CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Marx’ın ‘Dünyanın bütün işçileri birleşin’ ifadesinin otoriter rejimlerin güç kazandığı bir ortamda artık değişmesi gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “‘Dünyanın bütün demokratları birleşin’ demeliyiz. Dünyanın bütün demokratları birleşmek zorundadır” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen DİSK 16. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, 2008’de Sosyal Güvenlik Yasasının “reform” diye toplumun önüne konulduğunu ve reformla 2008’den sonra emekli olanlarla 2008’den önce emekli olanlar arasında aylık en az bin liralık farkın ortaya çıkarıldığını savundu.

Emeklilikte yaşa takılanlara da değinen Kılıçdaroğlu, “Niçin EYT’liler var? Şöyle bir reform yaptılar. Kaç işçi, kaç sendikacı bunun farkında bilmiyorum? Kişi prim ödeme gün sayısını doldurunca işi bırakıyor, işi olduğu halde bırakıyor. Çünkü çalışsa yaşı doldursa alacağı emekli aylığı düşecek. Siz böyle bir reform dünyada gördünüz mü? Daha fazla çalışıyor, daha fazla prim ödüyor, daha az emekli aylığı alıyor. Ama çalışmasa, işi bıraksa, yaşı dolmayı evde beklese, yaşı dolduğunda daha fazla aylık alacak. Bu reform diye Türkiye’ye satıldı” diye konuştu.

‘GÜÇLÜ SOSYAL DEVLET’ VURGUSU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, birinci ayağın demokrasi, ikincisinin üreten Türkiye olduğunu dile getirerek, “Üçüncüsü, güçlü bir sosyal devlet kuramazsanız o memlekette huzuru sağlayamazsınız. Güçlü bir sosyal devlet. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir devlet. İşsizlik dolayısıyla hiç kimsenin kendisini yakmadığı bir ülke. Parlamentonun duvarının dibine gelip intihar etmek isteyen, parlamentoda çatıya çıkıp intihar etmek isteyen, kendisini yakan insanların olmadığı bir Türkiye’yi güçlü bir sosyal devlet kurarak inşa edebilirsiniz. Güçlü sosyal devletin en temel ayağı anayasası, uluslararası normu, 102 sayılı Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Sözleşmesidir. Bunları istemek zorundasınız” diye konuştu.

Taşeron işçiler için mücadele verdiklerini ama henüz tam anlamıyla sonuca ulaşmadıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, halen on binlerle sayılan taşeron işçi olduğunu öne sürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu, toplumun unuttuğu bir kesimin daha bulunduğunu ve bu kesimin apartman görevlileri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Onların çocuklarının güneş görmeye hakkı var mı? Onların çocuklarının iyi eğitim almaya hakkı var mı? O zaman onların da sorunlarına eğilmek zorundayız. Sendikacı olmak sadece işçinin sorunlarıyla ilgilenmek değil, sendikacı olmak Türkiye’nin ve dünyanın sorunlarını yakından izlemek ve çözüm üretmek demektir. Biz kendi sorunlarımızı biliyoruz, çözümünü de biliyoruz. Güçlü bir sosyal devleti inşa etmek zorundayız.”

Karl Marx’ın “Dünyanın bütün işçileri birleşin” ifadesini hatırlatan Kılıçdaroğlu, 21. yüzyılda, otoriter rejimlerin güç kazandığı bir ortamda yeni bir söylemle ortaya çıkmak gerektiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, “(Dünyanın bütün demokratları birleşin) demeliyiz. Dünyanın bütün demokratları birleşmek zorundadır. Dünyanın bütün demokratları ortak ses çıkarmak zorundadır” diye konuştu.

Dördüncü önemli noktanın sürdürülebilirlik olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Demokrasinizi geliştirirsiniz, üreten Türkiye’yi inşa edersiniz, her alanda üretiyorsunuz, sonra hakça bölüşüyorsunuz, güçlü bir devlet kuruyorsunuz. Sonra, bunun sürdürülebilirliği gerekiyor. Bunlar nedir biliyor musunuz? Bunlar aynı zamanda Cumhuriyetin kurucu değerleridir. Cumhuriyeti kuran insanlar iki temel ilkeden yola çıktılar. Bir, ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Bayrağımın altında özgürce Türkiye halkı olarak yaşayacağım’. İki, ‘Savaş meydanlarında kazanılan zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılamazsa bu özgürlük ve bağımsızlığımı koruyamam, elinizden alırlar’ diyor. Bugün eğer Türkiye dış politikada egemen güçlerin taşeronluğuna soyunuyorsa bilin ki o ülkede sorun vardır. Temel bir sorun vardır. Ekonomide, demokraside sorun var demektir. Siyaseten ülkeyi yönetenlerin egemen güçlere verecekleri hesap var demektir. Bunların hepsini bir şekliyle değerlendirmek zorundayız. İşin özeti sürdürülebilirlik, aynı zamanda devlette liyakat demektir. Ahlaklı insanlar devleti yönetirler. İşi bilenler devleti yönetirler. Eğer siz bu ülkede ayakkabı kutusunda rüşvet alan insanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil etmek üzere bir başka ülkeye büyükelçi olarak gönderiyorsanız orada sorun var demektir.”

Kılıçdaroğlu, bugün en sıcak gündemin işsizlik olduğunu aktararak “Bunu aşmak için de birlikte mücadele etmek zorundayız. Demokrasiyi inşa edeceğiz.  Türkiye hep birlikte üretecek, güçlü bir sosyal devleti kuracağız ve bunun sürdürülebilirliği için de dünyadaki bilim dahil, bütün gelişmeleri yakından izleyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.