Pazar, Kasım 27, 2022

Fransa’dan Şili’ye uzanan premium bir ortaklık

Pınar Akkaya — İngiltere
Pınar Akkaya — İngiltere
Pınar Akkaya. Kültürlerarası iletişim eğitmeni, fasilitatör. European School of Economics Londra’da öğretim görevlisi. Juliette Wine markası kurucusu, şarap eğitmeni ve WSET Londra şarap okulunda diploma öğrencisi. Juliette’in Kadehi podcastı yapımcı ve sunucusu.

Yıllanma takibi, farklı blendler, müthiş özenli bir şarapçılık öyküsü olan Almaviva’yı bir yerlerde deneme şansınız olursa kaçırmayın. Bir yudum aldıktan sonra, maceracı Kont Almaviva’ya da bu yüzyıldan bir selam göndermeyi unutmayın.

Fransız yazar Beaumarchais’nin, sonradan Mozart tarafından komik opera (opera buffa) olarak bestelenen o çok ünlü Figaro’nun Düğünü eserinin baş kahramanıdır Kont Almaviva.

Aslında kendisiyle daha önce, Rossini’nin Sevil Berberi operasında, hikayenin kadın kahramanı Rosina’ya aşık genç bir kont rolünde tanışırız. Rosina, kendisiyle evlenmek isteyen doktor Bartholo tarafından alıkonulmaktadır, ama bu evliliğe hiç mi hiç gönlü yoktur. Rosina’ya uzaktan uzağa aşık olan Genç Kont Almaviva, ne yapar eder, türlü alavere dalaverenin ve bir alay eğlenceli kılık değiştirmenin ardından, berber Figaro’nun ve bir dolu komik aksaklıkların da yardımı ile Rosina’sıyla evlenir.

En sevilen operalar arasında yer alan Figaro’nun Düğünü’nde ise, aynı ana karakterler Sevil Berberi’nin bir devamı olarak karşımıza çıkarlar. Berber Figaro, Kont Almaviva’nın özel hizmetkarı olmuştur. Gelin görün ki, Kont Almaviva bu kez sadık hizmetkârı Figaro’nun nişanlısı Susanna’yı ayartmak peşindedir.

Olayın farkına varan yaman karısı Rosina, Figaro ve Susanna birleşip, Kont Almaviva’ya bir ders vermek isterler ve olaylar gelişir. Karşılıklı dalavereler sonucu yine kimin kim olduğu birbirine karışmışken, olaylar tatlıya bağlanır ve çapkın Kontumuz Almaviva, Kontes Rosina tarafından affedilir. İki sevgilinin birbirine kavuştuğu mutlu bir sonla perde kapanır.

KÖKLÜ BİR AİLE VE KADERİN CİLVELERİ

Kont Almaviva karakterinin ortaya çıkışından 222 yıl sonra, bu renkli karakterin adı bu kez şarap dünyasındaki önemli bir ortaklığa ilham olur: 1997 yılında, Barones Philippine de Rothschild ve Concha y Toro’nun başındaki Don Eduardo Guilisasti, Bordo’dan Şili’ye uzanan bir ortaklığa imza atarlar.

Şarap dünyasının bu iki çok bilinen ailesinin amacı premium bir Fransız-Şili markası yaratmaktır. İşte Almaviva markası böyle doğar ve 1998 yılında ilk şişeler dolar.

Almaviva projesi, Rothschild’lerin ilk premium ortaklığı değil, zira 1978’de de Napa Valley’nin en ünlü üreticilerinden Robert Mondavi ile bir ortaklık yapmışlardı. Bu ortaklıktan doğan Opus One, son derece prestijli bir premium marka olarak hayatına devam ediyor.

Bu arada, üstteki iki ismi “Ortaklığa imza attılar” deyip geçmek olmaz çünkü ikisi de bu ortaklığın ötesine geçmiş bir üne sahipler. Dolayısıyla, yeri gelmişken, onlar hakkında biraz bilgi sıkıştırayım araya:

24 Ağustos 2014’ye hayata veda eden Barones Philippine de Rothschild, babası Baron de Rothschild’in 1988’de ölümünün ardından işin başına geçer. İş dediğim öyle basit bir şey değil: Rothschild ailesi senelerdir Bordo’nun yıldız bölgelerinden Médoc’un en önemli şarap bağlarından üçünün sahibi: Château Mouton Rothschild, Château D’Armailhac ve Château Clerc Milon. Daha makul bir fiyat skalasında piyasaya sürülen bir Bordo şarabı olan Mouton Cadet de gruba ait bir marka.

