Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berlin Konferansı’ndan dönüşte uçakta yaptığı açıklamada Libya’ya askeri güç gönderilmediğini, gönderilen kadronun ‘eğitici kadro’ olduğunu savundu. Erdoğan konferanstan çıkan metne Hafter’in imza atmadığını, mutabakatın sözlü kaldığını söyledi. Yunanistan’ın Hafter’i Atina’ya çağırmasına ilişkin ‘Bizi tahrik etmek için çağırdı’ diyen Erdoğan, Türkiye’nin Moskova ve Berlin’deki görüşmelerde ‘arabulucu’ olmadığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Berlin Konferansı’na katılmak üzere gittiği Almanya dönüşü uçağındaki gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, İdlib konusunda ise Rusya ile bir sıkıntı öngörmediğini söyledi.

NTV’nin aktardığına göre Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

– “Libya’da siyasi çözüm çabalarımızın bir parçası olarak Berlin’de düzenlenen Libya zirvesine katıldık. 55 maddelik zirve bildirgesini kabul ettik. Burada Birleşmiş Milletler çatısı altında bir yol haritası bulunuyor. Bizim Sayın Putin ile birlikte çağrısını yaptığımız ateşkese uyulması halinde siyasi sürecin de önü açılacaktır. Zirvede aldığımız kararlar çerçevesinde Sarrac ve Hafter tarafından 5’er kişinin katılacağı askeri komite önümüzdeki birkaç gün içinde toplanacak. Buradaki kilit nokta Hafter’in saldırgan tutumunu sonlandırmasıdır. Nisan’dan bu yana tüm anlaşmaları ihlal eden ve meşru hükümete saldıran özellikle Hafter taraftarlarıdır. Toplantıda bu konuyu açıkça dile getirdim. Tabii kimse itiraz edemedi.”

– “Gerçek şu ki bizim Libya konusunda attığımız adımlar sürece bir denge getirdi ve ateşkes zemini oluştu. Hem sahada hem de masada pozisyonunuzu güçlü tutarak siyasi sürece destek olmaya devam edeceğiz. Libya’da Türkiye’nin mevcudiyeti barış umutlarını artırmıştır. Biz Libya’da terörle mücadele kisvesi altında ne tür oyunların oynandığını da görüyoruz. Buna karşı meşru hükümetinin yanında durmaya devam edeceğiz.”

-“Özellikle bugün alınan kararları takip edecek bir mekanizma kurulacak ve aylık toplantılar yapılacak. BM çatısı altında yapılacak olan bu toplantılarda Libya’nın siyasi, askeri ve ekonomik konuları ele alınacak. Bu toplantılara bizim arkadaşlarımız da katılacaktır.”

– “Libya’nın yanı sıra bugün hem Sayın Putin ile görüşmemde hem de zirvede İdlib konusunu gündeme getirme fırsatını buldum. Bu arada Sarrac ile bir görüşmem oldu. Cezayir Cumhurbaşkanı Sayın Abdulmecid Tebbun ile de bir görüşme yaptık. Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede de gerekli mesajları kendisiyle paylaştım. Sayın Putin’le gerek Moskova’daki gerekse ondan sonraki süreçte bunları çok açık net değerlendirme fırsatını bulduk. Bu sürece olan yaklaşımı bazı gerçekleri görmesini bakımından lehte oldu.”

‘OLAY TAMAMEN SÖZLÜ KALMIŞ OLDU’

– “Ancak tabii Hafter’in şu ana kadar, ayrıldığımız zamana kadar metinlere imza atmaması manidardır. Hepsi sözdedir ve ben de kendilerine atalarımızın o sözü ile bir hatırlatmada bulundum; ‘söz uçar yazı kalır’ dedim. Bunun imza ile teyit edilmesi gerekir dedik. Fakat tüm bunlara rağmen imza altına alınamadı. Olay tamamen sözlü olarak bütün katılımcıların şahit olması ile o şekilde kalmış oldu. İnşallah neticesi hayırlı olur.”

‘ASKERİ GÜÇ GÖNDERMİYORUZ, SADECE EĞİTİCİ KADRO GÖNDERDİK’

– “En çok ve en ileri sordukları soru ‘Bundan sonra buraya siz askeri güç gönderecek misiniz?’ Bizim de onlara verdiğimiz cevap şu oldu; ‘Biz buraya şu anda askeri güç göndermiyoruz. Biz sadece eğitmen olarak, eğitici olarak buraya bir kadro gönderdik o kadar. Bunlar da orada eğitim yaptılar. Ama öbür tarafta Wagner burada 2 bin 500 güvenlik gücü ile var. Onları niçin masaya yatırmıyorsunuz?’ Böyle söyleyince ona da bir şey diyemiyorlar. Kaldı ki sadece Wagner değil, mesela orada Sudan’dan 5 bin civarında asker var. Bunun yanında Çad’dan var, Nijer’den var. Malum Abu Dabi yönetimi nereden bulursa alıyor. Hakeza Mısır’da bu tür askeri güçler az değildir. Ama tüm bunların dışında üzerinde durulması gereken başka bir konu var. Savunma sistemleri noktasında, hava kuvvetleri vesaire, buralarda özellikle Rusların, Abu Dabi yönetiminin vermiş olduğu desteklerdir. Biz buradan kendilerine yüklenmek suretiyle ‘Bu konularda biz sizden hassasiyet bekliyoruz’ dedik. Onlar da bu konularda bize ‘hayır’ diyemediler ve başta Merkel olmak üzere bunu kabullendiler.

‘ATEŞKES HUSUSUNDA SERRAC’I ZORLAMAYIZ’

– “Bize verilen sözler eğer yerine gelirse, biz de bunlara karşı örneğin ateşkes hususunda kesinlikle Sarrac’ı hiçbir şeye zorlamayız. Ama biz Sarrac’ı şöyle görüyoruz. Sarrac, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kabul ettiği bir liderdir. Hafter’in böyle bir özelliği yok. Bununla ilgili de özellikle Merkel hiçbir aksi bir ifade kullanmadı. Tablo böyle olunca, bizi oraya davet eden meşru bir hükümetin başı, diğeri ise gayrimeşru. Gayrimeşru bir kişinin davetine icabet edenler mi bizim için önem arz eder, yoksa meşru bir yönetimin davetine icabet eden mi?”

– “Mesela bugün gerek Salame gerek Pompeo, petrol limanları ile ilgili aynen bizim düşüncemizi ortaya koydu. Petrol limanları ile ilgili konuyu onlar da gündeme getirdiler. Bu bizim ne kadar önemli bir yerde durduğumuzun bir defa ispatı. Hele hele Salame’nin bunu savunuyor olması bizim işimizi daha da kolaylaştırıyor. Çünkü ben konuşmamda petrol limanları konusu üzerinde durdum ve şu anda da son dönemde oradaki en önemli sıkıntısı petrol limanlarıdır. Yani Hafter oralarda bariyer oluşturmaya, baraj oluşturmaya, buradan böyle bir şeyin üzerine gidiyor.”

– “Şu anda eğer biz bir güçlü devlet isek, bir güçlü devlet olarak bizden birçok beklentiler var. Bu beklentiler karşısında eli kolu bağlı durmak mümkün değil ama bunları da uluslararası hukuk çerçevesinde her zaman hayata geçirmemiz lazım. Bu tür şeylerde de bu tür talepler karşısında geri durmamız mümkün değil.”

İDLİB: ‘BİZİM ILIMLI MUHALİF DEDİKLERİMİZE TERÖRİST OLARAK BAKIYORLAR’

– “Mesela biz bugün sadece Libya’yı işlemedik, İdlib’ide işledik. İdlib konusunu hem Libya ile ilgili yaptığım konuşmada işledim hem de Sayın Putin ile etraflıca uzun uzadıya İdlib konuştuk. Kendisine durumu anlattık. Kendisi de ‘İlgili arkadaşlarımız dışişleri, savunma, istihbarat bu ilişkilerini süratle devam ettirsinler’ dedi. Onlar şimdi ‘kendilerinin canını yaktığını söyledikleri’ bizim ise ‘ılımlı muhalif’ olarak baktığımız kişilere terörist olarak bakıyorlar. Ben kendisine şunu söyledim ‘Bunlara terörist diyorsunuz da Esed devlet terörü estiriyor. Bu adam yüzbinlerce insan öldürdü ve hala şu anda İdlib’de bombalar yağdırılıyor’ tabii bunu kabul edemiyor.”

– (İdlib’den göçenler) “Biz şimdi yeni bir kampanya başlatıyoruz. Bunlar bize 30 kilometre falan yaklaştılar. Şimdi diyoruz ki bunlara briketten 20-25 metrekarelik baraka yapalım, üzerini brandalarla kapatalım. Hiç olmazsa bunların yaşam koşulları biraz daha konforlu hale gelsin. Bunları buralara yerleştirelim dedik. Şimdi Kızılay’ı, AFAD’ı bu konuda süratle seferber edeceğiz ve o bölgede bunları yapmaya başlayacağız.”

