Aralık itibariyle 2018’i geride bırakıyoruz. Önümüzde bizleri bekleyen uzun ve görünen o ki sancılı bir 2019 var. Tüm yıllar gibi bu yıl da bizleri birbirinden değişik maceralar bekliyor. Hele ki yerel seçimler bu kadar yaklaşmışken.

26 senedir Ankara’da yaşayan biri olarak bu yerel seçimlerden beklentim büyük. Neden mi? Bir kere belediye başkan adaylarına söylemek istediğim belirli noktalar var. İlk olarak unutmayın bu bir yerel seçim. Ne demek “Yerel”? Lokal, belirli bir yer ile sınırlı olan. Demek ki siyasi söylemlerinizi yereldeki halka iletirken buna dikkat etmeniz gerekiyor. Yani benim yerelimin en önemli sorunu nedir diye düşünerek hareket etmek. Ne demek yönetim? İdare etmek, çekip çevirmek… Yereli yönetebilmek yani asıl mesele.

Siz sevgili belediye başkan adaylarımızın asıl meselesi siyasi parti kavgasına tutuşmak değil; A partisi “bölücü” , B partisi “gerici”, C partisi “dinci”, D partisi “anti demokratik” vs. gibi söylemleri bir kenara bırakıp çözüm üretmek.

A partisinin belediye başkan adayı diyor ki: “Sabahları dinç ve mutlu bir şekilde uyanarak evinden çıkan vatandaşım birden yağmura tutulduğunda karşıdan gelen arabanın yolda biriken ve bir türlü de gitmeyen su birikintisinin üzerine hoşorttt!! diye gelmesine engel olacağım. Aynı vatandaşım kaldırımda ay acaba nereden birden su fışkırıp da şöyle baştan aşağıya beni temizleyecek!! diye düşünmeyecek. Mesele yolsa en iyisini ben yapacağım, mesele kaldırımsa halledeceğim diyor. Ben B partisi olarak ne diyorum; neden hâlâ bizim 24 saat açık kütüphanelerimiz yok. O kadar kapitalizmle mücadele diyoruz, kahrolsun sermaye diyoruz o zaman lise ve üniversite sınavına hazırlanan gençlere neden bir 24 saat açık kütüphane yapmayalım! Benim öğrencim, benim liselim, benim üniversitelim! Bunu duyan C partisi; ya kütüphane de bir şey mi ben araştırma yapacak olan lisansüstü öğrenciler ve araştırmacılar için yurt dışından bir dolu literatür satın alacağım. Hatta bir de araştırma salonu açıp, herkesin bu kaynaklara kolaylıkla ulaşmasını sağlayacağım. Bunu duyan D partisi atağa geçer ve araştırma salonu mu, üretim ve icraatsız olur mu bu işler? Ben ulusal ve uluslararası sempozyum ve kongreler için mekan ve zaman ayarlayacağım. Enternasyonal olacaksak ben en iyisini yapacağım. Üretmek, paylaşmak ve özgürleşmek ise tüm meselemiz, bunu en iyi ben yapacağım…”

Dün gece rüyamdan kısa bir hatıra idi. Rüyalar gerçek olsa…