Çarşamba, Nisan 17, 2024

Eşzamanlılık ve astroloji

Makrokozmos ile mikrokozmos arasında görülmeyen bir bağ var gibidir; hermetik felsefenin temel önermelerinden biri, yukarıda ne ise aşağıda onun olması astrolojinin ana arteridir.

Nasıl olur da birbiriyle bağlantı olmayan olaylar aynı zamanda meydana gelir? Örneğin siz birini düşünürken o anda telefonun diğer ucundadır. Bir şarkı aklınızdan geçtiği anda radyoda çalındığını duyabilirsiniz. Bazen bir tema anlamsızca o gün defalarca karşınıza çıkabilir. Modern dünya insanı için tüm bunlar hâlâ bir gizem kaynağı!

Raslantısal olguları üstün ruhsal güçlerle açıklayamayacağımız malum. Analitik psikolojinin kurucusu Freud’un çalışma arkadaşı Carl Gustav Jung’un ortaya attığı eşzamanlılık teorisi bu karanlığı aydınlatıyor. Jung, birbirinden çok farklı şeylerin aynı anda meydana gelmesinin tesadüfler zinciri olmadığını, aslında evrenin bu yapıda olduğunu söyler. Farklı gözüken bu olgular arasında nedensel bir ilişki olmasına da gerek yoktur. Jung, bu teoriye senkronizasyon veya eşzamanlılık adını verir.

Jung, teorisini Nobel ödüllü kuantum fizikçisi Wolfgang Pauli ile çalışarak rastlantısallıkların nasıl meydana geldiğini açıklamaya çalışır. Jung, Einstein ile buluştuğu öğle yemeklerinde konuyu tartışır. Einstein doğada neden sonuç ilişkisi açısından açıklanamayacak gizli bir yasanının olduğunu düşündüğünü anlatır fakat şu bir gerçektir ki şu an bildiğimiz doğa yasaları bunu açıklayamaz. Günümüzde Güneş sisteminin geometrik sistemiyle sismik hareketler arasındaki eşzamanlılığı açıklayan bilimsel çalışmalar olduğunu da ekleyelim.

Dolunay zamanı suların alçalıp yükselip astronomi ve fizikle açıklanabilirken, milyonlarca kilometre ötelerde olan bir gezegenin yörüngesindeki doğal hareketinin Dünya’da gerçekleşenler ile ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim. Fakat eşzamanlılık teorisiyle gökyüzündeki belli bir dizilim yeryüzündeki belli bir olay örgüsüne karşılık gelmesi mümkün. O zaman Jüpiter’in Koç burcunda olması, Güneş’in İkizler olması farklı anlamlar kazanabilir. Astroloji bir eşzamanlılık ürünüdür: Gök cisimlerinn dizilimi bazen birinin mizacı olur veya potansiyeli bazen de kolektif değişimlere karşılık gelir. Makrokozmos ile mikrokozmos arasında görülmeyen bir bağ var gibidir; hermetik felsefenin temel önermelerinden biri, yukarıda ne ise aşağıda onun olması astrolojinin ana arteridir.

Sadece dışarıya biraz dikkatli bakmak yeterli, gözümüzü açtığımızda nasıl bir eşzamanlılık sarmalı içinde olduğunuzu siz de göreceksiniz. Astroloji, Platonun zahiri dünyası gibi görünenin arkasında çalışır.

Kozmoz ile yerküre arasında bir senkronizasyon vardır. Kişinin doğduğu andaki gökyüzü yerleşimine eşzamanlı olarak olaylar paralellik gösterir. Hiçbiri birbirinin nedeni ve sonucu değildir. Bir bebek nefes alıp yaşama karıştıktan sonra doğduğu mevsimin ve zamanın kalitesine uygun bağlantılı doğayı yaşama geçirir. Astrolojinin çalışma prensibi tam olarak budur.

Carl Gustav Jung, astrolojinin yaşamlarımızda nasıl etkili olduğunu defalarca yinelemiştir. Özellikle Uranüs veya Satürn transiti sırasında hastalarındaki psikolojik kriz zamana karşılık geldiğini gözlemlediğini söylemiştir. Jung, ayrıca “Aion” adlı eserinde İsa’nın Balık Çağı’nda, bahar ekinoksunun Balık burcuna girmesiyle ortaya çıkmasının senkronize olaylar olduğunu belirtir.

Sadece dışarıya biraz dikkatli bakmak yeterli, gözümüzü açtığımızda nasıl bir eşzamanlılık sarmalı içinde olduğunuzu siz de göreceksiniz. Astroloji, Platon’un zahiri dünyası gibi görünenin arkasında çalışır. Bu noktada doğum haritanızı anlayabilmekle, döngüsellik için tekrar eden karşılaşmaların bazen sadece anlamsız olduğunu bazen de büyük deneyim ve dersler içerdiğini fark edeceksiniz.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

spot_img
PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
60,616TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI