Konu sadece Almanya’da değil, Avrupa basınında çok yerde manşet…  

Çizmede “Corriere della Sera” örneğin manşete çektiği habere “Erdoğan’a Almantokadı” başlığıyla içerde tam iki sayfa ayırmış…  

“Mülteci anlaşmasını riske atabilecek diplomatik yenilgi, belki de gerçekte bir şans”diyen İtalyan gazetesi şöyle devam ediyor:  

“Ankara’nın güçlü adamının Bundestag’ın özgür iradesine ipotek koymasınıengellemek, (RTE’nin) otoritarizm ve taleplerinin üstesinden gelemeyeceği sınırlar olduğunu sergilemekle kalmayacak; isteklerine karşı konduğunda, mizaha bile tolerans göstermeyen agresifliğini, ulusuna hakaret diye tanımladığı bir konudanereye dek götürebileceğini de gösterecek!”  

Berlin’deki “Ermeni soykırımı” oylaması, sırf Almanya’da değil, Erdoğan için Avrupa çapında böyle bir “turnusol testi” olarak görülüyor.  

“Erdoğan bakalım gücünü ne kadar gösterecek” deniyor. 

Halep oradaysa arşın burada  

Bir ulusal trajedinin “Erdoğan’ın güç testine” dönüşmüş olması başlı başına dehşet verici.  

Ama Türkiye ile ilgili her konu bundan böyle Erdoğan’ın şahsında kişiselleştirildiği için; “Ermeni sorunu” gibi büyük bir tarih kesiti bile, doğrudan RTE’ye duyulan tepkilerin malzemesi oluyor.  

İnsanlar Erdoğan’ın uluslararası siyasette yıllardır uyguladığı “one minute” üslubuna cevaben artık “Halep oradaysa arşın burada!” diyorlar.  

RTE bu nedenle, altın varaklı koltuklarda ağırladığı Merkel’le kotardığı “mültecianlaşmasını”, bu “Alman tokadı” karşısında şimdi hem de atik tetik biçimde askıya almazsa; otoritesi -sırf Almanya’da değil- Avrupa çapında darbe alacak.  

“Erdoğan mı? Demek ki gücü Avrupa’da sade ikinci sınıf komedyenlere yetiyor!”denecek.  

Konuyu ilk haber olarak veren bütün büyük Avrupa TV’lerinde, Berlin’deki oylamanın gecesinde sorulan biricik soru yalnız buydu: “Mülteci anlaşması Ankara tarafından bozulur mu, bozulmaz mı?”  

BBC’de örneğin Berlin’deki oylama sonucunda “mülteci anlaşmasının riske girmesinin”, Brexit üzerinde tetikleyeceği olumsuz etkiler tartışıldı. Konunun tüm Avrupa’yı etkileyeceği belirtildi. 

‘Anlaşma feda edilmez’  

“France 24” TV’de gene aynı nedenlerle Berlin’deki soykırım oylamasının“zamanlamasının talihsizliğine” dikkat çekildi.  

Analizlerde RTE’nin mülteci anlaşmasını tehlikeye atmayacağının beklendiği söylendi.  

Erdoğan’ın da anlaşmaya muhtaç olduğu belirtildi.  

Türk Cumhurbaşkanı’nın derin yalnızlığı gündeme getirildi…  

Avrupa ve Türkiye’yi son dönemde bir arada tutan biricik bağın neticede bu olduğu; anlaşma için defalarca Türkiye’ye gelip giden Merkel’in Erdoğan’a böylelikle AB başta olmak üzere, uluslararası meşruiyet sağladığı ve RTE’nin üzerinde AB baskısı olmaksızın “ülke içinde uyguladığı (baskıcı) politikalarını” uygulamaya fırsat verildiği ifade edildi.  

Reel politika etki ve tepkiler belli ki ucu ucuna hesap edilmiş.  

Türkiye’nin, büyükelçiyi çağırmakla yetineceği; Alman diplomatik temsilcilikleri önünde yapılan gösterilerin de -büyük ölçüde iç propagandaya yönelik- “mehterşov”dan öteye gitmeyeceği çoktan öngörülmüş.  

Uluslararası toplum önünde irtifa kaybının böylesi… Yazıklar olsun.