Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Nöbetçi genel yayın yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları için haklarında dava açılan TİHV Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin’in ilk duruşması görüldü. Mahkeme gazetecilerin beraat taleplerini reddederek davayı 11 Ocak 2017’ye ertelendi.

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Nöbetçi genel yayın yönetmenliği” kampanyasına katıldıkları için haklarında dava açılan TİHV Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, yazar Ahmet Nesin ve gazetenin Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü.

Kızılkaya tutuklu bulunduğu Silivri 9 No’lu Cezaevi’nden duruşmaya getirildi. Çok sayıda avukatın takip ettiği duruşmayı uluslararası meslek örgütleri, gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler ile çok sayıda insan hakları savunucusu izledi.

“TÜRKİYE MEDYASI ÇORAK BİR TARLAYA DÖNDÜ”

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada ilk olarak Önderoğlu savunma yaptı. Önderoğlu, savunmasında 20 yıla yakın süredir Türkiye’de gazeteci davalarını takip ettiğini dile getirdi. Birçok gelişmeye bugüne kadar tanık olduğunu belirten Önderoğlu, basına yönelik artan baskılara dikkat çekti. Önderoğlu, haklarında açılan davanın hukuksuzluğunun altını çizerek, Türkiye’nin AİHM’de mahkum edildiği basın davalarına değindi. Önderoğlu savunmasında Cumhuriyet Savcısı Eşref Durmuş’un 1 günde hazırladığı iddianamenin sorunlu olduğunu vurgulayarak, “İfademi alan Savcı Durmuş’a söz konusu haberlerden bağımsız olarak Türkiye’nin eleştirel haberciliğini bastırmada Terörle Mücadele Yasası’nı orantısız bir şekilde uyguladığı gerekçesiyle defalarca AİHM’de mahkum edildiğini belirtmekle yetindim” dedi.

Önderoğlu, özellikle OHAL sonrasında yüzde 80’i iktidara bağlanmış Türkiye medyasının “Çorak bir tarlaya dönüştüğünü” ifade etti. Önderoğlu, gazetecilerin görevinin kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu vurgulayarak, medya özgürlüğünden yana açık tavır aldıkları için tutuklandıklarının altını çizerek, suçlamaları kabul etmedi. “Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklere dermandır”

Önderoğlu’nun ardından savunma yapan Fincancı ise mahkeme heyeti önünde haklarında dava açan savcı hakkında suç duyurusunda bulundu. “Bir insan hakları eylemini, bir dayanışma eylemini ‘terör örgütü propagandası’ olarak niteleme fütursuzluğu nedeniyle ve görevlerini kötüye kullandıkları için heyetiniz huzurunda haklarında suç duyurusunda bulunuyorum” diyen Fincancı, tutuklanmalarının cezaevlerindeki durumu görmek konusunda yararlı olduğunu kaydetti. Fincancı, “Özgürlüğümüzden vazgeçmek insanlığımızdan vazgeçmektir, görevlerimizden vazgeçmektir. Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklere derman olan tek gerçektir. Değerleri olmayan bir insanın toplumda yalnızlaştırılmıştır” dedi. Özgür Gündem’in geçmişine de vurgu yapan Fincancı, “Zana Kaya ve İnan Kızılkaya’nın mektuplarına neden el konulduğunu, neden tecritte tutulduklarını burada size sormak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Fincancı savunmasının devamında, “Dayanışma dünyayı sarma ve içermenin gereğidir. İnsan olmanın, insan hakları mücadelesinin bir neferi olmamın gereğidir. Ben ödevimi yaptım ve suçlamalarınızı kabul etmiyorum” diyerek beraatini talep etti.

“KÜRT HALKI İLE DAYANIŞMA YARGILANIYOR”

Avukat Meriç Eyüboğlu ise OHAL öncesinde de Özgür Gündem üzerinde yoğun baskıların olduğunu dile getirerek, asıl saldırının basın özgürlüğüne yapıldığını ve nöbet eyleminin de bu saldırılara karşı geliştiğini dile getirdi. Eyüboğlu, Özgür Gündem’in hedefte olmasının bir diğer nedeninin ise Kürt sorunu olduğunu söyledi.

Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Ahmet Özmen de savunmasında şunları söyledi:

Bu duruşma salonlarına aslında çok alışığız. Yargının tutumu bağımsız olma açısından hiçbir zaman değişmedi. Bir umutsuzluk var hepimizde bugün. 25 Temmuz 2015’ten önce olsaydı bu kampanya hiç kimseye dava açılmazdı. ‘Çözüm sürecini bitiren örgüttür’ demedikleri için yargılanıyorlar. Biz hep demokrasiyi savunduk. Bu dava, suç unsurunun oluşup oluşmadığı açısından bakacağınız bir dava değil. Siz bu yargılamayı iktidar adına değil toplum adına yapıyorsunuz. Bu unutulmadan karar verilsin.

Son olarak savunma yapan Rengin Ergül ise “Bu mahkemede bir suç yargılanmıyor. Bu mahkemede Kürt halkı ile dayanışma yargılanıyor” dedi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, beraat taleplerinin reddi yönünde karar vererek, duruşmayı 11 Ocak 2017’ye ertelendi. Mahkeme bir sonraki duruşmada Ahmet Nesin’in de hazır bulunmasına hükmetti.