Barones’in hayatında ilginç dönüm noktaları ve hatta kaderin cilveleri var: İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Philippine 10 yaşındayken, bir gün annesini Berlin yakınlarındaki toplama kampı Ravensbrück’e götürmek üzere askerler gelir. İki asker, küçük kızı da kampa götürmek üzere yanlarına alıp almamayı tartışırken, askerlerden birisinin aklına aynı yaşlarda olan kızı düşer ve Philippine’i toplama kampına götürmemeye karar verirler. Küçük kız bu korkunç durumdan mucize kabilinden kurtulur ama annesini götürürler ve anne daha sonra Ravensbrück’te hayatını kaybeder.

Masterclass dikey tadımında 1999, 2012, 2016, 2018 ve 2020 rekoltelerini tattık. Almaviva’nın yıllanma potansiyelini görmek açısından çok hoş bir deneyimdi: 1999 yıllar içerisinde harika bir seviyeye ulaşmış, içerken büyük keyif veren bir şarap olmuş.

Philippine tam bir tiyatro sevdalısıdır, 1958’de Paris Conservatuarı’ndan mezun olur. Bir aktörle yaptığı ilk evliliğinin ardından, ikinci evliliğini Jean-Pierre de Beaumarchais ile yapar. Ne ilginçtir ki, Jean-Pierre’in soyu, anne tarafından yazımın başında andığım ünlü Fransız yazar Beaumarchais’ye dayanıyor. Buyurunuz size 1700’ler Paris’inden 1970’ler Paris’ine uzanan bir köprü.

Philippine Pascal ismiyle tiyatroya uzunca bir süre devam eden Philippine de Rothschild, pek çok önemli rolde oynar. Ancak sonrasında, şarap işine gittikçe daha fazla zaman ayırmaya başlar (ben de olsam öyle yapardım!) ve özellikle işin başına geçtikten sonra Bordo’nun belki de en ünlü şatosu olan Mouton’un yıldızını parlattıkça parlatır; dahası, şarapseverlerin uğrak yeri haline getirir. Sanat, hayatında daima önemli yer tutar.

DON MELCHOR VE ŞEYTANIN MAHZENİ

Gelelim Almaviva ortaklığında sözleşmeye imza atan ikinci kişiye: Şirketin 1989 yılından bu yana CEO’su olan Eduardo Guilisasti için, “Concha y Toro’yu dünya markası yapan adam” diyebiliriz. Bundan tam bir sene önce, Bloomberg’in Latin Amerika’nın En Etkili 500 İş İnsanı listesinde boy gösteren Eduardo Guilisasti aslen bir inşaat mühendisi.

1883 yılında kurulan ve şu anda dünyanın dördüncü büyük şarap üreticisi olan Concha Y Toro’nun 2021’de ulaştığı satış rakamı 837 Milyon Dolar, satış hacmi ise yıllık 225 Milyon şişe. 2016’dan bu yana Güney Amerika’nın en sevilen şarap markası unvanını kimseye kaptırmayan Concha y Toro’yu şarap severler bizde genelde Türkiye’de satışı olan Casillero del Diablo veya Frontera markaları ile hatırlarlar.

Grubun şemsiyesi altında ayrıca, tamamı uluslararası pazarlarda satışa sunulan Cono Sur, Maipo, Trivento ve Bonterra gibi markalar var. Şirketin sadece Şili’de değil, Arjantin ve Amerika’da da bağları var. Almaviva ise, özellikle premium şarap sınıfında olması nedeniyle, grup için son derece prestijli bir ortaklık.

Bu arada, grubun markaları arasında çoğumuzun yakından tanıdığı Casillero del Diablo var demişken, marka ismi hakkında eğlenceli bir bilgi paylaşayım: Concha y Toro’nun kurucusu, Don Melchor 1880’lerin başında işe yeni başladığında, Bordo’dan özene bezene getirttiği asmalarla Şili’deki Maipo Vadisi’nde güzel şaraplar üretmeye başlar. Üretilen şaraplar şaraphaneye yakın küçük bir mahzende depolanmaktadır.

