Farklı bir perakende hikayesi

Pınar Akkaya — İngiltere
26 yıllık başarılı profesyonel deneyimi süresince IK yöneticisi ve şirket yürütme kurulu üyesi olarak görevler alan Pınar Akkaya, 2011 yılından bu yana, kurumsal eğitim ve danışmanlık konularında hizmet veren Signature Communication ve Collaï’yi yönetmektedir. Londra’da yaşayan Pınar, uluslararası eğitmen ve fasilitatör olarak Avrupa ülkelerinde çok sayıda önde gelen şirketle çalışmaktadır. World Bank tarafından sertifikalı eğitmen olan Pınar, aynı zamanda akredite Insights fasilitatörü, Uluslararası Fasilitatörler Derneği (IAF) üyesi, akredite Berlitz uluslararası iş kültürü eğitmenidir. 2017’den bu yana düzenli olarak uluslarası kurumsal yarışmalarda juri üyesi olarak görev yapmakta ve Londra’da European School of Economics’te yönetim bilimi alanındaki çeşitli konularda dersler vermektedir. WSET Londra’dan ileri derece şarap uzmanlığı sertifikasına sahip olan Pınar, şaraba özel çalışmaları için kurduğu Juliette Wine markası ile şarap kültürü alanında eğitimler vermekte ve Juliette’in Kadehi podcastında dinleyicileriyle şaraba dair öyküler paylaşmaktadır.

Öyküleri İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor hayır kurumu mağazalarının. Dönemin İngiltere’sinde ciddi bir askeri üniforma ihtiyacı var, tekstil atölyeleri yetişemiyor. Bir ara giysilerin düğme sayısını kısıtlıyorlar ve sonunda sivillere giysi karnesi uygulaması başlatılıyor.

Yılda bir kat kuponla giysi alabilen insanlar, ellerindeki giysileri onarıyor ve uzun bir süre idare etmenin yollarını arıyor. Hayır kurumu mağazaları da işte bu dönemde ülke geneline yayılıyor ve 1947’de bildiğimiz ilk hayır kurumu mağazası olan Oxfam Oxford’da açılıyor.

Londra denildiğinde pek çok insanın aklına dünyaca ünlü markaların sıra sıra dizildiği ışıklı caddeleri, birbirinden şık mağazaları ile alışveriş geliyor. Gerçekten de İngiltere, perakendeciliğin hem en eski olduğu, hem de en iyi şekilde yapıldığı ülkelerden birisi. Yarattığı 403 milyar sterlinlik toplam değer ve üç milyon kişilik istihdamla, perakende aynı zamanda İngiltere’de özel sektörün en büyük işvereni. Londra caddelerinde yeni yıl hazırlıkları devam ederken, ben bugün sizi Regent Street, Soho veya Covent Garden’dan biraz uzağa, şehrin turistik olmayan bölgelerine götüreyim ve farklı bir mağazacılık sisteminden söz edeyim istedim.

Eskici dükkanı karıştırmayı oldum olası pek severim. Birilerinin yıllar önce alıp kullandığı bir çay fincanı, yakasına taktığı bir broş veya belli ki bir düğün vesilesi ile alınmış afili bir şapkayı eskicideki bir dolu eşya arasında bulmak, almak ve kullanmak nedense bana romantik geliyor. Tam da bu nedenle, Londra’da turistik bölgelerden uzaklaştıkça sayıları artan ikinci el dükkanlarında gezinmek benim için büyük bir keyif. İkinci el derken, aklınıza antikacı dükkanı gelmesin. Elbette onlar da var ama benim bugün sözünü etmek istediklerim İngiltere’deki çeşitli dernek ve vakıflara ait olan ve sayıları yaklaşık 12000’i bulan hayır kurumu mağazaları.

Öyküleri İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor hayır kurumu mağazalarının. İkinci Dünya Savaşı İngiltere’sinde ciddi bir askeri üniforma ihtiyacı var, ülkedeki tekstil ve konfeksiyon atölyeleri üniforma üretimine neredeyse yetişemiyor; öyle ki, bir ara giysilere dikilecek düğme sayısını bile kısıtlıyorlar ve en sonunda Haziran 1941’de sivillere giysi karnesi uygulaması başlatılıyor. Yılda sadece bir kat giysi alabildikleri kuponlarla yetinmek zorunda kalan insanlar, ellerindeki giysileri onarıyor, yeni kullanım şekilleri buluyor ve çok az sayıda giysiyle uzunca bir süre idare etmenin yollarını arıyor. Hayır kurumu mağazaları da işte bu dönemde ciddi şekilde ülke geneline yayılıyor ve 1947’de bildiğimiz yapıdaki ilk hayır kurumu mağazası olan Oxfam Oxford’da açılıyor.

