İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri, Narlıdere ilçesindeki kampüslerinin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılıp, geçici süreyle altyapısının yetersiz olduğunu söyledikleri Tınaztepe Yerleşkesi’ne taşınmasına yönelik karara tepki gösterdi. Konu ile ilgili yaptıkları açıklamada fakülte öğrencileri, “DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri olarak eğitim hayatımızı sekteye uğratacak ve imkânların mevcut olmadığı rektörlük için tasarlanan binaya taşınmayı açıkça reddediyoruz. Öğrencisini ve akademisyenlerini muhatap almayan bir yönetim anlayışını kınıyoruz.” ifadelerini kullandı.

DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesinin (GSF) Narlıdere’deki kampüsünün, Mühendislik Fakültesi görevlilerinin denetiminde “depreme dayanıksız” olduğu tespit edilmesinin ve geçici süreyle Tınaztepe Yerleşkesi’ne taşınması kararının alınmasına öğrenciler tepki gösterdi. Öğrenciler, gidilecek olan yeni yerin güzel sanatlar eğitimine elverişli olmadığı ve taşınma işleminin ani ve plansız yapıldığın söyledi.

Fakülte öğrencileri tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

Yarım yüzyıla yakın süredir Türkiye’nin ve İzmir’in kültür-sanat yaşamına büyük katkıları olan okulumuz Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, yıllar önce Alsancak’tan Narlıdere’ye taşınmıştı. Şimdi de Narlıdere’de kök salmış geleneğinden koparılarak sanat eğitiminin imkânsız olduğu, rektörlük için tasarlanmış bir binaya taşınmak isteniyor. Bu düşünce, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ölüm fermanından başka bir şey olamaz. Türkiye’nin en büyük Güzel Sanatlar Fakültesi olma özelliğini taşıyan Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, içinde barındırdığı 11 bölüm ve 1 enstitü ile birlikte ülkemize sanatçı yetiştiren köklü bir kuruluştur.

11 bölümün bünyesindeki anasanat ve anabilim dalları müfredatı %20-%30 kuram, %70-%80 uygulamalı eğitime dayalı ilerlemektedir. Bu yüzden her bölümün kendi ders programına uygun atölyeleri, stüdyoları, laboratuvarları ve bunlara uygun araç gereçleri vardır. Örneğin; sahnesiz tiyatro eğitimi yapılamaz, çünkü sahne bu eğitimin yüreğidir. Stüdyosu olmadan sinema eğitimi olamaz, fırınları olmadan seramik eğitimi yapmanın olanağı yoktur. Resim, grafik, heykel bölümleri için geniş alanlar, geleneksel el sanatları için dokuma tezgâhları gereklidir. Müzik Bilimleri bölümü için müzik aletlerine ve kayıt stüdyolarına gereksinim vardır. Rektörlük için projesi çizilmiş ve yapılmış olan, taşınmamızı istedikleri yapı bunların hiçbirine uygun değildir ve eğitimin sürdürülebilir olması için gerekli imkânları sağlamamaktadır. Tüm bunların yanı sıra, bizlere olduğu söylenen fakat hiçbir şekilde kamuoyuna sunulmayan, mevcut binamıza ilişkin deprem raporunun bizlerle ve kamuoyu ile açıkça paylaşılmaması kuşkularımızı artırmaktadır.

Elbette can güvenliğimiz her şeyden daha önemli fakat alternatif olarak bize sunulan yer taleplerimizi hiçbir şekilde karşılamamaktadır. Sanat eğitiminin sürdürülmesi aynı zamanda kent hayatına katkı sunmaktır. Bu nedenle bu duruşumuz aynı zamanda bir kent hakkı savunmasıdır. Bizler, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri olarak eğitim hayatımızı sekteye uğratacak ve imkânların mevcut olmadığı rektörlük için tasarlanan binaya taşınmayı açıkça reddediyoruz. Öğrencisini ve akademisyenlerini muhatap almayan bir yönetim anlayışını kınıyoruz. Alternatif arayışlar için talep edilen önerilerin ve sanat eğitimi için gerekli şartların sağlanması konusundaki ısrarımızı da sürdürüyoruz ve bu işin peşini bırakmayacağımızı üstüne basa basa tekrarlıyoruz. Eğitim, öğrenim hakkının kısıtlanmaması ve sanatın, sanatçının korunmasının anayasal hak olduğunu belirtir, bu hakların ihlal edilmesinin suç olduğunu da tüm DEÜ GSF öğrencileri adına hatırlatırız.