Suudi Arabistan ile 110 milyar dolar tutarında tarihin en büyük silah satış anlaşmalarından birisini imzalayan ABD Başkanı, bilim, teknoloji, yatırım, ortaklık, petrol üretimi vb. anlaşmalarla da Suudi Arabistan’dan 300 milyar doları aşkın bir satışı gerçekleştirerek ayrıldı.

Ekonomik ve askeri anlaşmalar dışında, Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinin en önemli bölgesel hedeflerinden birisi, İslam Ordusu ve Arap NATO’su kurulması planları. Suudi Arabistan Kralı Salman Bin Abdülaziz’in davetiyle Cidde’de buluşan Arap ve Müslüman ülkelerin devlet başkanlarına bir konuşma yapan ABD Başkanı, hedef ülke olarak gösterdiği İran’a karşı, tüm ülkelerin ittifak yapması çağrısında bulundu. Suudi Kralı da, İran’a savaş açma tehdidini gündeme getirdi.

Obama döneminde ABD, siyasi ve askeri varlığını Ortadoğu’da sürdürmekle birlikte, ağırlığını Çin ile mücadeleye ve Pasifik Okyanusu bölgesine vermişti. Trump, Obama yönetiminin bu yaklaşımının doğru olmadığını düşünüyor. Obama döneminde “mesafeli” hale gelen Suudi Arabistan-ABD ilişkileri, İran ile Nükleer anlaşmanın onaylanması, 11 Eylül Saldırılarında Suudi Arabistan’ın parmağının olduğu yönünde Kongreden çıkan kararlar ve yüklü tazminat davalarının gündeme gelmesiyle mesafenin daha da açıldığı bir sürece girmişti.

Donald Trump ise seçim kampanyası döneminde, seçildiği takdirde İran’a yaptırımları yeniden başlatacağını, Nükleer Anlaşmayı rafa kaldıracağını vurguluyordu.

Göreve başladığında, ilk çıkarttığı Başkanlık kararnamesiyle, Müslümanların ABD’ye girişini yasaklayan, vizeleri olsa bile havaalanından çevrilmelerini öngören Trump’ın bu kararnamesi, büyük tepki çekti ve ABD yargısından döndü.

Müslüman karşıtlığı, Müslümanları terörist olarak gördüğü, ABD’ye girişlerini yasaklama düşüncesi bilinen Trump’ın, Ortadoğu’daki Sünni Müslüman ülke liderlerini bir araya toplayıp, “dostluk, işbirliği, terörle mücadele, İran’a karşı ittifak” gibi konuları gündeme getirmesi, bölge ülkelerinden ekonomik beklentilerin yanı sıra, yeni yönetimin Ortadoğu’ya ağırlık verme politikasının sonucu.

İsrail-ABD ilişkilerini geliştirme, ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma vaadinde de bulunan Trump, bölgede İsrail-Suudi Arabistan birlikteliği yanında, İran’a karşıda bir Sünni cephe oluşturmayı hedefliyor. İsrail ve Suudi Arabistan, diğer zengin körfez ülkeleri, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ile birlikte İran’a karşı işbirliği içerisinde.

ABD Başkanı Cidde’deki konuşmasında, Arap liderlere, bölgeye yaptığı ziyaretin, Ortadoğu’da ve dünyada barış için bir başlangıç olabileceğini söyledi.

Konuşmalarında sürekli kullandığı “Radikal İslamcı Terör” ya da “İslami terör” ifadelerini kullanmayan ABD Başkanı, “fanatik şiddetin en ölümcül bilançosunun, Arap ülkelerinde olduğunu, bölgede insani ve güvenlik açısından bir felaketin yayıldığını” öne sürdü.

Trump, Arap ülkeleri liderlerinden, terörle mücadelede yükü paylaşmalarını isterken, “tüm ülkelerin kendi topraklarındaki terörizmden kurtulmalarının mutlak bir ödev olduğunu, Müslüman ülkelerin aşırılık yanlılarını topraklarında barındırmamaları gerektiğini” vurguladı.

İran’ın silah yardımları ve milisleri eğitmesinin bölgeye yıkım ve kaos getirdiğini, İran’ın desteğini alan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın da, çok ağır suçlar işlediğini öne süren Trump, Müslüman ülkelere, teröre karşı mücadelede birlik olmaları çağrısı yaptı.

ABD Başkanı, hedefinin aşırılıkların kökünü kazımak olduğunu, bunun için de bir ülkeler koalisyonu kurmak istediğini açıkladı.

Terör saldırılarına kurban gidenlerin ezici çoğunluğunun “Arap, Müslüman ve Ortadoğu ülkelerinin masum halkları olduğuna” dikkati çeken Trump, teröristlere karşı koymaya yönelik ortak çabada, Amerika’nın desteğe hazır olduğunu ama ana sorumluluğun Müslüman ülkelere düştüğünü ifade ederek, “Bu teröristleri kutsal topraklarınızdan, toplumunuzdan, bu dünyadan defedin” çağrısı yaptı.

Trump, İran’ı bölgede “yıkım ve kaosu” yaymakla suçlarken, Türkiye, Ürdün ve Lübnan’ı, Suriyeli sığınmacılara kapılarını açtıklarını için takdir ettiğini belirtti.

Trump, Cidde toplantısında, Mısır, Bahreyn, Katar başta olmak üzere pek çok ülke lideriyle de ikili görüşmeler yaptı. Görüşmelerin ağırlık noktasını, silah satışı pazarlıkları oluşturdu.

Bahreyn’in 2002 yılında ABD tarafından “NATO üyesi olmayan başlıca müttefik” ilan edildiğine dikkat çeken ABD Başkanı, Katar emiriyle buluşmasında da “Size güzel askeri teçhizatlar satacağız. Başka hiç kimse bunları ABD gibi yapamaz” diye konuştu.

Mısır Devlet Başkanı Sisi ile de bir araya gelen ABD başkanı yakında Mısır’a mutlaka gideceğini, Mısır Devlet Başkanı Sisi’nin “eşsiz bir kişilik” olduğunu ifade etti.

ABD’nin Ortadoğu’ya bir anda artan ilgisi, Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti ve ikili görüşmeleriyle iyice belirginleşti.

Suudilere 110 milyar dolarlık silah satışı yanında, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Mısır ve daha pek çok Arap ülkesi Trump’ın silah satış listesinde sırada. Trump’ın bu ziyaretinde sürekli vurguladığı terörle mücadele için Arap ülkelerinin kendi aralarında geniş bir işbirliğine gitmeleri, sorumluluk üstlenmeleri çağrısı yanında, hedefine koyduğu İran’la mücadele için en geniş ittifakın oluşturulmasını dile getirmesi, Sünni İslam Ordusu ve Arap NATO’su projelerinin, hayata geçirilme aşamasına geldiğini gösteriyor.

Arap NATO’suna Mısır’ın, İslam Ordusu’na da Suudi Arabistan’ın liderlik yapması planlanıyor.

CHP İstanbul Milletvekili

Genel Başkan Başdanışmanı