Günümüzde hayır kurumu mağazaları İngiltere perakende sektöründe önemli bir dinamik oluşturuyor ve ülke ekonomisine ciddi anlamda değer katıyorlar. Oxfam, Age UK, Cancer Research, Mind gibi derneklere ait olan bu mağazalar 2019 rakamlarına göre tam 300 milyon sterlin kâr elde etmişler. Rakamın daha net anlaşılması için bir karşılaştırma yapalım: İngiltere’nin en büyük ikinci supermarket zinciri olan Sainsbury’s’in 2020/21 için açıkladığı vergi öncesi kâr 356 milyon sterlin.

Hayır kurumu mağazalarının ekonomiye yaptıkları bir başka katkı da istihdam konusunda: Perakendenin bu farklı kolu, İngiltere’de 32 bin kişiye iş veya gönüllü çalışma imkanı sunuyor. Hayır kurumu mağazalarında geçimini sağlamak icin çalışanlar olduğu gibi, tamamen sosyal sorumluluk bilinci ile gönüllü çalışanlar, emekli olduğu halde sosyal hayattan kopmayıp bir işle meşgul olmak isteyenler, iş deneyimi kazanmak isteyen gençler, yaşadığı önemli bir olay veya kayıp sonrası hayata tutunmaya çalışan insanlar da var. Tam da bu nedenle, bu mağazalara girdiğinizde çok çeşitli ve renkli bir çalışan profiline rastlıyorsunuz.

Eskiden ucuz ikinci el durakları olarak bilinen bu mağazalar, özellikle son dönemde kendilerine ciddi anlamda çeki düzen verdiler ve adeta cadde mağazaları ile yarışmaya başladılar. Güzel bir vitrin ve mağaza düzeni ile eskisinden daha da çok alıcı çekiyorlar. Hatta şimdilerde hayır kurumu mağazalarında ikinci el lüks markalar bulmak bile mümkün. Yenisinin beşte biri fiyatına iyi bir marka yakalamayı kim sevmez!

28 MILYAR STERLIN DEĞERINDE ATIL BEKLEYEN GIYSI VAR

Gelelim ürünlere… İkinci el ürünleri adlandırmak için benim ilk duyduğumda pek sevdiğim bir ifade kullanıyor bazı mağazalar: “Pre-loved”, yani “eskiden pek sevdiğin, beğenerek kullandığın ama artık aşkının bittiği” giysiler ve eşyalar. Hepsi, onları yeniden sevecek birileri ile buluşmak üzere mağaza raflarında bekliyor. “Pre-loved” ile yeni alıcısının buluşması çok önemli çünkü araştırmalara göre İngiltere’de gardroplarda 28 milyar sterlin değerinde atıl bekleyen giysi var ve her yıl 135 milyon sterlin değerinde giysi çöpe gidiyor. Ancak, 2018/2019 yıllarında, hayır kurumu mağazaları sayesinde 339 bin ton tekstil ürünü çöpe gitmekten kurtulmuş, bağışlanan giysi, kitap, elektronik eşya ve mobilyaların %90’ı yeniden kullanıma sokulmuş veya geri dönüşüme girmiş.

İster ikinci el bir giysi, ister okunmuş bir kitap, ister kullanılmış bir mobilya olsun, bir ürünün tekrar tekrar kullanımını teşvik etmesi, satılmayan ürünlerin en çevreci şekilde geri dönüşüme sokulması, çöp ve atıkların azaltılması gibi süreçlerdeki rolleri nedeniyle bu mağazalar aynı zamanda döngüsel ekonominin de en önemli aktörlerinden. Mesela İngiltere’de eskiyen mobilyanızdan kurtulmanız zor. Kapının önüne bırakmak yasak, belediyeler ise eski eşyanızı sadece pek de azımsanmayacak bir ücret karşılığı evinizden alıyor. Öte yandan, hayır kurumu mağazaları, özellikle de İngiliz Kalp Vakfı gibi mobilya mağazaları olanlar, ücretsiz olarak eski kanapenizi evinizden toparlayıp gidiyor. Eski ve kırık mobilyaların meraklılar tarafından yenilendiği atölyeler düzenleyip, onları tekrar hayata kazandıran mağazalar bile var.