Mahzenin kapısı kilitli olmasına rağmen, Don Melchor şaraplarının ufak ufak azalmaya başladığını fark eder, belli ki mahzene hırsızlar dadanmıştır. Efsaneye göre, bu durumla bir türlü baş edemeyen ama şaraplarının birer ikişer yürümesini içine sindiremeyen Don Melchor’un aklına muzip bir fikir gelir ve etrafa mahzende şeytanın yaşadığı söylentisini yayar. Söylenti kısa zamanda ağızdan ağıza yayılır, şeytan meselesi kasabada herkesin kulağına gider. Hatta durum öyle bir hâle gelir ki, kimileri mahzendeki şeytanı kendi gözleri ile gördüğünü bile iddia eder. Fikir işe yaramıştır, gerçekten de kısa sürede hırsızların mahzenden ayağı kesilir. Rivayete göre Casillero del Diablo (Şeytan’ın Mahzeni) markası da adını bu olaydan alır. Bugün Concha y Toro’yu ziyaret edenler bu ünlü mahzeni ziyaret edebiliyor ve gezerken efsaneyi yerinde dinleyebiliyor.

ALMAVİVA 25.YIL TADIMI

Biz dönelim Almaviva’ya.

Geçtiğimiz ay, Londra’daki Asia House’da, şarap dünyasının en bilinen dergilerinden The Drinks Business’in davetlisi olarak Almaviva’nın 25. Yılı onuruna düzenlenen davete katıldım.  Açılışı The Drinks Business’ın baş editörü MW Patrick Schmitt yaptı, ardından Almaviva’nın öyküsünü dinlemek ve tadım için sözü şef winemaker (şarap üreticisi) Michel Friou’ya verdi.

2007’den beri Almaviva’da olan Michel, alanında en bilinen isimlerden, yıldızlı bir profesyonel geçmişe sahip. Tevazuyu elden bırakmadan yaptığı sunumunda verdiği mükemmel teknik detayların yanında, farklı yıllardaki hava, bağ, hasat koşullarını anlatırken yüzüne yansıyan keyfi, şefkati ve sevgiyi görmek harika bir histi.

2007’den beri Almaviva’da olan Michel, alanında en bilinen isimlerden, yıldızlı bir profesyonel geçmişe sahip.

Şili’deki Maipo Vadisinin en yüksek yeri olan Puento Alto bölgesindeki 85 hektar büyüklüğündeki bağlardan gelen Almaviva şarapları, Cabernet Sauvignon ağırlıklı, klasik Bordo kupajı. Puento Alto özellikle Cabernet Sauvignon için çok elverişli koşullar sunuyor. Teruarın getirdiği harika özellikler, Bordo’nun gelenek ve tecrübesi ile birleşince ortaya harika şaraplar çıkmış. Kupajdaki üzüm çeşitleri ve oranları seneler içerisinde küçük de olsa değişikliklere uğramış, ancak her bir değişiklik de farklı bir karakter katmış o yılın şarabına.

Masterclass dikey tadımında 1999, 2012, 2016, 2018 ve 2020 rekoltelerini tattık. Almaviva’nın yıllanma potansiyelini görmek açısından çok hoş bir deneyimdi: 1999 yıllar içerisinde harika bir seviyeye ulaşmış, içerken büyük keyif veren bir şarap olmuş. Daha yeniler ise apayrı koku ve tat yelpazeleri sunuyor, benim favorim 2012 oldu.

Yıllanma takibi, farklı blendler (harman), müthiş özenli bir şarapçılık öyküsü olan Almaviva’yı bir yerlerde deneme şansınız olursa kaçırmayın. Bir yudum aldıktan sonra, maceracı Kont Almaviva’ya da bu yüzyıldan bir selam göndermeyi unutmayın.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Pınar Akkaya — İngiltere
Pınar Akkaya — İngiltere
Pınar Akkaya. Kültürlerarası iletişim eğitmeni, fasilitatör. European School of Economics Londra’da öğretim görevlisi. Juliette Wine markası kurucusu, şarap eğitmeni ve WSET Londra şarap okulunda diploma öğrencisi. Juliette’in Kadehi podcastı yapımcı ve sunucusu.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
52,032TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI