Cumhuriyet Davası’nın dördüncü, Özgür Gündem Davası’nın beşinci duruşması öncesi gazeteciler bir kez daha adliye önündeydi. Tutuklu meslektaşlarının serbest bırakılmasını talep eden gazeteciler “Hürriyeti yazan ve dizen ellere selam olsun dedi.”

19:27 – Mahkeme Başkanı: Can Dündar ve İlhan Tanır’ın yakalaması bekleniyor. Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış tanık olarak dinlenecek. Emre İper’e ait bilirkişi raporu beklenecek.

19:10 – “Sanık”lar ve izleyiciler ara kararın açıklanması için salona alındı. Mahkeme heyeti bekleniyor.

18:06 – Ara karar için duruşmaya, saat 19:00’a kadar ara verildi.

18:03 – Avukat Fikret İlkiz’in konuşmasından sonra Ahmet Kemal Aydoğdu’nun avukatı Adnan Yıldız söz alarak tahliye talep etti. Avukat Yıldız, müvekkilinin iddia makamının belirttiği gibi “jeansbiri” adlı hesabının sahibi olmadığını ilk günden beri savunduklarını söyledi.

17:50 – Avukat Fikret İlkiz: Kanun sadece kanun olduğu için uyulmayı hak etmez. Adalet içeriğinden yoksun, adaleti sağlamayan, ağır insan hakları ihlallerine neden olan, eşitlik ilkesine aykırı kanunlara hakimler direnebilir. İnançların ve düşüncelerin söz ve yazıyla açıklanması, itiraznamede gördüğünüz şekilde kısıtlanması anayasanın güvence altına aldığı haklara ters düşer. Belirli görüş ve düşüncelerin dar yorumlarla kösteklenmesi, değişik akımlara yaşama hakkının tanınmaması gelişmeye engel olur. Yargıçlar yasaları uygulamakla sorumludur ama onlar yasaların tutsağı olmazlar. onlar yasaları uygulayan makineler değildir. Gerçek yargıçlar ruhsuz ve cansız yasaları uygularken vicdan ve adalet duygularıyla yasalara can verirler. Bizim hakikatlerimizi lütfen bize verin, bundan sonra da kelepçeli su içmelerini engellemek için kelepçelerini çözün.

17:30 – Avukat Fikret İlkiz: Yeni Şafak’ın “Bir gece ansızın vurabiliriz” manşeti suç mudur. Hürriyet, Milliyet, Sabah, Yeni Şafak’ın “Neticesi ağır olur” manşetleri suç mudur? Hayır değildir, bunlar “pişti” başlıklardır.

17:20 – Avukat Fikret İlkiz: Doğan Satmış’ın adı dosyada Doğan Satılmış olarak geçiyor. Özel bir kastım yok, dosyada öyle yazıyor. Doğan Satmış, Survivor/Acun Ilıcalı kitabıyla ilgili söyleşide Cumhuriyet’i söz konusu edebilmiş, dinleyeceğiniz kişiyi tanıyın.

17:10 – Avukat Fikret İlkiz: Bir yanda Murat Sabuncu Genel Yayın Yönetmeni ve Cumhuriyet’te çalışan bir gazeteci ama bu iddianamede öyle görmeyen üç-dört gazeteci onun hakkında ifade vermiş. Basın savcısı o tanıkları çağırıp sormuş.

17:05 – Avukat Fikret İlkiz: Bir yetkinizi amaç dışı kullandığınız zaman sözleşmenin 18. maddesini ihlal etmiş sayılırsınız. Hükümetten buna yanıt isteniyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Konseyi ve 13 örgüt müdahillik talebinde bulundu ve AİHM onları da kabul etti. Bir yanda bakanlığın “karmaşık dosya” diye sürekli AİHM’de süre istemesi, bir yanda görüşümüze yanıt vermeyen AYM ortada da biz varız, siz varsınız. Kişi hürriyeti ilkesini uygulamamak için ne gibi sebebiniz var? Birisi “tanımıyorum” diyebilir ama bizi ilgilendirmez

16:55 –  Avukat Fikret İlkiz: 22 Mayıs’ta AYM’ye görüş bildirdik. 2 Mart 2017’de Cumhuriyet yöneticileri için AİHM’e başvurduk. Hükümet Ekim’de yanıt süresinin uzatılmasını istedi, davanın karmaşıklığından dolayı 24 Ekim’de yeniden süre istediler, son tarih 7 Kasım 2017. O gün bize cevap verecekler 9 aydır bireysel başvuruları uzadığı için mahkemeye Hükümet ya da Adalet Bakanlığı cevap vermiyor.