Ticari ve sosyal misyonlarına baktığımızda, hayır kurumu mağazaları, özellikle artan nüfus, kısıtlı kaynaklar ve kapıdaki iklim krizi ile gündemimize oturan sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, geri dönüşüm gibi son derece kritik önemdeki konuların tam kalbinde yer alıyorlar. Bağışçılar kullanmadıkları eşyaları bağışlayarak sosyal sorumluluklarını yerine getirirken, mağaza sahibi dernekler aynî yardımı nakde dönüştürerek finansal gelir sağlıyor, mağazadan alışveriş yapanlar ise uygun fiyatlı ikinci el ürünler buluyorlar. Artık bir çok insan, özellikle yeni nesil, daha iyi bir dünya için acilen bir şeyler yapmamız gerektiğinin farkında ve çözümler arıyor. İkinci el giysi, eşya ve mobilya kullanımı da bunun önemli bir parçası. Bu anlamda mağazalar, bütçesi ne olursa olsun, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi gibi konularda farkındalığı yüksek veya eskici dükkanı karıştırmayı seven kişiler gibi pek çok farklı sosyal gruptan insana hitap ediyor. Ne olursa olsun, bir ürüne ikinci bir hayat vermek, “onu yeniden sevmek” benim çok hoşuma gidiyor.

“Aa, masanın üstündeki tabak ne kadar güzel!” dedi geçen akşam bir arkadaşım. “Beğendin mi? İki gün önce köşedeki Oxfam’dan aldım. Kimbilir kimin masasını süslüyordu eskiden” dedim. Gülümsedik.


26 yıllık başarılı profesyonel deneyimi süresince IK yöneticisi ve şirket yürütme kurulu üyesi olarak görevler alan Pınar Akkaya, 2011 yılından bu yana, kurumsal eğitim ve danışmanlık konularında hizmet veren Signature Communication ve Collaï’yi yönetmektedir. Londra’da yaşayan Pınar, uluslararası eğitmen ve fasilitatör olarak Avrupa ülkelerinde çok sayıda önde gelen şirketle çalışmaktadır. World Bank tarafından sertifikalı eğitmen olan Pınar, aynı zamanda akredite Insights fasilitatörü, Uluslararası Fasilitatörler Derneği (IAF) üyesi, akredite Berlitz uluslararası iş kültürü eğitmenidir. 2017’den bu yana düzenli olarak uluslarası kurumsal yarışmalarda juri üyesi olarak görev yapmakta ve Londra’da European School of Economics’te yönetim bilimi alanındaki çeşitli konularda dersler vermektedir. WSET Londra’dan ileri derece şarap uzmanlığı sertifikasına sahip olan Pınar, şaraba özel çalışmaları için kurduğu Juliette Wine markası ile şarap kültürü alanında eğitimler vermekte ve Juliette’in Kadehi podcastında dinleyicileriyle şaraba dair öyküler paylaşmaktadır.

Pınar Akkaya — İngiltere
26 yıllık başarılı profesyonel deneyimi süresince IK yöneticisi ve şirket yürütme kurulu üyesi olarak görevler alan Pınar Akkaya, 2011 yılından bu yana, kurumsal eğitim ve danışmanlık konularında hizmet veren Signature Communication ve Collaï’yi yönetmektedir. Londra’da yaşayan Pınar, uluslararası eğitmen ve fasilitatör olarak Avrupa ülkelerinde çok sayıda önde gelen şirketle çalışmaktadır. World Bank tarafından sertifikalı eğitmen olan Pınar, aynı zamanda akredite Insights fasilitatörü, Uluslararası Fasilitatörler Derneği (IAF) üyesi, akredite Berlitz uluslararası iş kültürü eğitmenidir. 2017’den bu yana düzenli olarak uluslarası kurumsal yarışmalarda juri üyesi olarak görev yapmakta ve Londra’da European School of Economics’te yönetim bilimi alanındaki çeşitli konularda dersler vermektedir. WSET Londra’dan ileri derece şarap uzmanlığı sertifikasına sahip olan Pınar, şaraba özel çalışmaları için kurduğu Juliette Wine markası ile şarap kültürü alanında eğitimler vermekte ve Juliette’in Kadehi podcastında dinleyicileriyle şaraba dair öyküler paylaşmaktadır.
- Reklam -
spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
37,297TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

PolitiYol Telegram'da