazetesinin din muhabiridir. Daha önce Kudüs muhabiri, dış haberler editörü ve ülke içi haberler editörüydü.

[The Guardian’daki İngilizce orijinalinden Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]