16:50 – Avukat Fikret İlkiz konuşuyor: 26 Aralık 2016’da tüm tutuklu sanıklar için AYM’ye başvuru yaptık. AYM, başvurumuza 62 gün sonra yazdığı yazısıyla cevap verdi. Bu arada Cumhuriyet muhabiri Ahmet Şık’ı bu davayla birleştirdiler. 30 Ocak 2017’de Şık için de AYM’ye başvuruda bulunduk. Biz bir ilke kararı alacağız hem Turhan Günay hem Ahmet Şık başvurusu var, soruşturma için bilgi istiyoruz diye Başsavcılığa yazdık. Bilgi ve belge gönderilmesini istiyoruz dedik.

16:44 – Avukat Duygun Yarsuvat: Sanki savcı bir karar vermiş ve tek yapmaları gereken bir takım hikaye ve tanıklar bulmak -onları da dinledik. O zaman hangi delilin karartılmasından bahsediyoruz?

16:40 – Avukat Duygun Yarsuvat: Akın Atalay, Murat Sabuncu görevleri nedeniyle yargılanıyor. Suç öznel bir terim. Kaçma, delil karatma ya da tanıkları etkileme imkanı var mı? Yok. Değiştirilebilecek bir delil yok ortada. Eğer delillerin karartılmasından bahsediyorsak öncelikle delil olmalı.

16:30 – Avukat Duygun Yarsuvat: Buna son verecek olan sizsiniz. Zor bir karar kabul ediyorum. Akın Atalay’ın da dediği gibi inanılmaz bir baskı altındasınız. Yurt dışına çıktığımızda Türkiye’deki durumla ilgili sorularla karşılaşıyoruz ve ne cevap vereceğimizi bilmiyoruz.

16:25 – Avukat Duygun Yarsuvat: Gazetecilerin işledikleri diğer suçlardan ötürü tutuklandığı savunusunun inandırıcılığını kaybettiğini, gazetecilik faaliyetlerinin bu suçların işlenmesinin delili olduğunu belirtti. Benim ülkemi bu hâle getirenlere lanet olsun. Niçin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ender bir uygulama sonucu bir mahkemede yargılansın?

16:30 – Avukat Duygun Yarsuvat: Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin AİHM’de müdahillik talebinde bulunması çok ender bir durumdur ve mahkeme bunu kabul etti. Türk hükümeti 6 haftalık süre istedi ve bu süre bu davanın sanıklarını bazıları için 7 Kasım’da biri için de 15 Kasım’da sona erecek. Komiser dilekçesinde görüşlerini iletti, basın hürriyeti açısından Türkiye’de gerilemelerin olduğunu belirtti. İfade özgürlüğünün OHAL’in ilanının ardından hızla geriye gittiğini söyledi. Yabancı muhabirlere de atıf yapan Komiser “Beğenilmeyenler ya hapse atılmış, ya da sınır dışı edilmiştir” diyor.

16:28 – Duruşma devam ediyor. Söz sırası avukat Duygun Yarsuvat da.

16:58 – Duruşmaya 15 dakika ara verildi.

15:37 – Akın Atalay: Eğer amaç, bizlerin tutukluluk halinin sadece ulusal mevzuata değil, AİHS’e de uygun olduğuna değinmek, bunu da belirtmek ise, bu durumda 5. maddeye gönderme yapmak gerekirdi diye düşünüyorum. Peki, heyetinizin kararlarında belirtilen 6. madde nedir? “Adil yargılama hakkı” başlıklı bu maddenin birinci fıkrasında, herkesin yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, makul bir süre içinde ve kamuya açık bir şekilde yargılanma hakkı olduğu belirtilmektedir. İkinci fıkrada, masumiyet karinesi, üçüncü fıkrada ise şüpheli ve sanıklara tanınması gereken asgari haklara yer verilmiştir. Maddenin tutuklama tedbiri ile bir ilgisi yoktur.

Tuncay Beşikçi

Tuncay Beşikçi

15:36 – Akın Atalay: AİHM, tutuklamanın haksızlığı veya makul süreyi aşması ile ilgili başvuruları 5. madde bağlamında incelemekte ve değerlendirmektedir. Nasıl ki ulusal mevzuatta tutuklama ile ilgili yasal düzenlemeler Anayasanın 19. ve CMK’nın 100. maddesi ise AİHS’nin buna karşılık gelen düzenlemesi de 5. maddesidir.

15:35 – Akın Atalay: AİHM, tutuklamanın haksızlığı veya makul süreyi aşması ile ilgili başvuruları 5. madde bağlamında incelemekte ve değerlendirmektedir. Nasıl ki ulusal mevzuatta tutuklama ile ilgili yasal düzenlemeler Anayasanın 19. ve CMK’nın 100. maddesi ise AİHS’nin buna karşılık gelen düzenlemesi de 5. maddesidir.

15:32 – Akın Atalay: Tutukluluğun devamı kararının yasal dayanakları arasında belirttiğimiz bir diğer yasal düzenleme ise AİHS’nin . maddesidir. Bu da şaşılacak bir durumdur. Çünkü, AİHS’in tutuklulukla ilgili düzenlemesi, “Özgürlük ve güvenlik hakkı” başlıklı 5. maddesidir.

15:10 – Murat Sabuncu: Duruşmalarda sizin en çok gerildiğiniz, kızdığınızda söylediğiniz şu: “Mesleği sizden mi öğreneceğim.” 26 Temmuz günü sayın savcı, “Biz de eğitim aldık, sizin bizi sorgulama hakkınız yok” diyor. Bir üye hakim “Çok biliyorsanız siz gelin oturun” diyor. “Mesleği sizden mi öğreneceğiz” diyorsunuz. Peki biz gazeteciliği mahkemelerden mi öğreneceğiz? Yaşı kadar gazetecilik yaptığım bilirkişi mi öğretecek bize gazeteciliği?

14:48 – Mahkeme Başkanı, “Bu davayı uzatmayı düşünmüyoruz, bitirmeyi istedik ama bilirkişi raporları eksik. Mehmet Faraç gelecek celse dinlenecek.” dedi. Savcı, mütalaasında tutuklu gazetecilerin tutukluluk hâllerinin devamını istedi.

14.42 – Ahmet Şık: Ben iki celsede de suç duyurusunda bulunduğumu söyledim ama siz karar almaktan kaçtınız. İktidara yakın gazetede duruşma savcısının adıyla belge dolaşıyor ama siz suç duyurusunda bulunmuyorsunuz. Bizim manşetlerimizden örgüt arıyorsunuz. Ama örgütün yerini size söyledim. Örgüt bu adliye binasının içinde, hakim savcı kılığında, işbirlikçileri de medya.

13.50 – Duruşmaya Bilirkişi Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi’nin dinlenmesiyle devam ediyor.

Beşikçi: 19 yıllık bilişim deneyimim var. FETÖ bağlantılı pek çok davada savcılıkla birlikte çalıştım, mütalaa sunduk. Sanığa ait incelenen telefon 9 Kasım 2013’te kullanılmış. Telefon ilk kullanıldığından beri hiç formatlanmamış. İnceleme açısından çok uygun çünkü geriye dönük silinmiş dosyaları kurtarabiliyoruz. Android olması da avantaj, Apple ve Blackberrylerde şifreleri kıramayabiliyoruz. İçerik araması yaptım, FETÖ ile ilgili anahtar kelimeler oluşturdum ve sonucunda FETÖ bağlantısı göremedim. Telefonda en çok Whatsapp kullanılmış. Yedekleriyle saklanmış.Bilinen tüm yöntemlerle ByLock aradım. hiçbir ByLock emaresine rastlamadım. Sadece FuatAvni hesabını takip ettiğini gördüm, gerçi onu ben de takip ediyorum. ByLock kullanılmamış bir telefon nasıl ByLock sunucusuna bağlanmış diye baktım. Bunu ancak başka bir uygulama yapmış olabilirdi. 3 Haziran 2014’te yüklenen bir müzik programında bir kod yer alıyor. O kod sayfaya giren her ziyaretçiyi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Siz müzik dinlemek isterken bir anda ByLock sunucusuna bağlanıyorsunuz.

Sadece Fuat Avni hesabını takip ettiğini gördüm, gerçi onu ben de takip ediyorum. ByLock kullanılmamış bir telefon nasıl ByLock sunucusuna bağlanmış diye baktım. Bunu ancak başka bir uygulama yapmış olabilirdi. 3 Haziran 2014’te yüklenen bir müzik programında bir kod yer alıyor. Freezy ya da Kıble ap sinyükleyen bilmeden Bylock IPsine bağlanıyor. O kod sayfaya giren her ziyaretçiyi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Siz müzik dinlemek isterken bir anda ByLock sunucusuna bağlanıyorsunuz.