– (İdlib konusu Rusya ile soruna yol açar mı?) “Rusya ile bizi birbirine bağlayan şu andaki bağlar biraz farklı. Buna “stratejik” diyebiliriz ve bu stratejik bağlar bizi biraz farklı birbirimize bağlıyor yani klasik değil. Şimdi bu stratejik bağlar aramızdaki ilişkileri de çok daha güçlü bir seviyeye doğru taşıyor. Burada herhangi bir sıkıntı yaşayacağımıza da zaten benim ihtimal vermem söz konusu değil.”

HAKAN FİDAN’IN GÖRÜŞMELERİ

– “Çok daha önemlisi istihbarat noktasında Hakan Bey’in gerek Rusya tarafıyla gerek Suriye tarafıyla gerek İran tarafıyla, oralardaki muhatapları ile ilişkileri de şu ana kadar başarılı bir şekilde devam etmiştir. Şimdi İran’da yeni bir istihbaratçı göreve geldi. Onunla da henüz daha görüşmeye başladığını zannetmiyorum Hakan Bey’in ama bugünlerde onunla da ilişkilerini geliştirecektir. Böylece bizim etrafımızdaki ülkelerle olan bu tür bağlarda Hakan Bey bu süreci zaten başarılı şekilde devam ettirmektedir.”

– “Öncelikle İtalya’nın özellikle bu doğalgaz konusundaki beklentileri, bizim Türk akım projesinin stratejik bir yatırım olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli. Bu stratejik yatırım özellikle bizi birbirimize çok farklı bağlıyor. Şu anda Libya ile bizim bu anlaşmamız tabi Türkiye ve Libya müşterek çalışacağız ama biz buraya üçüncü, dördüncü ülkeleri de yanımıza ortak olarak alabiliriz. Biz belki beşinci ülkeyi buraya ortak olarak alabiliriz.”

‘SOMALİ’DEN TEKLİF VAR’

– “Şu anda bize mesela Somali’den teklif var. ‘Bizim denizlerimizde petrol var. Libya’da bu çalışmayı yapıyorsunuz ama bizim buralarda da bu çalışmayı yapabilirsiniz’ diyorlar. Bunlar bizim için de çok önemli. Dolayısıyla burada yapacağımız çalışmalarda bizim oralarda da atacağımız adımlar olacaktır. Bunun bize sağladığı bir şey var. Biz eskiden para vermiyorduk. Diyelim ki ExxonMobile ile diyelim ki bir anlaşma yapıyorduk, gelip Karadeniz’de 1 ay, 2 ay arama yapıyorlardı. Arama maliyetleri de 200 milyon dolar… Bir şey bulamıyor… Bir şey bulamadıktan sonra da çekip gidiyor. Ama biz anlaşmamızı öyle yapmışız ki bir kuruş da para vermiyoruz. Hep yaşadık ama o zaman bizim zaten ne sondaj gemimiz vardı ne sismik araştırma gemimiz vardı. Adamlar da Karadeniz’de petrol var diye böyle bir teklifle bize geliyorlardı; yüzde 50, yüzde 50… Bulursak yüzde 50 onlar alacaklar, yüzde 50 de bize verecekler fakat bulamadılar. Keşke bulsalardı da oradan bu işe başlasaydık ama ne oldu,şimdi bizi de ev sahibi yaptılar. Bizim şimdi iki tane sondaj gemimiz oldu. İki tane de sismik araştırmagemimiz oldu. Dünya da sürekli bu gemileri bizden kira olarak istiyor.”

LİBYA SULARINDA SONDAJ

– “İtalya şu anda bizimle görüşmeler yaptı. Libya ile yaptığımız mutabakat çerçevesinde biz sondaj çalışmalarını yapabileceğiz. Fakat bütün bunlara rağmen tüm Kıbrıs’ın etrafından çıkacak olan ürünlerin hepsi kuzey ve güneyindir. Hepsi eşit oranda buralarda bu hakkı paylaşma imkânına sahiptir. Ama bugüne kadar Güney Kıbrıs buna uymamıştır. Hiçbir zaman da kuzey ile bunu beraber oturup konuşup anlaşalım dememişlerdir. Şu anda tabi bizim sahilimiz ile Libya sahili birbirini gördüğü için burada böyle bir imkan bize doğuyor ve Yunanistan’ı çıldırtan da zaten bu… Bir de Doğu Akdeniz’de tabii en uzun kıyı şeridine biz sahibiz. Bu da bize ayrı bir imkan sağlıyor. Girit adasının etrafında kıta sahanlığından bahsediyorlar. Adaların etrafında kıta sahanlığı gibi bir olay söz konusu değil. Bu sadece karasuları ile alakalı. Maalesef bizimkilerden bazıları da buna uyuyorlar.”

