Dünya Bankası, ‘Türkiye Ekonomik İzleme’ raporunda, sermaye çıkışları ve rezervlerdeki düşüşün dış finansman baskılarını artırdığını belirtti. Banka, Türkiye ekonomisinin 2020’de yüzde 3,8 küçüleceği beklentisini de paylaştı.

Dünya Bankası, güncel ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği ve Türkiye’deki ekonomik beklentilere ilişkin analizlerinin sunulduğu “Türkiye Ekonomik İzleme Raporu”nun Ağustos 2020 sayısını yayımladı.

Raporda, “Türkiye’de Virüs kontrol önlemlerinin sürdürülmesi, kırılgan durumdaki hanehalklarının desteklenmesi ve etkin bir ekonomik politika bileşimi sürdürülebilir toparlanmanın sağlanmasında kilit önem taşıyor” denildi.

Rapordan satır başları şöyle:

“Sağlık krizinin ekonomik etkileri ciddi düzeyde oldu ve 2018-2019 dönemindeki ekonomik yavaşlama sonrasındaki kademeli toparlanmayı rayından çıkardı. Küresel ekonomideki yavaşlamadan dolayı Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatına dönük dış talep azalırken, cari hesaptaki dengesizlikler yeniden ortaya çıktı.

Finans sermayesinin küresel düzeyde güvenli limanlara yönelmesi ve Merkez Bankası (TCMB) rezervlerindeki sert düşüş, Türkiye’nin üzerindeki dış finansman ve piyasa baskılarını artırdı.

1 Mart ile 13 Mayıs arasında TL, dolar karşısında yüzde 20 değer kaybetti. Cari hesaptaki dengesizlikler, sermaye çıkışları, mevduatlardaki dolarizasyon ve ABD dolarındaki genel değerlenme, TL’deki değer kaybında etkili oldu. TCMB’nin rezervleri kullanılmasaydı, TL’deki değer kaybı ve dalgalanma, çok daha sert olabilirdi.

Bu gelişmeler, TCMB’nin döviz rezervlerinde sert düşüşe neden oldu. Sadece Mart ayında rezervler 16,6 milyar dolarla rekor düzeyde azaldı. Nisanda azalış, 6,8 milyar dolarla devam etti.”

‘3,3 milyon kişiyi yoksulluğa sürüklenebilir’

“Sene başında 105 milyar dolar olan TCMB rezervleri, Nisan’da 85 milyar dolara kadar düştükten sonra, Mayıs’ta Katar Merkez Bankası ile yapılan swap anlaşmasıyla rezerv tekrar 90 milyar doların üzerine çıktı. Rezervlerdeki düşüş, yurt içi ve yurtdışındaki bankalarla yapılan swap’larla geçici olarak artırıldı.

Dış baskılar ve yurt içinde salgına karşı alınan önlemler Nisan-Mayıs aylarında yurt içi üretimin ani bir şekilde durmasına neden oldu. Bu ekonomik etkiler, istihdamın ve iş gücüne katılımın düşmesi ile birlikte pandemi öncesinde zaten var olan iş gücü piyasası zorluklarını daha da ağırlaştırdı.

Salgının neden olduğu ekonomik şokun etkisiyle, 3,3 milyon kişiyi yoksulluğa sürükleyebilir. Öte yandan, bu insanların dörtte üçü, pandeminin ilk andaki etkilerine karşı uygulamaya konulan hedefli sosyal destek programlarının genişletilmesi yoluyla yoksulluğa düşmekten kurtarılabilir.

Türkiye, küresel ekonominin büyük kısmı gibi 2020’de zor bir yıl geçiriyor. Bu yıl Türkiye ekonomisinin yüzde 3,8 oranında küçülmesi bekleniyor ve 2021’deki toparlanmanın nasıl olacağı belirsiz. Salgının kontrol altında tutulması için ihtiyatlı tutumun sürdürülmesi ihtiyacı, tüketim üzerinde baskı yaratacak.

Salgını kontrol altında tutma ve ihtiyatlı tutumu sürdürme ihtiyacı tüketim üzerinde baskı oluştururken, borç yükü şirket yatırımları üzerinde ve zayıf dış talep de ihracat üzerinde baskı yaratacak. Yatımlardaki ve iş gücüne katılımdaki düşüşün, Türkiye’nin ve diğer yükselen ekonomilerin verimlilik artışı ve potansiyel ekonomik büyümede yaşadığı düşüşü daha da şiddetlendirmesi bekleniyor.”