DİSK Genel Başkanı Kani Beko; “Bireysel Emeklilik Fonu için 19 müteahhitle altyapı hazırlıkları var. Bireysel Emeklilik fonunda biriken kaynakları doğrudan Kanal İstanbul projesine aktaracaklar.” dedi. 

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Kani Beko, Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’a açıklamalarda bulundu. Hiçbir çalışanın bireysel emeklilik fonuna girmemesi gerektiğini söyleyen Beko, Şili’deki faşist Pinochet hükümetinin de darbeden sonra bireysel emeklilik fonu kurduğunu söyleyerek, “Kıdem tazminatlarını bireysel emeklilik fonuna aktarsalar bile yine hedefi dışında kullanılacak bu paralar.” dedi.

KİRALIK İŞÇİLİĞİN ANAYASAYA AYKIRILIĞINA DAİR DİSK RAPORU YAYINLANDI

Beko’nun BES, kiralık işçilik ve kıdem tazminatı ile ilgili açıklamaları şöyle:

– Kiralık işçilik nasıl işleyecek?

Bir işyerinde bir kadın işçi doğum yaptı diyelim. Siz telefonla bu özel istihdam bürosundan bu kadının yaptığı işin devamı için en fazla 8 ay süreyle kiralık işçi çalıştıracaksınız. Senelik izne çıkanlar, hasta olanlar için kiralık işçi çalıştırılacak. Patronlar işçileri atıp yerine kiralık işçi alacaklar. Sizin burada ne vergiyi, ne sigortayı, ne sendikayı takip etmeniz, denetim altına almanız mümkün. Amele pazarından alınan işçilerin sigortası var mıydı? Bu zihniyet Türkiye işçi sınıfını 40 yıl geriye götürecek. CHP, AYM’ye başvurdu. Bizim başvuru hakkımız olmadığı için bu başvuruya destek verdik. Bu bir insan ticaretidir. İnsan ticareti iç hukukta da uluslararası hukukta da yasaktır. Ama 16 Nisan anayasasına göre AYM üyelerinin büyük bölümünü Cumhurbaşkanı atıyor. Cumhurbaşkanı AKP’li, yasayı çıkaran AKP. Bu AYM ile kiralık işçi yasası iptal edilir mi? Kıdem tazminatı düzenlemesi de bunun gibi uluslararası sermayenin talebi.

– Batı’ya kafa tutan, ‘ey Amerika, ey Batı’ diyen söylemin altında teslimiyet mi var?

Uluslararası sermaye şunu diyor: ‘Türkiye’ye geliriz, fabrikamızı kurarız, sigorta primlerini, vergimizi öderiz ama işçinin kıdem tazminatı ile uğraşmayız.’ Bu 2 sene önce ilk gündeme geldiğinde 40 ilde eylem yaparak durdurmayı başardık. Ama bugün yine gündemde.

– Niye karşısınız kıdem tazminatı fonu kurulmasına?

Türkiye’de kurulan bütün fonlar başarısızlıkla sonuçlandı. Fakir fukara fonu, tasarrufu Teşvik Fonu şaibeli, Konut Edindirme Yardımı, İşsizlik Fonu… Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanı iken işsizlik Fonu’ndan karayollarına 25 milyar lira aktarmış. Bir o kadar da sigorta prim teşviği diye patronlara verilmiş. Temel insani ihtiyaçlarını giderebilecek bir maaş alması gereken işçilere fondan ödenen maaş ise sadece 11 milyar lira. Yarın kıdem tazminatlarını bireysel emeklilik fonuna aktarırlarsa yine hedefi dışında kullanılacak bu paralar. Ben şimdiden söyleyeyim. Bireysel Emeklilik Fonu için 19 müteahhitle altyapı hazırlıkları var. Bireysel Emeklilik fonunda biriken kaynakları doğrudan Kanal İstanbul projesine aktaracaklar.

– Bunun yasal bir altyapısı var mı?

Bu böyle olacak. Şili’de 1973 yılında faşist Pinochet darbe yaptıktan sonra ilk yaptığı şey, bireysel emeklilik fonunu kurmak oldu. Şimdi Şili’de emekliler açlık sınırının altında yaşıyor. Bugün bireysel emeklilik fonu için 1 Nisan’da 4 milyona yakın çalışan kapsama alındı. Yasa gereği 2 ay içinde bunlar fondan ayrılabilir. Ben tekrarlıyorum. Kesinlikle kimse bireysel emeklilik fonuna girmesin.

– Kıdem tazminat fonunun kurulmasına karşı ne yapacaksınız? Planınız nedir?

Kıdem tazminatı olmayan işçinin iş güvencesi olmaz. Bedeli ne olursa olsun leş kargalarına kıdem tazminatlarımızı yedirmememiz gerekir. 7 Haziran’da bütün bölgelerde kitlesel basın açıklamaları yapacağız, gerekirse genel grev yapacağımızı ilan edeceğiz. Ancak bu sadece DİSK üyesi işçilerin, hatta sadece Türk-İş ve Hakİş üyesi olan işçilerin de sorunu değil, 15 milyon işçinin sorunu.

– Bu işçilerin kaçı sendikalı, kaçı DİSK’e üye?

Bugün 1.5 milyona yakın sendikalı işçi var ama toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilerin sayısı 1 milyon. Bizim üye sayımız 200 bin. DİSK olarak sendika üyesi olmayan ama mağdur olacak tüm işçileri örgütlemek ve eylemlere katmak görevimiz var.

– Türk-İş ve Hak-İş’in hükümete yakın politikaları var. Güveniyor musunuz onlara?

Türk-İş ve Hak-İş genel başkanlarına ‘Bu bizim son kalemiz. Ortak mücadele etmemiz gerekir’ dedim. Kendi aralarında de değerlendirecekler. Tabandaki işçiler ve bazı sendikalar mutlaka kıdem tazminatı ile ilgili mücadeleden yana.

– Kıdem tazminatı alamayan işçilerin olduğu da bir gerçek, değil mi?

1475 sayılı İş Kanunu’na şu düzenlemeler eklenirse sorun biter: “İflas nedeniyle ödenmeyen kıdem tazminatını devlet ödesin ve işverenden haciz yoluyla tahsil etsin. İflas halinde bankaların, devletin değil işçilerin alacaklarının ödenmesi öncelikli ve imtiyazlı olsun. Bir gün çalışana bile kıdem tazminatı ödensin. Kıdem tazminatı ödemeyen patrona ağır yaptırımlar getirilsin.’ Bunu yapın, fona gerek kalmaz.