CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Gezi Direnişinin yıldönümünde bir basın açıklaması yaptı

Altıok yaptığı yazılı basın açıklamasında Gezi Direnişinin ​bütün Türkiye’yi temsil eden farklı kesimlerden insanların en görkemli dostluk günleri olduğunu belirterek “Adalet, eşitlik, vicdan tamamen yok edilmiş durumda. ​D​emokrasiden söz etmek imkansız, açık faşizm günlerindeyiz. Cezaevleri doldu taşıyor. Karakollar işkencehanelere çevrildi. ​OHAL fırsatçılığı ile yüz binlerce insan sorgusuz, delilsiz işinden edildi. Akademi biat kültürüne, Bilim ise cemaatlere esir edildi. ​Ülkenin genç aydınları işleri, ekmekleri, onurları için açlık grevindeler ve kötülüğün iktidarı tarafından tutuklanıp demir parmaklıklar ardında atıldılar. ​İnsanlık anıtı dahi tutuklu. ​Sendikalar yok edildi. Direnme hakkına yasak koyuldu. Gerçekleri söylemek, haber yapmak, düşünmek, sorgulamak teröristlikle eşleştirildi” dedi.

Altıok’un basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele*

Gezi günleri dostluğun ve dayanışmanın günleriydi kol kola, omuz omuza… Büyük bir iyilik halkası kuruldu o küçük parkın etrafında. Şiddetten, nefretten, kötülükten uzak gencecik insanlar, teyzeler, amcalar, yarınlarına sahip çıkan işçiler, emekçiler hepsi aynı halkadaydı. Gezi bütün Türkiye’yi temsil eden farklı kesimlerden insanlarımızın en görkemli dostluk günleriydi. Gücünü zorbalıktan alan iktidarın mücadele edilemez gördüğü buydu işte. Dostluğa polis copu, TOMA’sı, biber gazı işlemez. Sevgi tutsak edilemez. İyilik yenilmez.
Gündüz işe gidip gece direnişe gelen milyonlar, cesaretini ve sabrının sınırlarını diktatörlük heveslilerine göstermişti. Bugün yine , yeniden sınanıyoruz zorbalıkla. Adalet, eşitlik, vicdan tamamen yok edilmiş durumda. Demokrasiden söz etmek imkansız, açık faşizm günlerindeyiz. Cezaevleri doldu taşıyor. Karakollar işkencehanelere çevrildi. OHAL fırsatçılığı ile yüz binlerce insan sorgusuz, delilsiz işinden edildi. Akademi biat kültürüne, Bilim ise cemaatlere esir edildi. Ülkenin genç aydınları işleri, ekmekleri, onurları için açlık grevindeler ve kötülüğün iktidarı tarafından tutuklanıp demir parmaklıklar ardında atıldılar. İnsanlık anıtı dahi tutuklu. Sendikalar yok edildi. Direnme hakkına yasak koyuldu. Gerçekleri söylemek, haber yapmak, düşünmek, sorgulamak teröristlikle eşleştirildi…
Zulüm artarken, görkemli direnişlerin de enerjisi birikiyor. Direniş deyince şiddetten başka şey düşünemeyenler Gezi isyanının gücünü 7 Haziran günü sandıkta deneyimlediklerinde dayatmayla, şiddetle o gücü yenebileceklerini düşündüler. Gezi isyanını bir yenilgi gibi, suç gibi göstermeye çalışanlara ikinci cevap HAYIR’la verildi. Türkiye’nin baskı ve şiddetle getirilen OHAL rejimine ve tek adam anlaşıyına direnişi Gezi’nin izdüşümüdür. Gezi’yi anlamak birbirinden çok farklı kesimlerin ortak eylemliliğini tutarlı ve bilinçli bir isyanla Hayır’da buluşturduğunu görmek, Gezi’den bu güne yaşanan dayanışmayı ve iyiliği büyüten gücün ise akıl ve çağdaş düşünce kültürü olduğunu anlamaktır.
Kefen giyen kindar intikam timleri yetiştirmek isteyenlere yanıt düşünen, üreten aydınlık bir gençliğin onurlu direnişindedir. Gezi’nin umudu bugün 4 yaşında. Mücadele deneyimi açısından çok değerli olan olağanüstü günler geride yitirdiğimiz evlatlarımızı bıraktı. Kardeşlerimiz, çocuklarımız öldürüldü. Gezi’de yitirdiğimiz canları asla unutmayacağız. Türkiye’nin adalet, eşitlik ve özgürlük geleceğinde isimlerini yaşatacağız. O güzel canların en güzel düşlerine selam olsun! Yarınlar bizim olsun…
*Edip Cansever – Yerçekimli Karanfil”