MİÇOTAKİS-HAFTER GÖRÜŞMESİ

– “Niye Miçotakis, Hafter’i Yunanistan’a çağırdı? Sadece bizi tahrik etmek için çağırdı. Bu akşam ismini vermeyeceğim bir tane lider ‘Miçotakis sizinle tekrar arayı düzeltmek istiyor’ dedi. ‘Nasıl bir iş bu? Hem benimle arayı düzeltmek istiyor öbür taraftan da gidiyor Hafter’i Yunanistan’a çağırıyor. Böyle saçmalık olur mu?’ dedim. ‘Sen ona söyle, öncelikle bir defa bu yanlıştır, düzeltsin, ondan sonra bizim görüşmemiz kolaydır’ dedim.”

‘ARABULUCU SIFATINI KABUL ETMEYECEĞİMİZİ PUTİN’E SÖYLEDİM’

– (Libya’da arabuluculuk mu yapıyorsunuz?) “Burada arabulucu sıfatıyla bulunmayı kabul edemeyeceğimizi zaten Sayın Putin’e başta da söyledim. Sayın Putin burada ‘Ben Hafter tarafını halledeceğim. Siz de Sarrac’ı hallederseniz bu işi çözüme kavuşturalım’ yaklaşım tarzında. Bizim ikimizin arasındaki böyle bir yaklaşım tarzıdır. Yoksa ben bu noktada siyaset anlayışımda bir teröristle asla masaya oturmam, masaya oturulmasına da müsaade etmem”

– (‘Suriye’de daha da ilerleyeceğiz’ sözleri nereyi kapsıyor?) “Birinci derecede şu anda İdlib. İdlib’de biliyorsunuz gözlem noktalarımız var. Gözlem noktalarında son zamanlarda Halep’ten oralara bazı saldırı atışları oldu. Gereken cevaplar gerektiği anda gerektiği şekilde de veriliyor. Ayrıca malum Tel Abyad ve Resulayn arası bizim kontrolümüz altında. Orada da bizim işi bırakmamız mümkün değil. Biz bu Resulayn ile Tel Abyad arasındaki yeri öyle bir hale getirmek istiyoruz ki burada dünyadan bize destek gelmezse, gerekirse biz yardım da toplayarak,buralarda kendi plan projemizi hayata geçirelim. Bunu yaparsak gerçekleştirirsek burası çok daha farklı bir hale gelmiş olur. Buralar Barış Şehirleri halini alır.”

– (‘FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları) “Daha geçenlerde Urla Belediye Başkanı’nın FETÖ’cü olduğu ortaya çıktı. Şu anda ne oldu? Tutuklu içeride. Mahkemesi devam ediyor.
– “Daha bunların neleri neleri çıkacak. Var. Bu süreç bu şekilde devam eder. Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez. Şimdi bu pisliklerden kurtulmak için parlamentonun üzerine bunu yıkmak istiyor. Bunun bedelini bir defa ödeyecekler. Önce sen iddia sahibisin, bu iddianı ispatla. Meclis’i buna karıştıramazsın.”

FRANSA’YI KARŞIMIZA ALMAMIZA GEREK YOK’

– (Macron’un açıklamaları) “Bence bu konuda biz Fransa’yı karşımıza alıp da ona belli bir yer verme noktasına gitmemize gerek yok. Yani şu anda Fransa’ya karşı gerek Hafter tarafının gerekse Sarrac tarafının çok da sıcak bakar yanları yok. Zaten böyle olsaydı bu anlaşma Fransa ile yapılırdı. Şu an itibarıyla Fransa’nın bölgeye özellikle Kuzey Afrika ülkelerine bir ilgisi, alakası var ama bu uçak gemisini bölgeye göndermesinin ne anlama geldiğini zaman içerisinde görme fırsatımız olacak. Bu akşam kendisiyle de fazla muhabbet etme imkanımız olmadı. Libya konusunda içerideki müzakerelerde de çok ciddi bir şey söylemedi diyebilirim. Dolayısıyla atılacak adımlarda da bundan sonraki sürece yönelik tek önemli avantajı BM Güvenlik Konseyi üyesi olması. Ve üyeliğin ona sağlamış olduğu avantajları kullanıyor olabilir. Bu en önemli yönü. Bu akşam bir şeyi söyledim o da şu ‘Bu metin BM Güvenlik Konseyi’ne gidecek ve Konsey metni onarsa uygulamaya geçecek ama onamazlarsa metin uygulamaya da geçemeyecek.’ Böyle bir durum söz konusu. Onun için tabii Fransa’nın burada önemli bir konumu var. AB bu sürece adeta koordinatör sıfatı ile girsin yaklaşımına da bizler ‘BM varken AB’nin sürece koordinatör olarak girmesi doğru olmaz’ demek suretiyle ikili görüşmelerde ona karşı durduk.”