Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşuyor.

Erdoğan konuşmasında terörle mücadelen ve Avrupa Parlamentosu’nun geçen hafta Türkiye için yayınladığı rapordan bahsettti. 

Yayınlanan raporu "hezeyan" olarak değerlendirdi. 

Avrupa ülkelerindeki liderlerin 23 Nisan’da mülteci kamplarını ziyaret için Türkiye’ye geleceklerini ancak Türkiye’nin Avrupa’dakiler rahat etsin diye 3 milyon göçmene baktığını ifade etti. 

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Akkuyu Nükleer Santrali’nin durdurulması çağrısı yapıldı. Çağrıyı yapan AB üyeleri temsilcilerinden oluşan bir parlamento. Avrupa’da faaliyet gösteren 135 nükleer santrali ne yapacağız? Dünyadaki 444 santrali ne yapacağız? Halen inşa edilen 62 santral için bu çağrıyı duyan var mı? Türkiye için bu kaygı nereden kaynaklanıyor? Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığından kurtulmasından duyulan kaygı yatıyor olmasın."

"Yaşanan bu terör olayları terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı eylem stratejisi yok olmuştur. Battık, mahvolduk, bittik diyorlar, nereye kaçacağız diyorlar. Bölge halkı yaşananları görmüştür. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakarca müdahaleyle terör örgütünü bir kez daha yenmiştir. Özerklikçilik oynayanlar kaybetmiştir. Milletimizin mahremini çiğneyerek onun gönlüne gireyeceğini zannedenler sadece nefreti kazanmıştır."

"Gazi Musatafa Kemal başkanlığında TBMM’de toplananların ortak bir iradesi ve kararlılığı vardı. Rahmetli Menderes’in, rahmetli Özal’ın, rahmetli Türkeş’in hissiyatları aynıydı. Pek çok görüşlerini paylaşmasam da Sayın İnönü ve Sayın Ecevit’in de bu görüşler içinde olduğunu sanıyorum."

"Dönemin Osmanlı yapısı içindekilerin azınlık konumunda olanların devleti nasıl parçaladıklarını bu insanlar bizzat yaşamışlardı. Meclis kurulurken, ölçü olarak ne coğrafya ne köken alınmıştı. Lozan’da da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için belirlenen ölçü İslam olan, İslam olmayan olarak belirlenmişti."

"Cumhuriyet kurulduktan sonra üzerimizde emelleri olanlar boş durmamıştır. Kürt kardeşlerimiz üzerinde yeni bir ırkçılık oyunu ortaya konmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yaşanan isyanların tek bir sebebe bağlanamaycağını biliyoruz. Devletin eksikleri, hataları söz konusudur. Bu isyanların hemen tamamında tahrik unsuru dış güçlerdir. Tıpki Ermeni teröristlerin diplomatlarımıza saldırıları gibi, tıpkı PKK’nın 1984’ten bu yana sürdürdüğü terör eylemleridir. Buradan tüm vatandaşlarıma özellikle de bölge halkına sesleniyorum. Geçtiğimiz yılın temmuz ayından bu yana süren terör eylemlerinin ülkemizin menfaatleriyle en küçük ilişkisi var mıdır? Türkiye’nin ayağına çelme takma, Türkiye’nin enerjisini yavaşlatmanın ürünü değil midir? Biz terörle mücadele sırasında şehit verdiğimiz askerimizin, polisimizin, korucumuzun adını tarihe altın harflerle kazıdır, kazıyacağız. Şehitlerimiz namusları bildikleri vatanlarını, milletini müdafaa uğrunda hayatlarını kaybetti. Peki bu Kürt gençleri ne uğruna öldü? Bunların ölümü Kandil’deki terör baronlarının umrunda mı?"