Sanık Emre İper 22 Haziran’da bu programı telefona yüklemiş, 3 gün sonra ByLock bu programda reklamını yapıyor, bir gün sonra ise ByLock’a bağlanıyor. Sonra da programı kaldırıyor. Bazı kıble programları da bu sunucuya yönlendirilmiş. ByLock örgüt tarafından geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Sanık hiçbir zaman ByLock kullanmadı. Sanığın telefonuna. Freezy programı yüklenmiştir. Bu program örgüt üyelerince geliştirildi. Sanığın konumunda birçok insan olabilir. Namaz kılmak isteyen insanlar bu sunucuya yönlendirilmiş olabilir. Bunu anlamak da çok kolay, sadece bir satır kodla anlaşılır. Gerçek ByLock kullanıcılarıyla sunucuya yönlendirilenler kolayca ayrıştırılabilir.

Mahkeme Başkanı: Freezy programının Litvanya’daki sunucuya yönlendirmesi mümkün mü?

Beşikçi: Teknik olarak çok mümkün. Sistemde bunu yaptım. Bir kodu koyarak bu sunucuya yönlendirdim. Böylelikle benim siteme giren herkes de ByLock’a yönlendirilmiş oldu.

Mahkeme Başkanı: Bir insanın telefonda ByLock izine rastlanmamış olması onun ByLockçu olmadığına delil teşkil eder mi? Çünkü başka telefondan bağlanmış olabilir. Başka örneklerde yönlendirilerek kullanıldığını gördük.

Beşikçi: Apple ve Blackberry’lerde bunu tespiti zor ama ben bunu inceledim. 26 Ağustos -13 Eylül arası kayıtlarını tüm operatörlerden isterseniz, gerçekten ByLockçu mu yoksa yönlendirilmiş mi görebilirsiniz.

13.47: Dava yeniden başladı ve taleplerle ilgili alınan kararlar açıklandı. Mahkeme bilirkişinin salonda dinlenmesine ve Doğan Satmış röportajının dosyaya delil olarak konmasına karar verdi. Tanık listesinden çıkarılması talep edilen Mehmet Faraç için ise mahkeme, “Tanıklığından vazgeçilmesine yer yok” şeklinde karar verdi.

12.35 – Duruşmaya bir saat ara verildi.
12.10- Gelen evraklar çerçevesinde, Ahmet Kemal Aydoğdu, ByLock bulundurduğu suçlamalarına yönelik ek savunması alınıyor.
12.00- Avukat Tora Pekin: Dosyada Emre İper’in telefonunda ByLock olduğuna ilişkin tek 1 teknik açıklama yok, sadece MİT’in listesinden alınmış bir girdi var. O listelerde nasıl haksızlıklar yapıldığına dair burayı gazete haberlerine boğmak mümkün. Bilirkişi “ByLock vardır” diye rapor veremedi. Emre İper’in telefonunda ByLock olduğuna dair bir rapor dosyanıza asla gelmeyecek.
11.55- Avukat Tora Pekin: Emre İper ile ilgili olarak Tuncay Beşikçi’nin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.
11.45- Avukat Tora Pekin: Tanık Mehmet Faraç’ın mahkemeye istikrarlı olarak katılmamasını mahkemenin dikkatine sunuyorum. Mehmet Faraç asla tarafsız değildir. Faraç’ın husumetinin başka boyutu var: Aydınlık’ın Cumhuriyet ile rekabeti.
11.40- Aydın Engin’in avukatı Doğan Satmış’ın röportajının dosyaya kabul edilmesine itiraz etti. Avukat, MİT haberinin gazetecilik içinde olup olmaması konusunda Satmış kendi görüşünü dile getirmiş, algı yaratmaya çalışmıştır. Doğan Satmış röportajı delil olarak kullanılamaz. Dosya dışına çıkarılmalıdır.
11.35- Tanık olarak son iki oturumdur beklenen Mehmet Faraç’ın son oturuma da gelmediği açıklandı.
11.30- Mahkeme Başkanı istenen bilirkişi raporlarından hangilerinin ulaştığını açıkladı.
11.25- Mahkeme Başkanı, Doğan Satmış röportajının dosyaya girdiğini açıkladı.
11.20- Duruşmanın başlamasının ardından Mahkeme Başkanı kısa bir açıklama yaptı; “Eksik belgelerimiz gelenlerden daha fazla” dedi.
11.10- Cezaevinden getirilen Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, muhabiri Ahmet Şık ve muhasebe çalışanı Emre İper, duruşma salonuna alındı.
09:38 – Saat 09:30’da başlaması gereken duruşmanın, saat 10:05’te başlayacağı bildirildi.
09:15 – Bazı sanık yakınları, listede isimleri olmadığı gerekçesiyle mahkeme salonuna alınmadı..

DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMALAR

CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş, Muharrem Erkek, Hilmi Yarayıcı; Halkevleri Genel Başkan Yardımcısı Nuri Günay, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başkanı John Yearwood, Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff, Uluslararası PEN’den Sarah Clarke, DİSK Basın-İş ve TGS üye ve yöneticilerinin de aralarında olduğu çok sayıda basın örgütü temsilcisi, gazeteci ile demokratik kitle örgütlerinden temsilciler ve yurttaşlar eyleme destek verdi.

“Susma haykır gazetecilik haktır”, “Hemen şimdi özgürlük”, “Özgür basın susturulamaz” sloganlarının atıldığı eylemde ilk olarak Dışarıdaki Gazeteciler’den Canan Yıldız basın açıklaması yaptı.

Yıldız, bugün Çağlayan adliyesinde gazetecilerin yargılandığı Cumhuriyet Gazetesi ile Özgür Gündem Gazetesi davalarının görüleceğini hatırlatarak, “Ve biz, her iki davadaki tutsak arkadaşlarımız, Ahmet Şık’ın, Murat Sabuncu’nun, Akın Atalay’ın, Emre İper’in, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı’nın  derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

Tutuklanan meslektaşlarının, sadece gazetecilik yaptıkları için yargılandıklarını belirten Yıldız, “Her tarafı dökülen, Türkçesi bozuk iddianamelere serpiştirilmiş tutarsız cümleler ya da iktidar yalakası medyanın kara propaganda üretme çabalarına rağmen arkadaşlarımızın üzerlerine vurulmak istenen ‘terörist’ damgası asla tutmadı” diye devam etti.

Yıldız sözlerinin devamında, “Yargıyı bu şekilde insanlara boyun eğdirmek amacıyla sopa gibi kullanmanız,  tüm topluma gözdağı vermek, hakikati boğmak için bazılarımızı demir parmaklıklar arkasında rehin tutmanız kime ne kazandırdı?” diye sordu.

“KAHROLSUN İSTİBDAT, YAŞASIN HÜRRİYET!”

“Ve şimdi, hürriyeti yazan ve dizen ellere ‘selam olsun’ demenin zamanıdır” diyen Yıldız, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bugün yepyeni bir dönemin ilk günü olsun. Hakikati boğmaya çalışmaktan vazgeçin. İnsanlarımızın ışığa ihtiyacı var, karanlığa değil. Arkadaşlarımızın gasp ettiğiniz özgürlüğünü geri verin. Hemen şimdi, çekin elinizi boğazımızdan, soluğumuzu iade edin… Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!”

“TÜRKİYE’DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNDEKİ EN BÜYÜK KIRILMA”

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başkanı John Yearwood, bu davayı başından beri takip ettiğini belirterek, “Umarım bu izleyeceğim son duruşma olur” dedi. Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff da, tutuklu gazetecilerle dayanışmak için defalarca buraya geldiğini belirterek, “Dostum Aziz Nesin bir keresinde demişti ki, ‘Bir gazetecinin böyle zamanlarda, bulunabileceği en doğru yer hapishanedir…’ ifadelerini kullandı. Uluslararası PEN’den Sarah Clarke ise, PEN’in bu davayı başından beri takip ettiğini vurguladı ve “PEN, Cumhuriyet davasını Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerindeki en büyük kırılma olarak görüyor” şeklinde konuştu.

YARKADAŞ: “182 GAZETECİ TUTUKLU”

Ardından bir konuşma yapan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş da şunları kaydetti:

“Neden olağan salı toplantısı diyoruz? Çünkü her salı adında adalet olan ama içinde adalet bulunmayan bu binanın önünde gazetecilerimiz meslektaşlarımız aydınlarımız yazarlarımız için buluşuyoruz. Ve ne yazık ki AKP iktidarında kaderimiz bir türlü değişmiyor. Şuan cezaevlerinde tam 182 gazeteci demir parmaklıklar arkasında yazdıklarının çizdiklerinin söylediklerinin atttıkları tweetlerin yaptıkları yorumların bedelini ağır şekilde ödüyor. Bugün hem Cumhuriyet gazetesinin hem de Özgür Gündem gazetesinin çalışanlarının davası var. Özgür Gündem çalışanları 400 günü aşkın bir süredir tutuklular. Cumhuriyet gazetesi çalışanları ise tam 365 gündür özgürlüklerinden yoksunlar. Ekim ayıda gazeteciler açısından tam bir eziyet ve işkenceyle geçti. Ekim ayında 12 gazeteci gözaltına alındı. Bunların 4’ü tutuklandı bununla yetinmediler 11 gazeteciyede soruşturma açtılar. Birçok gazeteci arkadaşımızın evi basıldı kitaplarına el konuldu.”